23 Temmuz 2014 Çarşamba

Hz.Mehdi as 1

2014 YILI VE SAHTE MEHDİLER VE DECCALİYET Türkler tarih sahnesinde adından sıkça söz edilen asil ve kahraman bir millettir.Bu asil milleti tarih sahnesinden 16 kez atmak isteyen güçler başarılı olamamışlar ve bundan sonrada olamayacaklardır.Onaltı kez devlet kurmamız en güzel cevaptır.yaşadığımız ahirzaman diliminde asil Türk milletine ali Cengiz oyunlarının yanında bonus olarak acem oyunlarıda oynandığı gerçeği gözümüzün önündedir. M.Ö. dönemlererine dönecek olursak o dönemlerde yaşayan Allah dostlarının ahirzaman da yaşamak istediklerini ve bu anlamda dualar ettiklerini öğrenmiş oluyoruz.Kaynak isteyen olursa alemlerin Rabbi olan Allah’a sorsunlar. Mana aleminde cevap bulabilirler.Oğuz kağan’ın Türk Milleti için ettiği dua ahirzaman diliminde büyük önem taşımaktadır. Bunu bilen şer güçler Türk Milleti’nin önünü devşirmelerle kurdukları yapı kanadıyla darbelerle devletimizin gücünü zayıflatma politikası ve kendi düşünceleriyle devletin yönetilme stratejisini gütmüşlerdir. Konunun başlığından anlaşılacağı üzerine şer odakları ( kabalist yapı)ahirzamanda geleceği müjdesi verilen Hz.Mehdi as üzerinde kendi planlarını uygulayacak olan sahte Mehdi projesine önem vermişlerdir.Bu konuda önce altyapıyı hazırlayacak olan sahte tasavvufi tarikatler kurup senelerce bozuk itikadde Müslümanlar yetiştirmişler; bu Müslümanlarla İslam Alemini kötülemek için karaprogabanda yapmışlar,İsevileri zaman zaman kendi yanlarına çekmişlerdir. Bazı siyasi çevreler siyasi rantlarının devamı için bu dönemde yaşayan siyasi bir lideri Mehdi as olarak gördüklerini beyan etmişlerdir. Alelacele hazırlanan bu haberi tiwet hesabımdaki takipçilerimin vermiş olduğu linkten öğrendim. Bu linkte bu siyasi lider için hem Mesih hem de mehdi kavramları kullanılıyordu.Şu bir gerçek ki asrın müceddidi olan Hz Mehdi as’ı günümüzde yaşayan Allah dostları bilmektedir. Lakin Allah sırrını koruyanları kendine dost seçer dostlarda sırrı korur başlarını vermek pahasına dahi olsa.Zamanı geldiğinde zuhur edecektir.şu gerçeği unutmayalım :Önce hz.Mehdi as sonra kabalistlerin bekledikleri deccal ortaya çıkacaktır. Nasıl günümüzde devlet erkanı yönetim sisteminde muhtarlık,kaymakamlık,valilik mertebeleri varsa ricali gayb ordusunda da manevi makamlar vardır:Gavs, Kutbul Aktab gibi…tasavvufta manen ilerlemelerde de insan manevi dereceler elde eder.Hz Mehdi makamının gölgesine gelen kişi kendini o makamın sahibi olarak görmeye başlar.burada anlatılmayacak tasavvufi sırlar nedeniyle ehil olanlar bilirlerki bu durumu önemserse kendini mehdi olarak görmeye devam ederse sırrı imtihanı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.Allah Murad ettiği kullarını bu tehlikelerden korur.Murad konusu ise tasavvufta üst derecelerdeki Allah dostlarının arasındaki sırlardan biridir.Sahte mehdiler bu konularda takipçileri bu konuları bilmiyor diye devam edecek olurlarsa dünyada ve ahrette rezil rüsva olacaklardır.Allah ile oyun oynanmaz ey sahte mehdiler.Ağır bir bedel ödeyeceğinizden zerre kadar şüphem yok.Haa tevbe eder kabul olunursa onu bilmem.Sahte mehdinin talebelerinden biri geçen gece Cübbelinin miraç olayı ile ilgili şık olmayan yazısını okudum.Peygamberimiz miraç olayında peygamberlerle (ruhaniyetleri) görüşme yapmıştır.İnanmayanlar mana aleminde peygamberimizi görme şerefine nail olanlara sorabilirler….Gerçi onlar izin dahilinde size cevap verirler. Allah’ giden yollar:Risalet yolu ve nübüvvet yolu’dur.Evliyalullah nübüvvet yolunda ilerlemişler,nasibi olanlar (takdiri İlahi) risalet yolunda yollarına devam etmişlerdir. Allah Ahir zamanda müjdelenen hz. Mehdi as‘ın lutuf olarak risalet yolunda ilerleyeceğini dostları vesilesiyle biz kullarına bildirmiştir.Sırrı imtihan gereği Allah Mehdi as kulları arasında gizleyecek ,şu bir gerçek ki mehdi makamı ,peygamberlik makamı gibi değildir.Bazı sırların korunması şeytanilerin tedbir almaması için ifşa edilmez,her soruda sorulmaz cevapta verilmez. Biraz da düşmanımız deccali tanıyalım:Peşinde dinlerini dünyaya satmış İslam alimleri de gidecektir.Bir kavle göre Hz.Mehdi as ile 3 kez harp edecektir.tüm peygamberler ümmetlerini korkutmuşlardır.gerekli ayrıntıları cami imamları ve müftülerimizden öğrenebilirsiniz. Bu konuyu şimdilik burada noktalıyorum.Şunu unutmayalım:bir kişi dahi mehdi as için bu Mehdi olamaz demeyecektir. Oktar için cübbeli dedi artık rüyadan uyanması kendini mehdi olarak reklam yapma sevdasından vazgeçmelidir.Bir tanede çakma şarlatan Kocaeli,Sakarya taraflarında var.İmtihan işte Allah tuzak kurar. saygılarımla

2 Haziran 2014 Pazartesi

Hukumetimize cagri

HÜKÜMETE ACİZANE TAVSİYEM OLUP KESİNLİKLE YAPILMASI GEREKTİĞİNE İNANDIĞIM BİR HAKİKAT VARDIR. MADEM ÜLKEDE BİR İHANET SÖZ KONUSUDUR MADEM BU MÜCADELE BİR MİLLİ MÜCADELEDİR YAPILMASI GEREKEN ŞEY ŞUDUR: DERHAL ,BÜTÜN BAKANLIKLARIN MÜFETTİŞLERİNDEN 2 ŞER TANE , DDK MÜFETTİŞLERİNDEN 2 TANE , YDK DAN 2 TANE, KDK DAN 2 TANE, ARI, DURU, G.RESMİ BAĞLANTISI OLMAYAN MÜFETTİŞLERDEN OLUŞAN KANUNLA BİR KURUM KURULMASI , BU KURUMUN SON 30 YILIN ÖSYM SINAVLARINI TAKİBE ALMASI, BU YILLARDAKİ SORU HAZIRLAMA KOMİSYONLARININ , TAM PUAN VE TAM PUANA YAKIN ÇEKEN ÖĞRENCİLERİN İNCELENMESİ, ARALARINDA HER HANGİ BİR BAĞIN BULUNUP BULUNMADIĞI KONUSU TAKİBE ALINIP ŞAYET BİR SABOTAJ .İHMAL ,VEYA HAKKANİYETE AYKIRI HERHANGİ BİR DURUM SÖZKONUSU İSE İLGİLİ KİŞİLER ŞİMDİ HER NEREDE OLURSA OLSUN O SINAVLARDAN İTİBAREN KAZAN(AMA)DIĞI TÜM HAKLARIN İPTAL EDİLMESİ VE DEVLET KAYBININ TELAFİ EDİLMESİ ELZEMDİR..

9 Mayıs 2014 Cuma

belgeler isiginda tarihe yolculuk 4 - lnt

".Nerede, biz onları neden göremiyoruz?" gibi anlamsız sorularla karşımıza çıktılar! "Faiz lobisi!" dediğimizde "Bunları hep siz mi görüyorsunuz!" diye akılları sıra bu milletten saklanan gerçeği küçültmek, ufalamak ve itibarsızlaştırmak istediler! Dışa bağımlı oldukları için, YABANCI bir akıl ve kalple yol aldıkları için bizi anlamalarını ve destek vermelerini beklemedik! Bu ülkenin kaderi buydu! Bürokrasi, iş dünyası ve medyada YABANCI çoktu! Hala da çok! Sokağa çıkıp baktığınızda gördüğünüz tabelalar ülkenin kontrolünün kimlerde olduğu gösterir! Bu görülebilecek net ve açık işaretlerden biridir! Bize böyle değerlendirme yapmayı okullarda öğretmezler! Paranın gücünden sözetmezler! Ama gerçek budur! Gidin işlek bir caddeye, bankalardan şirketlere kadar gördüklerinizi altalta yazın! Karşınıza ne çıktı! Evet! YABANCI AĞIRLIKLI bir tablo! İşte durum böyle olduğu için Almanlar'la başımız dertten kurtulmadı! Avrupa hep içimizdeydi! Merkel... 1871 Almanya'sından beri en genç ŞANSÖLYE olan isimdir! LUTHERAN BİR PAPAZIN kızıdır! Bizde Müslüman olmak ayıptır ya! Merkel DOĞULULARA karşıdır! Solun tepkisini bu nedenle çok çekmiştir! SOL'dan hoşlanmadığını da her fırsatta göstermiştir! MERKEL'i biliyoruz, peki Ankara'ya bomba gibi düşen Alman Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'u biliyor muyuz? Merkel'den ayrılan bir özelliği var! Daha doğrusu ARTISI! Bunun kendisi PAPAZ! Protestan din adamı! Kim bu GAUCK? Misafir gibi davranmayan, ağzına geleni söyleyip hakaret eden PAPAZ neyin nesi? Anlatalım! Joachim Gauck, denizci bir babanın oğluydu! Babasının ismi de Joachim Gauck'tu! Annesi Olga Warremann'dı! Rostock'ta dünyaya geldi. Babası İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra NEPTUN WERFT isimli şirkette müfettiş olarak işe başladı. Doğu Almanya'da KOMÜNİSTLER iktidara gelince aile için sıkıntılı dönem başladı. Baba Gauck, oğlu 11 yaşındayken Ruslar tarafından tutuklandı! İddia ağırdı! CASUSLUK yaptığı gerekçesiyle yargılandı, ceza aldı. Sibirya'ya gönderildi! Moda oydu! Kim casusluk yaparsa soluğu orada alırdı. Şartlar o kadar ağırdı ki gördüğü işkenceler sonucunda engelli oldu! Oğul ve anne üç yıl boyunca hiçbir haber alamadı! Babanın yaşayıp yaşamadığını bilemediler! Ancak ALMANLAR adamlarını bırakmazdı! Nasıl Putin'in içeri attığı petrol devi Khodorkovsky, Merkel'in araya girmesiyle salıveriliyorsa, baba Gauck da KONRAD ADENAUER'in Moskova ziyaretindeki talebiyle serbest kalıyordu! Oğul Gauck, yani şimdiki RAHİP CUMHURBAŞKANI, babasının çektiği çileyi hiç unutmadı! Liseyi bitirdikten sonra ANTİ- KOMÜNİZM duygularını içinde büyüttü! Sır gibi sakladı! Gazeteci olmak istiyordu ama komünist olmadığı için imkan yoktu! Tam tersini yaptı, gitti papaz okuluna yazıldı! İlk amacı bir papaz olmak değildi, ancak ilahiyat çalışmaları, felsefe öğrenimi için bir fırsat sunan kilise, komünist ideolojinin egemen olmadığı Doğu Almanya'daki birkaç kurumdan biriydi. Ancak kaçamadı, sonunda papaz oldu. Papaz oldu olmasına ama STASİ yani gizli servis peşini bırakmadı! Papaz da olsa takipteydi! Devlet ona güvenmiyordu! Dosyasında "iflah olmaz bir anti-komünist!" diye yazıyordu! Daha 9 yaşında bir çocukken "sosyalizm adaletsizliğin kendisi!" diyordu! İlerleyen yıllarda siyasete girince STASİ dosyalarını araştıran komisyonun en önemli ismi olacaktı! Gauck 2012'de "Burada yaşayan Müslümanlar Almanya'nın bir parçasıdır" dedi! Ancak istifa etmek zorunda kalan önceki Cumhurbaşkanı Christian Wulff gibi "İslam Almanya'nın bir parçasıdır!" demedi! Neyse... Bizim RAHİP çocukluk aşkı GERHILD HANSİ RADTKE ile evlendi! Daha 10 yaşındayken evleneceği sözünü vermişti! CASUS babasının muhalefetine rağmen 19 yaşında evlendi, sözünü tuttu! 4 çocukları oldu! Christian ilk çocuktu. 1960'ta dünyaya geldi. 1962'de Martin, 1966'da kızları Gesine, 1979'da da Katharina doğdu! Çocuklar için de Doğu Almanya doğru bir yer değildi! Çocukların eğitimi istediği gibi gitmiyordu! Evlilik de öyle! 1991'de çocukluk aşkıyla yollarını ayırdı! Ara dönemde yapmak isteyip de yapamadığı gazeteciliği evine buyur etti! Hayat arkadaşı artık önemli bir gazeteci olan Daniela Schadt'tı! İşte bizim GAUCK önceki gün SOL'un kalesi sayılan ve bizim de gurur duyduğumuz ODTÜ'ye geldi! Okul idaresinin gururla buyur ettiği PAPAZ CUMHURBAŞKANI açtı ağzını, yumdu gözünü! Gezi'den girdi, hukuktan devam etti, MİT yasasından çıktı! Almanya'da olamayacağı kadar rahattı! Sözlerini esirgemiyordu! Böyle durumlarda "Sesimi yükseltirim!" diyordu! Twitter ve Facebook'a sahip çıkıp "Bu kadar polisin yeri neden değişti?" diye soruyordu! Yaşam tarzına müdahaleleri anlamadığını söylüyor "Eğer insanlar yeni havaalanı istemiyorlarsa kulak vermelisiniz!" diye ahkam kesiyordu! "Hukuk devleti tehlikedeyse ben susmam" diyen RAHİP, Almanya'da öldürülen ve yakılan Türkler'in katilleri bulunmadığı zaman sesini çıkarmıyordu! Onun sesini çıkarmamasını anlıyordum! Ancak SOL'un kalesi olan ODTÜ'nün kesilmeyen ağaçlara gösterdiği TEPKİYİ ülkelerini aşağılayan birinden esirgemelerini bir türlü aklım almıyordu! Adam hem SOL'un azılı düşmanı, hem de Türk'e tepeden bakan biriydi! Gökyüzüne UYDU fırlatıldığında ortalığı ateşe verenler ya TÜRK değildi ya da ODTÜ'de okumuyordu! Yok eğer cevabınız "Hayır hepsi ODTÜ'lü!" ise durum daha da kötü! O zaman Türkiye'deki SOL'un yerli olmadığı ve her zaman AVRUPA tarafından kontrol edildiği gerçeğiyle baş başa kaldık demektir! Ben bunu biliyorum da; belki orada okuyan saf çocukların haberi yoktur! İşte bizimkilerin SOL'u anlama kılavuzu... AVRUPALI olunca kendi BAŞBAKANININ giremediği yere elin PAPAZI elini kolunu sallayıp girebiliyor! Çok değerli mühendisleri yetiştirdiğimiz ODTÜ buna bir cevap verecektir! O kadar akılları vardır! Umuyorum!

Belgeler isiginda tarihe yolculuk - lnt3

". Türkiye Türkler'indir!"diyemez! ROTHSCHILD SOROS UKRAYNA IBLIS KOMITESI, SAVAŞIN BÜTÜN RENGİNİ GÖSTEREN! Uzun zaman önce "Kuzey Irak, Türkiye'ye bağlanacak! Petrol de, doğalgaz da Türkiye üzerinden dünyaya açılacak! Kürtler, Türkler'in kardeşidir! Yeryüzünde ne kadar Kürt varsa bunların ANAVATANI Anadolu'dur!" dediğimizde bazıları inanmak istemedi! Gülüp geçti! Çünkü ülkenin el freni olarak yaşayanlar ve bu çarpık ORGANİZASYONDAN çıkar sağlayanlar bunun karşısındaydı! Türk ile Kürt'ün birbirini öldürmesi onların YAŞAM alanıydı! Ranttı, yüksek kardı! Ancak bunu eski ANKARA göremedi! Yerleşik medya, yani YAHUDİ sermayesine yakın mercekler bunu bilerek, isteyerek atladı! Bu ülkenin evlatları toprağa düşerken ağlayan analar oldu! Bütün bu acı tablo sadece ve sadece birilerine kazandırdı! Kaybeden Türk ve Kürt'tü! Ama artık zaman hızla akıyor! Tarih değişiyor ve yeniden yazılıyordu! Yıllar önce Özal'ın PASAPORT verip el uzattığı Barzani şimdilerde yüksek sesle "Aylardır Bağdat'ın Kerkük'ün statüsü, petrol ihracatı ve gelirlerin paylaşımı konusunda sorunları çözmesini bekledik. Bu süre doldu. 'Türkiye'ye petrol satılmayacağına' dair Bağdat'a söz verdiğim iddiaları tamamen yalan. Bu iddialarla Türkiye ile yapılan anlaşmalarımızı bozmak istediler. Ancak bunu başaramadılar. Türkiye ile mükemmel bir anlaşma yaptık. Kuzey Irak için bu paha biçilmez bir anlaşma..." diyebiliyordu! Bütünleşme hızla ilerliyordu! Yeni bir imparatorluk kurulurken birileri bunu bozmak için saldırıyordu! Saldıranlar YERLİ görünümlü YABANCIYDI! Siz bunların kim olduğunu biliyorsunuz! Ama güçleri yetmeyecek! Çünkü başka yerlerde de yeniliyorlar! Siz bakmayın Erdoğan için diktatör diyenlere! Siz bakmayın "Türkiye'de basın özgürlüğü yok!" yaygarası yapanlara! Aksine Türkiye'de ilk kez bu dönemde ülkenin gizli gerçekleri, bilinmeyen kodları ortaya koyuluyor! Düne kadar olduğu söylenen basın özgürlüğünde neden çıkıp bu arkadaşlardan biri "Kardeşim ülkemizin gerçek sahibi Kraliçe'dir!" diyemedi! Daha büyük ifşaat mı olur! Çık, söyle bunları! Yok! Söylemezler! Söyleyemezler! Kökü dışarıda olanlar çıkıp "Türkiye Türkler'indir!"diyemez! Zaten dese de gerçekçi olmaz! Çünkü ÜLKE BİZİM DEĞİLDİ! Meclis'imiz vardı, Merkez Bankamız vardı, ordumuz vardı ama PARAMIZ yoktu! Para üzerinden her türlü siyaset organizasyonunu yapıp bize diz çöktürüyorlardı! Ülkenin seçtiği BAŞBAKANA saldırmak kolaydı! İsrail'e, Alman'a ya da İngiliz'e vur bakalım kolaysa! Asla ve kat'a bir tek söz edemezlerdi! Edeni orada barındırmazlardı! En kolayı Anadolu çocuklarına güç göstermekti! O da düne kadardı! Yandı, bitti kül oldu! Ama hızla duvara doğru yol alıyorlar! Toslayacaklar! Kaçarı yok! Bakın Ukrayna'ya! İç savaş başladı! SOROS operasyon yapmak isteyince daha koltuğa oturur oturmaz YAHUDİ BARONLARI kapının önüne koyan Putin yine sahneye çıktı! Ukrayna'da kan akıyor, insanlar ölüyor, vahşet yaşanıyordu! Ama bütün bu olanların arasında yabancı ajansların çok da kulak vermediği önemli bir olay yaşanıyordu! Hem de SAVAŞIN BÜTÜN RENGİNİ GÖSTEREN! Silahların patladığı Ukrayna'da son birkaç gündür RUSYA YANLILARI hedeflerine sanki biri tarafından işaret edilmişçesine PRIVATBANK'ı koydu! Bütün şubeleri talan edildi! NEDEN? Anlatalım... Privatbank'ın sahibi Ukrayna'nın en zengin bir-iki isminden biriydi! Rothschild ailesinin Truva Atı olarak kullandığı Soros ve prensesi Timoşenko ile arasından su sızmazdı! Enerji sektöründe de çok güçlü bir oyuncuydu! İki PASAPORTU vardı! Çifte vatandaştı! Biri İSRAİL, diğeri ise UKRAYNA! Dünyadaki en zengin 300 kişi arasında gösteriliyordu! Parasından çok ilişkileri görkemliydi! O coğrafyadaki operasyonları yöneten isimdi! Sahibi olduğu ve saldırı altındaki Privatbank'ın sadece 4 yerde şubesi vardı. GÜRCİSTAN, PORTEKİZ, İTALYA ve GÜNEY KIBRIS! Özellikle Güney Kıbrıs'taki BANKASI çok önemliydi! Putin'in gelişinden sonra ülke dışına çıkarılan çok miktarda para burada tutuluyordu! Kayıtlarda 65 milyar dolar olarak görünse de bu miktarın çok daha yukarıda olduğu iddialar arasındaydı! Yani KIBRIS üzerinden RUS OLİGARKLARLA aynı rotada buluşmuş durumdaydı! Oysa 2000'lerin başında koltuğuna oturan Putin, Mikhail Khodorkovsky'den Boris Berezovski'ye, Vladimir Gusinsky'den Bilalov Kardeşler'e kadar GAYRI MİLLİ bütün sermayeyi ya tutup içeri attı ya da ülke dışına gönderdi! Tasfiye edilen OLİGARKLAR 1996'daki DAVOS toplantılarında dünyaya tanıtılmıştı! Ama Putin'in geleceğinden haberleri yoktu tabii! Neyse! Igor Kolomoisky, SOROS'un bir ülkeye girerken kullandığı AÇIK TOPLUM KALKANININ en büyük destekçisiydi! Soros'un kurumlarına çok ciddi paralar akıttığı bir sır değildi! Privatbank'ın sahibi Kolomoisky gariptir NETANYAHU ve John Kerry ile de çok sıkı dosttu! İşte bu banka sahibi sonunu hazırlayan en büyük hatayı yine PARADA yaptı! Igor Kolomoisky, Putin'e karşı resmen savaş açtı! Ukrayna'da İŞGAL edilen kamu binalarını KURTARANLARA büyük ödül koydu! Kim bir binayı TEMİZLERSE 200 bin dolar alacaktı! Soros'un adamı Kolomoisky bu kadarla da yetinmedi! "Rusya alacağı ne varsa gelsin benden alsın! Ben ne kadar borç varsa öderim! Sonra dönüp kendi ülkemden tahsil ederim!" dedi! Resmen kendi bağlı olduğu MERKEZİ, Putin'in yani RUS DEVLETİNİN karşısına koydu! Geldiği günden beri ROTHSCHILD ailesiyle savaşan Putin'in bunu affetmesi yara alması demekti! Gereken yapıldı! Parasına çok güvenen Kolomoisky'nin bankaları tarumar oldu! Sonuçta yeni dünya dengesini bozmaya kalkıştı! Ya kazanacak ya kaybedecekti! Şimdi nerede olduğunu bilen yok! Haber alınamıyor! Belki yarına kadar ortaya çıkar, bilemem! Ama kaybettiği kesin ve netti! UKRAYNA'da PRIVATBANK üzerinden dünya genelindeki savaşın tamamı yürütülüyor! Tabii görenlere! İşte Erdoğan'ın verdiği mücadele de bu! Türkler ve Kürtler'in verdiği mücadele de bu! Fotoğrafı doğru okuyamadığınız zaman "kimin kim olduğunu" anlama şansınız yok! Hele bir de Türkiye gibi MEDYASI Yahudiler'e bağlı bir ülkede gerçekle buluşma şansınız hiç yok! Siz bakmayın onların mangalda kül bırakmadığına! O medya gerçekleri gizlemek için var! "Laiklik ve Cumhuriyet elden gidiyor!" diye hem askeri hem insanları kullandılar yıllarca! Şimdi bunlar tek tek yazılmaya başlayınca "BASIN ÖZGÜR DEĞİL" feryatları yükseldi! Ne yani koca devlet bunların anladığı özgürlüğe pabuç mu bırakacaktı? Sınırlar değişecekken bunları dinleyip içeride kaosa teslim mi olacaktı? Zenginlik varken yoksulluğa mı "evet!" diyecekti? Türkler burada! Kürt kardeşleri de geliyor! Birleşmeyi önlemek ve yeni bir imparatorluğun önüne geçmek için üzerlerine düşeni yapıyorlar! Görevleri bu! Benden duymuş olmayın ama NAFİLE! Boşuna yani! Demedi demeyin! NOT: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mart ayında Igor Kolomoisky'nin büyük ortağı ortağı olduğu Moskomprivatbank'ın Moskova şubesine el koydu.

belgeler isiginda tarihe yolculuk 2 lnt

". KARA PARA asaleti.. ROTHSCHILD "Black Nobility" Venedik 2015 Cizvitler ... "Cambridge Beşlisi veya Cambridge Casus Ağı" diye bilinen grubun en önemli üyesiydi. PHILBY, Cambridge Üniversitesi'nde tarih ve ekonomi tahsili yaparken, Guy Francis de Moncy BURGESS (1910-1963), Donald MACLEAN (1915-1983) ve Anthony F. BLUNT (1907-1983) ile tanıştı... Kaç etti? Evet! Bildiniz dört! Ama bütün tanımlamalarda hep MAHŞERİN 5 ATLISI olarak geçen grupta nedense hep bir kişi eksikti! Kimse onun ismini duymaz ve bilmezdi! Açıklanmazdı! Kimsenin de takılıp merak edeceği düşünülmezdi! Bu grubun 5. üyesi aslında ŞEFİ olan isim LORD VICTOR ROTHSCHILD'ti! Ama bu isimle ilgili bilgi bulamazdınız! Bu BEŞ'linin lideri olan Victor, soykırım zamanında Yahudiler'e yardım edilmesine kesinlikle karşı çıkmıştı! Aile içindeki tartışmalara "Sakın yardım eli uzatayım demeyin!" diye son noktayı koyuyordu! Zaten baktığınızda GAZ ODALARINDA ölen zengin Yahudi de hiç yoktu! İşte geride kalan ZENGİNLERİN ilişkileri hiç bilinmedi! Paranın böyle bir gücü vardı! Ne kadar gizli kapaklı yaşayıp ilerleseler de 8 aile gören gözler için çok ama çok öne çıkıyordu! Warburg , Kuhn Loeb, Goldman Sachs, Schiff ve Rothschild aileleri arasındaki BANKA evlilikleri çok konuşulmaz! Mesela Hamburg'da yaşayan Warburg ailesi Deutsche Bank'ı kontrol eder! Bu isimler arasında muazzam bir ortaklık ağı vardır! Baktığınız her dev şirkette bunların izini bulursunuz! Ancak KAN BAĞI ise hiç konuşulmaz! Hem de hiç! Mesela Deutsche Bank'ı kontrol eden Warburg ailesinden Felix, Jacob Schiff'lerin kızıyla evlidir! GOLDMANLAR'ın iki kızı, tesadüf bu ya, SACHS ailesinin iki genciyle hayatlarını birleştirerek Goldman Sachs'ı meydana getirmiştir! Schiff'ler ayrıca Kuhn ve Loeb ile akrabaydı! Zaten Kuhn&Loeb de evlilik sonucu doğuyordu! Abraham Kuhn ve Salomon Loeb'in kızı bu tohumu atıyordu! Nathan Rothschild de Levi Berent Cohen'in en büyük kızıyla evleniyordu! Cohenler Londra'nın en büyük bankerlerinden biri olup Amerika'da da kök salan bir aileydi! Merrill Lynch'in ÖLDÜRÜCÜ YUMRUĞU olarak bilinen Abby Joseph Cohen ile Clinton'un Savunma Bakanı William Cohen bu aileden gelenlerden sadece ve sadece ikisiydi! OSMANLI'yı yıkmak ve orada bir kontrol kulesi meydana getirmek için İsrail'i de bu aileler kurdu! İsrail'e daha çok göç olması için NAZİLER'e sessiz kaldılar! Devletlerarası oyun kurmak için evliliklere ve güce önem verildi! Kimselerin bilmediği ve onların SİYAH ASALET dediği akrabalık ilişkileri dünyada istediği gibi at oynattı! Peki İsrail'i kuran bu güç orada neredeydi? Bakalım! Baron Edmond James de Rothschild ve James Jacob de Rothschild'in en küçük oğlu Rishon, FİLİSTİN'den toprak satın alan ilk isimlerdi! 125 bin dönüm arazi bir hamlede bunların eline geçti! İsrail'deki bulvarlar, meydanlar, parklar bu ailelerin parasıyla yapıldı! James A. de Rothschild, KNESSET (Meclis) binasını yapıp verdi! Dorothy de Rothschild ise YÜKSEK MAHKEME binasını... Yine Bayan Rothschildler'den biri de YARGI ağının kurulması ve işlemesi için elini cebine attı! İşte bu aile Royal Dutch Shell, Imperial Chemical Industries, Lloyds of London, Unilever, Barclays, Lonrho, Rio Tinto Zinc, BHP Billiton ve Anglo American DeBeers gibi onlarca DEV ŞİRKETİ ve BANKAYI elinde tutuyordu! Petrol, elmas ve altın gibi çok değerli madenler tamamen bunların kontrolü altındaydı! Ve bu isimlerin TÜRKİYE ile ilgili bir planları da vardı! Türkiye'yi son dönemlerde uğraştıran YAPI da bunlarla çok yakından temastaydı! Mavi Marmara saldırısından sonra yapılan "Otoriteye başkaldırmak yanlıştı!" açıklamasındaki OTORİTE bu ailelerdi! Zaten aracılarla devamlı görüşmeler yapılıyordu! Sadece TÜRKLER bunu bilmiyordu! Son dönemdeki en büyük hata olan bu çıkış belki de YAPININ sonunu getirecekti! Çünkü oyunu kuranlar ILIMLI ve HERKESLE konuşabilen, gerektiğinde alttan alabilen İSLAM istediler! Ama bu açıklamayla İSRAİL'i gökyüzüne taşıyan bir mesaj verildi! İşte bu, YAPI üzerinden Ortadoğu'da ılımlı rüzgarlar estirmek isteyen güçlerin istediği ve onayladığı bir şey değildi! 17 Aralık ERKEN FİNAL niteliğindeydi! Kendilerine çok güvendikleri için düğmeye basıldığında sonuç alacaklarını düşündüler! Onların istediği gibi olmadı! Şimdi 10 ülke "Bize gelin! Burada her türlü imkanı size vereceğiz!" diyor! Giderler mi bilmem! Ama isteyenlerin ortak özelliği bu AİLENİN sahip olduğu ülkeler olması! Emeklilik mi verilecek, yoksa yenilenip tekrar gelmesi mi sağlanacak, göreceğiz! Ama OTORİTE'nin tanımından dolayı başlarının derde girdiğini düşünüyorum! İKİ ASIRDIR saman altından su götüren aileler AÇIK vermek istemez! İMPARATORLUKLARININ temelinde bu yatıyor! İsrail'e DOST olduğunu açıkça ilan eden YAPI ile giderler mi merak ediyorum! Sonuçta ortada bir EVLİLİK olmasa da büyük bir ortaklık var! Önümüzdeki günlerde bu bitti mi yoksa tüm hızıyla devam mı ediyor göreceğiz! Çünkü İngiliz arşivlerindeki 100 yıllık plan 2015'te sona eriyor! Onların hesabına göre yeni döneme bir yıl kaldı! Anlayacağınız 2015, hem Kraliçe, hem bu aileler hem de bu YAPI için çok önemli! Kime ne rol verildiğini yakında anlarız! Bakalım bizimkiler için ne düşünülmüş! BEKLEYELİM! Siyah Asalet'in kararını yakında görürüz! “Amerika Fethullah Gülen’i iade eder mi?” sorusuna cevap aranırken, konu, ister istemez Ak Parti iktidarının Amerika - Avrupa ile ilişkilerine gelip odaklanıyor. Oradan yola çıkıldığında da Batı’nın Ortadoğu’da nasıl bir İslam istediğine, Türkiye’nin bu noktada örnek olup olamayacağına, Mısır - Suriye konusundaki Batı tavrına, Türkiye - İsrail ilişkilerinin nasıl seyredeceğine, Batı’nın Ak Parti Türkiyesi’ni dışlayabilme ihtimaline, buna karşılık Ak Parti iktidarının halktaki karşılığının dayanma gücüne vs. geliyor. Şu yukardaki paragrafın her bir virgül arası bir yazı konusunu bünyesinde barındırıyor. İlginç olan bu konuların tamamı şu anda güncel nitelik taşıyor. Ana eksen ise şu: -Ak Parti’nin muhalifleri çoğaldı, Türkiye bu süreçte içerde çok hayati kararlar vermek zorunda ve bunların tamamında Ak Parti’nin, yani Tayyip Erdoğan’ın tercihleri hayati rol oynayacak. Muhalifleri şöyle sıralayabiliriz: Camia. Muhalefet partileri. İş dünyasının TÜSİAD ayağı. Amerika’nın neo-con dünyası öncelikli olmak üzere, onun Obama yönetimini etkileyen uzantıları. Avrupa’da etkili odaklar. İslam dünyasında Amerika - Rusya - Avrupa etkisinin yönlendirdiği epeyce bir alan. Bunlara başkaları da ilave edilebilir. Bunların zaman zaman birbirleriyle buluşup muhalefeti derinleştirdikleri, zaman zaman ayrıştıkları da bir vakıa. Muhalefetin iç ayağının etkinliği sınırlı. Orada iş nihayetinde varıp halkın sandığa yansıyan iradesine dayanıyor ve muhalefet sandıkta karşılık bulamıyor. İç muhalefetin umudunu Ak Parti iktidarının ve özellikle Tayyip Erdoğan’ın “Dışardan dövülmesi”ne bağladığı gün gibi ortada. “Amerika Gülen’i vermez” yargısını paylaşanlar, temelde, “Amerika Ortadoğu’da islami yaklaşımlara yönelik politikasını Erdoğan çizgisinden daha çok Gülen çizgisine ağırlık vererek belirler” görüşünü seslendiriyorlar. Bunda Ak Parti iktidarı ile Obama arasında özellikle Mısır, Suriye ve İsrail politikalarındaki farklılaşmaya işaret ediliyor. Hani şu malum, Amerika’nın stratejik tercihlerinde belirleyici olan “Siyasal İslam” karşısındaki tavır meselesi. Bu noktada “Gülen’in İslamı” denebilecek alan Amerika için “Ilımlı” ve “Tercih edilir” bulunuyor. Burada yine Amerika nezdinde Suudi ve kimi Körfez ülkelerinin temsil ettiği İslam’la “Gülen’in İslamı”nın aynı paralelde gözükmesi Müslümanlar açısından anlamlı olsa bile, Amerikan oportünizmi noktasında anlamlı gözükmüyor. Bir süredir Camia medyası ile, bizdeki “Kadim Batıcılar”ın Ak Parti’ye düşmanlık noktasında üstüste örtüşmesi ilginç bir durum. Bu noktada ABD ve Avrupa’daki karar mercilerinden daha derin bir öfke içinde odduklarını da tespit etmemiz lazım. Daha derin, çünkü söz konusu Batılı odaklar, yine de reelpolitikten hareket ediyorlar ve Türkiye’yi Ak Parti’nin temsil edecek olmasına ve Türkiye’nin dikkate alınması şart olan stratejik gücüne bakıp, ilişkilerin bütün bütün yaralanmamasına çalışıyorlar. Alman Cumhurbaşkanı’nın sözlerinin bizdeki alım gücünün, Almanya’dakinden daha fazla olması, bizdeki muhalif dünyanın öfkesi ile ilgili. Aynı şekilde Obama’nın Erdoğan’ı arayıp aramamasının bizdeki alım gücü ile Amerika’daki alım gücü arasında bulunan fark da bununla alakalı. Bizde Batı sopası ile iktidar terbiye etmek eski adetlerden. Ama bir şey var ki, o oyunları bozuyor: -Tayyip Erdoğan’ın yürek farkı ve tabii onun halkta oluşan karşılığı. Tayyip Erdoğan’ın yürek farkı derken, bütün bütün gizemli bir alanı devreye soktuğum sanılmasın. Bunun halkta ciddi karşılığı var (8 seçimde ve en son yüzde 45.5 kadar), bizdekiler kolayca ihmal etseler bile, her şeye rağmen “Demokrasi”yi dışlayamayan Batı dünyası bu halk desteğini dikkate almak zorunda kalıyor ve buna ilaveten tabii ki Türkiye’nin bu coğrafya için vazgeçilemezliği yine Erdoğan tarafından etkin bir stratejik güç olarak devrede tutuluyor. Şu ana kadar Erdoğan’a, yani Türkiye’ye diz çöktürülemedi. Belki de tarihin döndüğü bir zamanı yaşıyoruz. Bana göre yaşanması kaçınılmaz olan bir zamanı. Onun için bu tarih dönümünde kimse yanlış yerde durmamalı. 1- 1699 sonrası Osmanlı topraklarına gözünü diken dönemin “emperyalist olma yolundaki” güçleri kaç bölümde analiz edilebilir? 2- Papalık etkisinde olan kara Avrupası ve özellikle reform sonrası bu bütünden kopan İngiltere-Hollanda ikilisi ve özellikle sonrasında tek başına kalarak Amerika kıtası, Hindistan, Çin ve Osmanlı topraklarında oyun kuran İngiliz Aristokrsisi, nasıl analiz edilebilir? 3- Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu hazırlayan Almanya-İngiltere denklemi ve denklem içi çekişme bugün tam olarak “son buldu” denebilir mi? Yoksa hala bu arkadaşlar kendilerini 1839-1923 ve 1923-2003 arasındaki etkilerinde mi görüyorlar! 4- Amerikan iç savaşında “savaşan taraflar” tam olarak nasıl tarif edilebilir? 5- Katolik Avrupa ile Ortodoks coğrafyasındaki ilişkiyi iyi değerlendiren ve bu yolda lehine bir denklem kuran Osmanlı’nın pozisyonu yeniden kazanılabilir mi? 6- Papa liderliğindeki Avrupa’nın Ukrayna’da oynadığı oyun ve Rusya’nın pozisyonu ile Gezi olaylarından itibaren Türkiye’de gelişen süreç ve Mısır’da ortaya çıkan darbe arasında BENZER noktalar nelerdir? Sevgili dostlar, yukarıda sorduğum sorular sonrası ABD-RUSYA denkleminden yola çıkarak daha önce paylaştığım tezimi bir kez daha açarak konuya girmek ve özellikle “BİZİM İÇİN YENİ BATI” sorgulamasını tamamlamak istiyorum... Başlarken bir tespit yapalım: “yeni dünya düzeni ve oluşacak 3 güç odağı” sorgulamamızda çok önemli bir detay var; ortaya çıkan ve artık gözle görülür hale gelen “Türkiye-Avrasya-Ortadoğu” çizgisinin en önemli desteği, yeni düzende de “üç ana merkezden biri olacak” olan Amerika... Daha açık yazayım; Türkiye-Avrasya/Rusya-Ortadoğu denkleminde “önemli ve esnek olacak” özellikle tutumu ile 1800’lerin başından bugüne İstanbul-Moskova çizgisi üstüne oynayan Avrupa’ya karşı duruşumuzu güçlendirecek bileşen Amerika! Obama’nın Amerika’da BAŞKAN seçilmesi, Amerika kıtasında ezilen, sömürülen insanların, İngiliz Emperyalizmi ve bugün devam eden uzantılarına özellikle askeri-endüstriyel güçlere karşı bir başkaldırısı! Bu noktada konuyu açmak ve bir tanımlama yapmak istiyorum; Türkiye-Rusya-Amerika ve Türkiye-Ortadoğu-Amerika üçgenleri genleşme stratejilerimizde temel alacağımız yapılar... Bunun da anlamı çok açık; ne tam olarak Avrasya çizgisinde eriyip “stratejik ortağı” kaybetmek, ne de Amerika ile “4 Temmuz ilişkisine” dönüp ileri bakıp sorgulama yeteneğimizi yitirmek... Hedef “DENGE” konumunda kalarak bağımsız bir şekilde ilerleyebilmek... Yaptığım tanımlamalarda bütün stratejiyi üstüne kurduğum en önemli kavram DENGE ve Türkiye ezilmeden-ezmeden dengeyi kurma şansına sahip birkaç ülkeden biri... Sevgili dostlar, Türkiye zaman zaman “çıkış ve ataklar” yapınca, içeriden yürütülen DENGE politikasını anlayamayanlar ortalığa dökülüyor; vay Türkiye Batı’dan Doğu’ya mı kayıyor? Anlayamadıkları da burası; Türkiye kaymıyor, eksen çizerek yoluna devam ediyor ve BATI ile bağını da güçlendirip daha sağlıklı bir noktaya taşıyor. Bu noktada önemli detay ve soru; BATI neresi veya BATI dediğimizde nereyi işaret ediyoruz? Çok açık yazayım; YENİ DENKLEM içinde Türkiye için YENİ BATI artık tek başına AMERİKA! Avrupa’ya ve üstümüze külfet olabilecek maddi-manevi uzantılarına ihtiyacımız yok. Bana göre YENİ DÜZEN içinde yer alacak “3 GÜÇ” arasında Avrupa zaten yok ve olmayacak... Sonuç: Türkiye yıllarca “BATI’dan kopmayacağım” diye Avrupa ve uzantılarının yükünü, pisliğini, külfetini çekti. Kendini kullandırdı, aşağılandı, hor görüldü. Bugün artık buna ihtiyacımız yok ve en önemlisi YENİ DÜNYA DÜZENİ DENKLEMİ içindeki “BATI” değişkeninde Avrupa diye bir parça da yok ve olması da imkansız. BATI GÜÇ ODAĞI’nı bütün değerleri ile tek başına artık Amerika kıtası temsil ediyor ve bu temsil güçlenerek devam edecek... Daha vurucu şekilde ifade edeyim; YENİ DENKLEMDE Avrupa diye bir bileşen olmayacak! Son söz 1: YENİ DÜNYA DENKLEMİ üç büyük ana bileşenden oluşacak; Amerika Kıtası, Türkiye-Rusya-Avrasya-Ortadoğu çizgisi ve Çin-Hindistan-İran bileşkesi... Bu yapı içinde Türkiye bütün bileşenlerle birlikte olma şansına sahip ve geçmişten getirdiği doku buna müsait. Türkiye için yeni dönemde 4 ana kritik detay var; 1-Amerika ile ana ortaklığı kaybetmeyecek hatta daha da derinleştirecek, 2- Rusya ile yeni denklemi kurmaya devam edecek, 3- ABD-RUSYA-TÜRKİYE denklemini doğru kurgulayacak, 4- Avrupa ile vakit kaybetmeyerek ilişkiyi NORMAL bir düzleme çekip, sabal üyelik üzerinden sömürüye izin vermeyecek... Son söz 2 : Türkiye, gerektiği anda doğru zamanlama ile adımlarını atabilirse, YENİ DÜNYA DÜZENİ ve DENKLEMİ içinde “en noktasına” varabilme potansiyelini taşıyan birkaç ülkeden biri! Bu gerçeği görmek ve gerekli adımların atılmasını sağlamak her Türk vatandaşının görevi! YAZIK OLMASIN binlerce yılın, bu coğrafyanın, bu toprakların hakkına! Önemli not: Alman Cumhurbaşkanı ziyareti sonrası ve sırasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Başbakanı hakkında hakaret ve tehditi aşan yorumlar ve siyasilerin görüşleri Alman basınında ve içerideki Alman sermayeli “malum medya” grubunda yer aldı. Hepsinde aynı cümle vardı; “Türkiye ile AB ilişkisini kopartalım ve hakettikleri yere gönderelim”! İnanın çok üzülürüz! Ve siz hiç merak etmeyin; BİZ HAKKETTİĞİMİZ YERE hızla ilerliyoruz ve artık daha da hızlı koşacağız!

belgeler isiginda tarihe yolculuk

" Bilgi! ! Türkler ve İngiliz istihbaratı B"naiB"rith. B'nai B'rith dünyadaki en eski Yahudi hizmet organizasyonudur. Açıktır ki, B"nai B"rith İngiliz istihbaratının, İngiliz imparatorluk çıkarlarınca işletilen ve yönlendirilen; ne B"nai B"rith üyelerinin, ne de Musevilerin çıkarlarının gözetilmediği, yalnızca kullanıldığı adi bir araçtır. B"naiB"rith ve Türkler Iimparatorluğu böyle etkili parçalayan genç Türkler gerçekte kimlerdi? Genç Türklerin kurucusu Emmanuel Carasso isimli bir İtalyan B"nai B"rith memurudur. 1890"larda o zamanlar Türkiye"nin, şu anda Yunanistan"ın bir parçası olan Selanik te Carasso gizli Genç Türkler cemiyetini kurmuştur. Carasso aynı zamanda Yeniden Makedonya adlı bir italyan mason locasının da büyük üstadı idi. Loca Genç Türklerin karargahı ve bütün üst düzey Genç Türk liderleri de üyeleriydi. Osmanlı imparatorluğundaki İtalyan mason locaları, Giuseppe Mazzininin takipcisi ve B"nai B"nith"in Avrupa kolu, Evrensel İsrail Birliği başkanı Emmanuel Veneziano tarafından kurulmuştur. Genç Türkler rejiminde, Carasso lider rolü oynamaya devam etti. Sultan ile tahttan indirildiğini söylemek üzere bir araya geldi. Sultanı ev hapsinde tutmak ile görevli idi. Balkanlardaki Genç Türk istihbarat ağını işletti ve aynı zamanda imparatorluğun 1.Dünya Savaşındaki tüm iaşe temininden sorumluydu. Diğer bir önemli alan da basındır. İktidardayken Genç Türkler, Genç Türklerin de çalıştığı pek çok gazete çıkardı, bunların editörü de Rus asıllı Siyonist Vladimir Jabotinsky"den başkası değildi. Jabotinsky genç biri olarak İtalya"da eğitildi. Daha sonradan Siyonist hareket için Mazzini"nin fikirlerini temel olarak tanımladı. Jabotinsky Türkiye"ye gazeteyi almak üzere Genç Türkler gücü ele geçirdikten kısa süre sonra geldi. Türk kabinesinden birinin sahip olduğu gazete Rusya Siyonist Federasyonu tarafından fonlanmakta ve B"nai B"rith tarafından yönetilmekteydi. Gazetenin yayım ilkeleri Hollanda Kral ve Kraliçesinin kişisel bankeri olan Jakob Kann isimli Hollandalı Siyonist tarafından gözden geçirilmekteydi. Jabotinsky daha sonra "Irgun" isimli bütün Siyonist organizasyonların Arap karşıtı hareketini yarattı. Bugün İsrail"deki takipçileri Perez-Arafat görüşmesine en sert şekilde karşı koyanladır. Carasso"nun diğer bir ortağı da Parvus olarak da bilinen 1905 ve 1917 Rus Devrimlerinin finansörü Alexander Helphand"dır. 1905"den kısa süre sonra, Parvus Türkiye"ye geçmiş ve Türk anavatanı isimli bir başka gazetede ekonomi editörlüğü yapmıştır. Parvus Carasso"nun hububat ticaretinde ortağı olmuş ve Türk Ordusu"na Balkan Savaşları esnasında silah sağlamıştır. Daha sonra 1917"de Lenin"i alacak gizli treni ayarlamak üzere Avrupa"ya dönmüştür. Tabi ki, Genç Türkler hareketine yol gösterici olarak bazı Türkler de yardımcı olmuştur, örneğin Talat Paşa. 1. Dünya Savaşı esnasında rejimin diktatörü ve içişleri bakanıdır. Selanik"teki Carasso"nun mason locası üyesi olmuştur. 1908 den bir sene önce, Talat Paşa Osmanlı imparatorluğundaki İskoç riti büyük üstadı olmuştur. Eğer Washington DC"deki İskoç Riti merkezine giderseniz İskoç Ritine mensup Genç Türk liderlerinin çoğunu bulabilirsiniz. Türkiye"deki İskoç Ritini kim kurmuştur? Kurucularından bir tanesi Fransa"daki büyük üstat ve B"nai B"rith"in Avrupa kolu başı olan Adolph Cremiux"dur. Cremux Mazzini"nin genç Fransa"sına lider olmuş ve İngiliz yardakçısı 3.Napolyon"u iktidara getirmiştir. Genç Türklerin hikayesini B"nai B"rith ve İskoç Riti Arşivlerinde bulabiliriniz fakat tarih kitaplarında bulamazsınız. En iyi açık görüntüyü, kahramanının Genç Türklere izin veren İngiliz ajanı olduğu Greenmantle romanında bulabilirsiniz. Yazarı John Buchan, 1.Dünya Savaşı esnasında İngiliz istihbaratında memurdur, daha sonra romanın kahramanını Aubrey Herbert olarak açıklamıştır. Gerçek hayatta, Herbert İngiltere"nin en güçlü asil ailelerinden birine mensuptur. Carasso ve Genç Türkler ile olan tekrarlanan teması kamu kayıtlarlarında konudur. Herbert"in büyükbabası Mazzini"nin patronu olmuş ve 1848"de İtalya"da devrimci kitlelere liderlik yaparken ölmüştür. Babası 1880 ve 1890 larda İngiliz masonluğundan sorumludur. Amcası İngiltere"nin Amerika büyükelçisidir. 1.Dünya Savaşı"nda Herbert Ortadoğu"daki en üst seviye İngiliz ajanıydı. Arabistanlı Lawrence daha sonra Herbert"i bir defasında Genç Türklerin başı olarak açıklamıştır. Birleşik Devletler de komploda rol oynadı. 1890"dan 1.Dünya Savaşı"na kadar, 3 Türkiye büyükelçisi; Oscar Straus Abraham Elkin ve Henry Morgenthau Üçü de Simon Wolf"un arkadaşları ve B"nai B"rith"in üyeleriydiler. B"nai B"rith Palmerston ve onun üç yardakçısı tarafından kurulan diğer organizasyonlar ile kıyaslandığında, B"nai B"rith değişik zaman ve çağlarda daha geniş kapsamlı görevlerde kullanılacaktır. Bu sebeple B"nai B"rith kendi organizasyonlarında Mazzinyalı emsallerine göre aradan sıyrılarak göze çarparak daha kalıcı olacaktır. Bu yüzyılın sonunda, B"nai B"rith"e isnat edilen görevlerden biri, diğer Mazzinyalı yetkililerin yardımıyla, Osmanlı İmparatorluğunun bölünmesi ve parçalanmasının yönlendirilmesidir. Bu İngilizlerin Avrupa"nın hasta adamı dediği durumdur. Tarihsel olarak, Osmanlı İmparatorluğu kendi etnik azınlıklarına şaşırtıcı şekilde toleranslı yaklaşmaktadır. İmparatorluğu ortadan kaldırmak için Mazzini modelindeki kaba ırki eziyete dönmeliydi. 1862"de Amerika sivil savaşı esnasında, Mazzini, Rusya"nın yakınlarında bulunan kendi adamlarını, 2. Alexander"a sıkıntı çıkartacak başkaldırıları kışkırtmak üzere çağıracaktır. Kısa bir süre sonra, Mazzini, Paris"teki Adam Smith dönüşüm projesini, genç Polonya"nın da yardımıyla başlayacaktır. Son"un başlaması 1876"da, Genç Osmanlılar İstanbul"daki gücü açıkça ele geçireceklerdir. Moratoryum ilan ederek, İngilizlere tam bir ödeme yapmak üzere serbest ticaret önerecekler ve Anglo-Fransız bankerleri getireceklerdir. Çabucak ortadan kaldırılacaklar fakat aynı ağ daha sonra Osmanlı İmparatorluğuna son darbeyi vuracak Genç Türkler (JÖN TÜRK"LER) olarak geri döneceklerdir. 1908"de, Genç Türkler olarak da bilinen İttihat ve Terakki Komitesi, askeri bir zeka ile sultanı devirmiş ve Osmanlı Türk İmparatorluğunun iktidarını ele geçirmiştir. Sahip oldukları güçle Türk olmayan azınlıkları bastıracak ırkçı kampanyaları yürütmüşlerdir. Dört sene içinde ırkçı azınlıklar karşıtı kampanyaları Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan arasındaki 1912-13 Balkan savaşlarını provake etmiş ve bu savaşlar Türkiye"nin Almanya"nın bir müttefiki olduğu Birinci Dünya Savaşını tetiklemiştir. İktidarda olunan yedi sene boyunca Genç Türkler, Osmanlı İmparatorluğunu yok etmişlerdir. İngiliz istihbaratı imparatorluk içindeki her bir milliyetçi grubu, Genç Türkleri ve onların rakiplerini manüple etmiştir. Genç Türkler iktidara sahip olduklarında, Osmanlı İmparatorluğu hala Suriye, Irak, Ürdün, Filistin ve Arap yarımadasında bulunuyordu. İmparatorluk hala; Yunanistan"ın yarısında, Sırbistan"ın yarısında, Tüm Arnavutlukta olmak üzere, Balkanların çoğuna sahipti. Sahip olduğu kara sahası bugünkü Türkiye"den daha fazlaydı. Osmanlı İmparatorluğunun nüfusunun çoğunluğunun Türk olmasına rağmen yüksek sayıda Sırp, Yunan, Arap, Ermeni ve Kürtler mevcuttu. Avusturya ve Rusya imparatorlukları yanında Osmanlı İmparatorluğu çok etnik imparatorluklara sahip olan bir imparatorluktu. Genç Türkler iktidara demokrasi bayrağını yaymak üzere geldiler ancak kısa süre sonra Pan Türkizm bayrağını ellerinde tuttular. Asya"daki tüm Türk halklarını içerecek şekilde devleti bir şekle sokma fikriydi. Fakat Pan Türkizm hareketi Türkiye"de dahi olsa Türkler tarafından yaratılmadı. İlk defa 1860"larda Sultanın danışmanı ama, Lord Palmerston ve İngiliz dışişlerine gizli olarak çalışmış Macar Siyonist Arminius Vambery tarafından gündeme getirildi. Vambery daha sonra Siyonist lider Theodr Herzl ve Sultan arasıda İsrail"in yaratılması ile ilgili arabuluculuğa soyundu. Genç Türkler aynı zamanda Pan İslami bir devletin bayrağını da ellerinde tutuyorlardı. Bu fikir de dünyada yaşayan tüm Müslümanları, Türk olsun olmasınlar tek bir imparatorluk çatısı altında toplamaktı. Bu da Rusya ile ihtilaf anlamına gelen diğer bir amaçtı. Bu fikir de keza Türkiye"deki Genç Türkler tarafından yaratılmamıştı. İlk defa 1870"lerde, ailesi Bank of England"ın kurucusu olan İngiliz Wilfred Blunt adlı bir İngiliz asili tarafından gündeme getirildi. Blunt İslam"ın Rusya"yı yok edeceğini savunan üst düzey İngiliz istihbaratçılarından biriydi. Blunt"un ailesi daha sonra İngiliz KGB ajanı "Kim" Philby"i himaye etmiştir. Genç Türkler Pan Türkist ve Pan İslamist hareketleri yayarken, İngilizlerde imparatorluk bünyesindeki anti Türkçü hareketleri körüklüyordu. Arabistanlı Lawrence ile Arap milliyetçiliğini, İngiliz ajanı Seton-Watson ile Sırp milliyetçiliğini, Lady Dunham ile Arnavut milliyetçiliğini, Noel Buxton ile de Bulgar milliyetçiliğini destekliyorlardı. Bütün bu insanlar Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlığını kazanmak istemekte ve aynı zamanda komşularından toprak talep etmekteydiler. Büyük Kürdistan ve büyük Ermenistan Örneğin İngiltere; Türkiye, İran ve Rusya"dan parça alınacak Büyük Ermenistan projesini destekledi. Bu büyük Ermenistan"ın var olması mümkün değildi. Hiçbir büyük güç, İngiltere dahil, gerçekten bunu istemezdi. Aynı sahada yaşayan Kürtler de bunu istememişlerdir. Fakat İngilizler Ermenilere planlarını desteklediklerini söylediler. Aynı zamanda, İngilizler Kürtlere de Büyük Kürdistan fikrini desteklediklerini söylüyorlardı. Haritanın da gösterdiği üzere, önerilen Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan sınırları özdeştir. 1915"de, 1.Dünya Savaşı sırasında, Kürtler 1 milyon Ermeniyi öldürdüler. İngilizler tarafından iktidara getirilen Genç Türkler, İngilizlerin desteğini aldıklarını düşünen Kürtleri yine İngilizlerin desteğini aldıklarını düşünen Ermenileri öldürmek için kullandılar. İngilizler daha sonra bu soykırımı Türkiye"nin elimine edebilmeyi doğrulamak için kullandılar. Gerçekte, sonraki sene, İngilizler ve Fransızlar Osmanlı İmparatorluğunu aralarında paylaşmak üzere bir araya geldiler. Kısmen işleyen plana göre, Türkiye"nin kendisi Karadeniz"de ufak bir alana kadar küçültülecekti. İmparatorluğun geri kalanı Fransa ve İngiltere"ye gidecekti. -> " Aşağıda okuyacağınız belgeler 46 cilt tutan İngiliz Gizli Belgelerinden alınmıştır"¦ Osmanlı İmp.luğunu parçalamak için başta İngiltere olmak üzere Avrupa"nın emperyalist devletlerinin çevirdiği bütün oyunları en açık biçimde ortaya koymaktadır. "¦"¦ Bu belgelerin bize öğreteceği pek çok şey vardır. İlki Emperyalizmin gerçek karakteri. İkincisi devletler arası ilişkileri mutlaka şahıslar arası dostluklardan ayırmak gerektiğidir"¦.. Akıllı yöneticiler için sadece ulusal çıkarlar vardır"¦.. Ve nihayet bu belgeler bize* halklarına ihanet eden devlet adamları ile gerçek vatanperverler arasındaki farkı açıkça göstermektedir. "¦"¦ Bugün canlılığı ile yaşatılan bir Ermeni sorunu vardır. Geçmişte*Ermeni"lerin nasıl tahrik ve teşvik edildikleri bu belgelerde en açık şekilde görülmektedir. "¦"¦ Ermeni cinayetleri başlamadan önceki dönemde yaşlı Ermenilerce gençlere aşılanan Türk düşmanlığı, bu topluluğun bulundukları ülkelerde eriyip yok olmalarını önleyen bir öğe gibi düşünülebilir"¦.. Yaşlı Ermeniler, yaşadıkları olayları, kimlere alet olduklarını ve kimler tarafından en insafsızca harcandıklarını düşünmeden şartlandırdıkları çocukları ve torunlarının vahşetleri ile ne ölçüde öğünseler azdır! "¦"¦ Türk Yurdu bir baştan bir başa işgâl altında iken; ne Hınçak, ne Taşnak Cemiyeti, ne Bogos Nubar Paşa komutasında Ermeni Orduları, ne Rus, İngiliz, Fransız yapısı silahları, nede Maraş"ta giydikleri Fransız üniformaları hayâllerinde var olan Ermeni Devletini gerçekleştirmeye yetmemişti, günümüzde işledikleri cinayetlerle, vahşetle nereye gelebilirler? "¦"¦ Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti hiçbir dönemde ırkçı olmamıştır. BELGELER * (s. 34) (1096-1907) ( Albay C. Surtees tarafından rapor) ""¦Türk askeri birçok kez malzemesiz, yiyeceksiz, ayakkabısız, barınaksız yaşamış, yürümüş ve savaşmıştır." ""¦Türk Maliyesi: Türk bütçesi hiçbir zaman kesin olarak bilinmemektedir. Fakat 20 milyon Sterlin civarında olduğu sanılmaktadır"¦ Türk borçları 88 milyon tutmaktadır. Bu borçlar belli şirketlerin kontrolündedir. Bu borçlar tuz, tütün, pul, ipek, içkiler, balıkçılık vb. kaynaklar ile garanti altına alınmıştır. Ruslara olan harp borçları 27 milyondur. Böylelikle borç toplamı 130 milyon olacaktır"¦. ""¦ Fransa ve Almanya bu memleketteki malî kudretini gittikçe arttırmakta ve ipi hergün biraz daha germektedir"¦ Her iki tarafta Türk Hükümetine yüksek faizli yeni borçlar teklif etmekte, işe yaramaz âtıl kapitâli arttırarak Türk Hükümetini ellerinde tutmaktadırlar"¦ Türkler harcamalarını kontrol etmezlerse bu iflâsa kadar gidecektir, böylece bu iki devlet bekledikleri fırsatı elde edeceklerdir"¦. ""¦ Osmanlı İmp.luğunun akılsızca borçlanması ve korkunç israfı yüzünden Türk Devleti mahvolmakta." *- Cilt 262- Yıl:1909,- Sayfa: 759 ( Eski bir diplomat) : " İngilizler Türk düşmanı Hıristiyanlara iyi davranır, Türk köpeğini dövmek için her kırbaç mübahtır" derdi. *- Cilt 269 Yıl: 1911, Sayfa 177 ( Sir Mark Skyse) : ""¦ Öyle sanıyorum ki, Avrupalı mâliyecilerin Türkiye"de yaptıklarını sinsi bir vahşet olarak isimlendirmek hatâlı olmaz." *- Cilt 266- Yıl 1909,- Sayfa 329 ( Noel Buxton) : ""¦ Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehâlet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır." *- Sayfa No: 180 -Belge No: 161- 30.Temmuz.1910 ""¦ Aslında Fransız mâliyecileri, Türkiye"nin hayat kanını emmektedirler." *- Sayfa No: 550- Belge No: 554- 24.Şubat 1912 ""¦ Kral Ferdinant"ın en büyük ihtirâsı İstanbul merkez olmak üzere Bizans İmp.luğunu kurmaktır." ""¦ Şimdilik Avrupa Türkiye"nin çözülmesini bekliyor, o zaman vilâyetler kucağına düşecek." *- Sayfa No: 673- Belge No: 696 "“ 3. Eylül. 1912 ( Mr. Marling"den Sir E. Grey"e) ""¦ Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupa"yı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmp.luktan ayırmaya çalışmak ol malıdır." *- Sayfa No: 6- Belge No: 9- 9. Ekim.1912 ( Sir.G. Buchanon"dan, Sir. E. Grey"e) ""¦ Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır"¦. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir." *- Sayfa No: 88- Belge No: 113- 3. Kasım. 1913 ( Lord Kicthener"den Sir E. Grey"e) ""¦ Türklerin çöküşü tamamlanmış görünüyor"¦ Sudanda Türklerin hak diye ileri sürdükleri ne varsa İngiltere"ye geçmelidir." *Cilt X- Sayfa No: 50- Belge No: 59 "“ 29. Ekim.1913 (Sir A. Nicholsen"den Sir G. Hardinge"ye ) ""¦ İmroz ve Bozcaadaları hariç bütün adaların Yunanlılara bırakılmasını sağlayalım." *- Sayfa No: 164- Belge No: 180 "“ 23. Aralık. 1913 ( Sir E. Grey"den Sir E. Mallet"e) ""¦ Yunanistan"ın adaları alacağı konusunda anlaştık. Size söyleyeceğim en iyi husus kuvvetlerin Yunanistan lehine Türkleri oyalamakta olduklarıdır"¦ Ermeniler hakkında yapacağımız teklifleri Türkleri korumak gibi göstermeliyiz"¦ Türkiye dağıldığı zaman Almanlarda kendi paylarını alacaklardır"¦ Türkiye yeni borçlar bulmazsa çökecektir." *- Sayfa No: 262 - Belge No: 286- 16. Haziran. 1914 ( Mr. Erskine"den Sir E. Grey"e) ""¦ Amiral Kerr bana gizlice Türk Donanmasını mahv etmek için plânları olduğunu anlattı." *- Sayfa N0: 381- Belge No: 429- 14. Aralık. 1913 ( Mr. O"beirne"den Sir E. Grey"e) ""¦ Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilân etmenin en iyi aracıdır"¦ Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır." **( Günümüzde de Türkler aleyhine yürümekte olan Ermeni propagandasını daha yakından anlayabilmek için bir iki küçük -aşağıda- ek yapmağı uygun gördük. E.U) ""¦Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar ( Müslüman Asya"da Kuvvetlerin Mücadelesi Sayfa 14)" "¦"¦ Prof. Phillip Marshall Brown: " Avrupalı Devletler emperyalist amaçlarına varmak için Orta- Doğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi fedâ ettiler. ( Olaylı Yıllar Cilt 2 Sayfa 148)" "¦"¦ Prof. John Dewey: " Halkın nefret ettiği yabancı kuvvetler, bu memleketlerden elde ettikleri kukla hükümetleri öyle haince kullandılar ki işte emperyalizm. ( Politik Yeni Cumhuriyet Sayfa : 268- 12. Kasım 1924)" "¦"¦Türkiye"de Amerikan Protestan misyonerleri"¦Misyonerler bütün çalışmalarını Rum ve Ermenilere yönelttiler.Amerikan misyonerlerinin en büyük başarısı kolejler vasıtası ile oldu.İstanbul"daki kolej 1840"da Robert kolej adını aldı.İlk talebelerin hemen hepsi Ermeni gençlerindendi.Bu koleji bitirenler,zamanla birçok milletin lideri durumuna geldiler. Buradan çıkan Bulgar öğrencileri, Bulgaristan"daki milli hareketin başına geçtiler"¦.Amerikan Protestanlarına göre Müslümanlar kafirdir,bu yüzden onların aleyhine propaganda yapıp,insan kasabı oldukları efsanesini yayıyorlardı"¦.Misyonerler Ermenileri Müslümanlara(Türkler) karşı hazırladılar,dinamit yapmasını öğrettiler ve her fırsatta onları İslâma karşı kullandılar." *-Sayfa No:486 -Belge No:545 8.Haziran.1913(Sir G.Buchanon"dan Sir E.Grey"e) ""¦Ruslar,Majeste hükümeti Türk sınırında yaşayan Kürtler arasında da huzursuzluklar çıkartıyorlar, zayıf Türk otoriteleri bunu bastıramaz ve biz buna katlanmayız "dediler. *- Sayfa No:501 Belge No:562 "“ 22.Haziran.1913(Sir E.Grey"den Lord Granville"ye) ""¦ Altı ilin birleşik bir Ermenistan için ayrılması Asya Türkiye"sindeki diğer ırklarında aynı yolu tutmasına neden olacaktır." İNGİLİZ DIŞ POLİTİKA BELGELERİ: 1919-1939 *-Sayfa 86 "“ " 12. Temmuz. 1919 Yunanlılar Aydında boş yere kan döktüler." *-Sayfa 95 "“ " "¦. Türkler sadece Yunanlıların istilâsına uğradıklarını sanıyorlar ve onlarla savaşmaya hazırlanıyorlar, ancak Yunanlılar müttefik plânının bir parçasıdır. *-Sayfa 106-132 "“""¦ Türkleri rahatsız etmeyelim ve Türklere harbin bittiği izlenimini verelim"¦. Yunanlılarla İtalyanlar aralarında anlaşıp nereleri işgâl Edeceklerine karar veriyorlar"¦. Türklere bu işlerin duracağı hissini vermeliyiz." *-Sayfa 138 "“" "¦. Yunanlılar İzmir"de katliam yapıyorlar"¦" *-Sayfa 241 -" Mekke"de Şerif Hüseyin 1915-1916 da İngilizlerle bir anlaşma yaptı. Ayrıca 2. Kasım. 1917 de Filistinde bir Musevi devleti kurulması için Beyanname (Balfour Beyannamesi) imzaladı. 1918 Ekim ayında Gnr. Allenby emir Faysal"a garanti verdi. Ayrıca Fransız büyükelçisi ile Rus dışişleri arasında 13-16 Nisan. 1916 da Skyes-Picot Anlaşması yapıldı. Buna göre: 1. Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis Rusya"ya katılıyor. 2. Van, Bitlis, Siirt, Aladağ, Akdağ, Yıldızdağ, Zara ve Harput bölgesinde bir KÜRT DEVLETİ kuruluyor. *- Sayfa No:388-Belge No:278- 11.Ağustos.1919 Emir Faysal " ın Mektubu ""¦ Bütün Müslümanların gözleri İngiltere"ye dikilmiştir. Türk Müslüman imp.luğunun yıkılmasında asıl kuvvet olan Araplar şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar. Babam İngilizlerin vaatlerine inanarak Türklere karşı savaştı. Eğer, isteklerimiz yapılmazsa sizlere karşı da savaşırız. Halifelik ve mukaddes yerlerimiz Allah"ın izni ve Türkler sayesinde bütün kaldı, şimdi Müslümanların içinde El Hüseyin Bin Ali diye biri vardır "Hicaz Krâlı" . Açıkça İngilizlerle bir olduğumuzu,İngilizlerin mukaddes yerlerimizin koruyucusu olduklarını ilân ediyor." *-Sayfa No: 635-25. Haziran.1919- 13. Şubat. 1920 arası Konferansta Türk Mes"elesi: ""¦ Majestenin hükümeti Türk ön Asya"sına dört gizli anlaşmaya dayanarak girdi. 1. 1915 Mart ve Nisanında yapılan İstanbul Antlaşması. İngiltere - Fransa ve Rusya arasında. 2. 26. Mart 1915 teki Londra Antlaşması. İngiltere "“ Fransa ve İtalya arasında. 3. 1916 da Skyes-Picot Antlaşması. İngiltere - Fransa ve Rusya arasında. 4. 1917 de St. Jean de Meaurienne Antlaşması. İngiltere - Fransa ve İtalya arasında. *- Sayfa No: 643- Belge No:426-25. Haziran. 1919 ""¦ Amerika Cumhurbaşkanı Wilson " Türkler Avrupa"da çok uzun zaman kaldılar ve oradan tamamen temizlenmelidirler" dedi. *- Sayfa No: 654- Belge No: 433- 28. Haziran.1919 ( Amiral Webb"ten Sir R. Grahman"a) ""¦ Çanakkale Savaşında bir hayli şöhret yapan Mustafa Kemal başbakan tarafından Samsun"a müfettiş olarak gönderildi. Başbakanın(sadrı azam) niyeti kötü değildi, ama Mustafa Kemal Samsun"a gittiğinden beri milliyetçi hareketlere girişti. Başbakan onu geri çağıracağına söz verdi." *- Sayfa No: 678- Belge No: 451- 10. Haziran.1919 ( Amiral Sir A. Cathorpe"den Lord Curzon"a ) ""¦Binbaşı Noel Kürt şefleri ile görüş birliğine varırsa bundan faydalar sağlayacağını söylüyor. Kürt şeflerinden İstanbul"da (Seyit) Abdülkadir ve Bedir Han ve daha az önemli kimselerdir. Bunlar şüphe uyandırmamak için Noel"den ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler, "¦ Kürtler henüz Mustafa Kemal"e karşı ayaklanmadı ama Noel bunu sağlayacağından emin." *- Sayfa No: 693-Belge No: 464- 21. Temmuz.1919 ( Mr. Hohler"den Sir E. Tilley"e ) ""¦ Benim problemim KÜRTLER.Noel Bağdat"tan buraya geldi"¦Kürtlerin peygamberi olmak istiyor"¦Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrence"i olabilir.Mezopotamya şimdi bizim olacağına göre,ona,bir KÜRT DEVLETİ kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz.(Seyit)Abdülkadir ve onun gibilerle konuştum.Onlara etki edebilmek için " biz de Türklere hile yapıyoruz." Diye belki beş defa tekrarlamak mecburiyetinde kaldım..Ancak,Kürtlere fazla güvenilmez.Majeste"nin Hükümetinin amacı Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre Kürtleri bu şekilde harekete getirmak fena bir plan değil"¦Kürt partisinde aktif olan tanınmış Kürtler:"¦Şeyh seyit Abdülkadir (Başkan),Mevlan Zade Rifat(gazeteci),Emin bey(memur).Bunlar,Wilson prensiplerine göre hak iddia ediyorlar"¦..Sulh şartları Müslümanların çok aleyhine ve Hıristiyanların çok lehine olması üstelik BÜYÜK ERMENİSTAN hakkında söylentiler,Kürtleri Türklerin yanına itiyor." *-SayfaNo:723-Belge No:478 -9Ağustos.1919 ""¦ Avrupalıların verdikleri raporlara göre,İZMİR "de ilk adımda Yunanlılar 20 bin Türk 2ü öldürmüşler"¦.Yunan orduları İZMİR halkını sindirmeye çalışıyor.Bütün bölgeyi harabe haline getirdiler." *-Sayfa No:735 -B492,493- 19Ağustos 1919 (Amiral Webb "den Lord Curzon "a) " "¦.Amerika Trabzon ve Erzurum"u içine alan bir ERMENİSTAN "ı himaye edecek.Geri kalan dört ilde bir KÜRT DEVLETİ olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor"¦Başkan Wilson,Türklerin, Kürtlerin ya da diğer Müslümanların Ermenileri korumalarını,aksi halde Türk İmparatorluğu"nun ortadan kaldırılacağını, kendilerine çok kötü sulh şartlarının zorla kabul ettirileceğini,söylüyor.Başbakan bundan çok etkilendi"¦" *-Sayfa No:742-Belge No:498-27Ağustos1919(Mr.Hohler"den Mr.C.Keer"e) ""¦KÜRTLERİN ve ERMENİLERİN durumu beni hiç igilendirmez.Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır.Diğer taraftan Wilson beni korkutuyor,ajanları devamlı hatalar yapıyor.Noel"e gelince,fanatiğin biri ERMENİSTAN "ın ve KÜRDİSTAN"IN SINIRLARININ KESİN OLMADIĞI konusunda sizinle aynı fikirdeyim"¦.KÜRT SORUNU Mezopotamya"da tatminkar bir sınır oluşturmak içindir"¦" *-Sayfa N O:745-Belge No:500,501 -31Ağustos1919(Mr.Balfour"dan Lord Curzon"a) ""¦İzmir"de oturan İngilzler Yunan lıların İzmir"i idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar.Bunun nedeni,YUNANLILARIN ÇOK KÖTÜ YARADILIŞTA İNSANLAR OLMALARI..Amerikalılar,Türkleri tehdit ederek"Ermenilere bir şey olursa kendilerinin son adamlarına kadar ortadan kaldırılacağını söylüyorlar. *-Sayfa No:756-Belge No:509(Akhisar kontrol memuru tarafından bildirilmiştir) ""¦Türk askerinin "¦telefon hatları bile yok..Bu kuvvetlerdeki askerler günde 50 kuruş,subaylar 100 kuruş almaktadır"¦Bu insanlar Yunalılardan nefret etmektedir ve kahramanlıkları da bilinmektedir.Özellikle dağlık bölgelerdeki ZEYBEK ve YÖRÜKLER korku nedir bilmaezler"¦ Yunanlılar köyleri yakıp kadın ve çocukları öldürünce, kadınlara tecavüz edince harekete geçtiler." *-SayfaNo:763-Belge No:713-17Eylül 1919(Amiral Sir F.de Robeck"den Lord Curzon"a) ""¦Bu hükümetin kabul edeceği sulhu milliyetçiler kabul etmeyecektir.1908 de de,şimdi de Başbakanlar bizim dostumuzdu,Başbakan (sadrıazam)İtalyan komiserinden, şehir milliyetçiler tarafından tehdit edilrse ne yapacağız diye sordu.." *Sayfa No:792-Belge No:523- 27-Eylül-1919 ( Albay Mayner Tzhagem"dan Lord Curzon"a) " "¦ Noel gayet tehlikeli bir şekilde Türklerin aleyhinde çalışıp Kürt propagandası yapıyor." *Sayfa No:785-Belge No:530,543- 30-Eylül-1919 (Amiral Sir F.D Robeck"ten Lord Curzon"a) ""¦ Sultan İngiliz otorotelerinden kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi "¦ Başbakan(Sadrazam) ve içişleri Bakanı ( Dahiliye Nazırı) durumun kötülüğünü kabul ediyorlar ve asileri bastırmak için müttefiklerden izin istiyorlar"¦Başbakan (sadrazam) Ferit Paşa Hükümeti milliyetçilere karşı savaş ilan etti ve milliyetçilerle konuşulamayacağına karar verdi"¦ İngiltere Türklere karşı olan savaşta başrolü oynadığı halde bugün Türk gazetelerinde ve hatta milliyetçi gazetelerde bile İngiltere iyi bir yerde." *Sayfa No:817- Belge No:548- 10-Ekim-1919 (Harbord tarafından) ""¦ İstanbul"dan Mardin"e kadar bütün bölgeleri gezdik"¦ Türklerin Ermenileri öldürmek istediklerine dair bir işaret görmedik"¦ Üç ay önce Ermenilerin tek bir adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi. Fransızlar Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı, bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üzerine çekmek gerekirdi." *Sayfa No: 826 Belge No: 549- 15-Ekim-1919 ( Amerikan Radyosu konuşmasından) ""¦ Mustafa Kemal bana dedi ki: Bizim hükümetimiz yabancı hile ve müdâhaleleriyle zayıflatılmıştır. Milliyetçilerin İngiliz ve Fransızlardan yardım aldığı yalandır. İngiliz sermayesi Türkiye"yi mahvediyor. Biz İngiltere"deki eski Türk Dostları Cemiyeti Başkanı Adil Bey"in 200 bin Sterlin, Konya Valinin 150 bin Sterlin ve belki de Ankara Valisinin bu miktar para aldığını biliyoruz." *Sayfa No:828- Belge No: 553-19-Ekim-1919 ( Mr. Ryan"dan rapor) ""¦ Milli kuvvetler gittikçe geliştiği için, silahların bırakılmasına rağmen 40 bin kişilik bir hükümet kuvvetinin milliyetçilere karşı kullanılaması istendi. Başbakan(sadrzam) bu isteği derhal kabul etti. Ancak, İzmir"de cinayetlere ve kadınlara yapılan tecavüzlere karşı kurulan kuvvetleri bunlarla karıştırmamak gerekir dedi." *Sayfa No:831-Belge No:511-14-Ekim-1919 ( İngiliz Yüksek Komiserliğinden Amiral Sir D. Robeck"e) ""¦ İtalyan"lar İzmir"deki Müslümanların dinlerini değiştirip İtalyan vatandaşı yapmak istiyorlar"¦ Fakat benim anladığım Türklerden çok korkuyorlar." *Sayfa No:873- Belge No: 585- 11-Kasım- 1919 ( Amiral Sir F. Robeck"ten Lord Curzon"a) ""¦ İstanbul"a Ermeni ve Rum göçmenleri geliyor. Amerikalılar bunlara yardım ediyorlar"¦ Ayrıca İzmir bölgesinde evleri yandığı ve yıkıldığı için evsiz barksız kalan Müslümanların durumu da bizi hayli utandırıyor.Şimdi her tarafta milliyetçi adı altında çeteler türedi. Mustafa Kemal ve adamları bütün yabancıların ve özellikle İngilizlerin gitmesini istiyor." *Sayfa No:907-Belge No:609-28-Kasım 1919 ( Mr. Kitson"dan Sir. E. Crowe"a) ""¦ Ermenilerin Müslüman komşularını kesmesinden hiç şüphe etmem"¦ Taşnaklar müthiş bir vahşetle çalışıyorlar"¦ Kürtlere her nekadar inanmasak ta onları kullanmamız çıkarımız gereğidir. Doğu illerine gelince; Türklerle harp etmeden o bölgeleri Ermenistan ve Kürdistan diye bölemeyiz." *Sayfa No:917- Belge No: 613-28-Ekim-1919 ( 27 Köyün Eşrafından Konya"daki İngiliz Yüksek Komiseri"nin aldığı mektup) ""¦ Milli kuvvetler adı altında bir grup, Müslüman ve hristiyanları öldürmektedir. Hayvanlarımızı elimizden alıyorlar, telgraf hatlarımızı kesip bizim sizlere haber vermemizi önlüyorlar. Bizim hükümetimiz zayıf olduğu için milliyetçileri ezemez. Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması için yalvarırız. Aşağıdaki köylerin eşrafı tarafından imzalanmıştır: " *Sayfa No:925 -Belge No:620 "“ 9Aralık1919 (Amiral Sir F. de Robek"ten Lord Curzon"a) ""¦Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt başkanı olan Şeyh Sait Abdülkadir Paşa"yla görüştü.Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar.Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor.Kuvvetler ,Kürtleri Mustafa Kemal"e karşı kullanmak için her parayı ödemeye hazırdırlar.." *Sayfa No:932-Belge No:632 -22Aralık1919(Türk meselesi hakkında ikinci toplantı): ""¦Türk Hükümetinin parasal bakımdan iflas ettiği.Çatalca hattı dışında Türklere yer verilmemesini ,kapitülasyonlara çok benzer bir sistemin kurulmasını,Türk ordu ve donanmasının ancak jandarma örgütü haline getirilmesini,Erzurum"un Ermenistan"a verilmesini,12 adanın Yunanlılara verilmesini,.." *Sayfa No:966-Belge No:633,219 -26 Aralık1919 (Türk meselesinde üçüncü toplantı): ""¦Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak, KÜRDİSTAN "da hiçbir şekilde TÜRK BIRAKILMAYACAK. Bir tek KÜRT DEVLETİ mi yoksa bir çok küçük KÜRT DEVLETİ mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilerine Amerikalılar kanalı ile SİLAH sağlanacak "¦ İstanbul"da gizli bir örgüt kuruldu .Milliyetçileri vatan haini ilan ediyor"¦" *Sayfa No:992-Belge No:646- 4 Ocak 1920 (Lord Curzon"un notları) ""¦Türkler Avrupa"dan atılmalıdır.Amerikalı Senatör Lodge "˜ın dediği gibi; İstanbul Türklerden tamamen alınalı,bir veba tohumu olan; savaşların yaratıcısı,komşuları için bir küfür olan Türkler Avrupa "˜dan silinmelidir. *Sayfa No:1003 "“Belge No:647 -25 Aralık1919 (Mr. Ryan"ın raporu): ""¦Milliyetçiler şimdi ki yol kullanıyor:Milliyetçi ol,çünkü İslam"ı kurtaracak tek yol odur.İslam"a sadık ol,çünkü senin milli varlığını kurtaracak tek yol odur"¦Bu fikirlerin her ikisi de İslam dünyasındaki İngiliz hakimiyetini mahvedebilir.BİZ;GERÇEK İDEALİ DİN GİBİ DAVRANACAK ÇIKARCI GRUBU İDARECİ OLARAK GETİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ"¦Panislamizmi ezemeyiz,bu tıpkı Batı"daki milliyetçlik gibidit.Bizim şimdiki amacımız bölmek, arkadş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır"¦" *Sayfa No:1062-Belge No:667-22Ocak1920 (Amiral Webb"den Lord CURZON "˜a): ""¦Baybut"ta Şeyh Kürt Ali milliyetçilere karşı harekete geçti.." *Sayfa No:42-Belge No:6(Lonra Konferansı): A-Türkiye özerk devlet olmalıdır. B-Boğazlar uluslar arası olmalıdır. C-Türkiye özerk ERMENİSTENI tanıyacaktır. E-Azınlıklar ,kuvvetlerin himayesinde olacaktır. ..Lloyd George göre: "Türkler yüzlerce yıl Avrupa"da kaldılar ve Avrupa"daki bütün belaların başı oldular.İstanbul Türk değildir,Yunanlılarındır.Türkler oradan atılmalıdır.""¦İtalya delegesine göre:"Boğazları işgal edelim,böylece Türkler merhametimize kalır" Sayfa No:54Yunanlıların İzmir"e çıkışına biz izin verdik"¦Lloyd George ,Yunalıların İzmir"de ticarı çıkarları var,diyor"¦Mr.Cambon"a göre :Türklerin mali kontrolü mümkündür,Türklerden kimse bu işi alayamaz.Biz bu durumdan yararlanarak Türkleri mali ve idari kontrola alırsak ,durum her bakımdan düzelir"¦.Müttefiklerin Türkiye"de çok önemli mali ve politik çıkarları vardır.Boğazları kontrol edip para alsak ,yılda 1 milyon sterlin toplarız"¦" *Sayfa No: 81-293-Belge No:10-16-Şubat-1920 ( Londra Konferansı) ""¦ Ermenistan"a altı ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan"a yardım edecektir"¦ Trabzon"da bir tane bile e yok, Ermenisiz bir Ermenistan biraz gülünç olmuyor mu, deniliyor"¦ küçük bir Türk Devleti kurulmalı, Kapitülosyonlar adli işlere de uzatılabilir.Japonya"dan kapitülasyonları kaldırdık çünkü, onlar kuvvetliydi başka çaremiz yoktu. Türklerin kafası daha az işler (Turkish mind was far less precise than the Japanes) Bu nedenle kapitülasyonlar adli işlere de uzatılabilir. Lloyd George ve Lord Curzon, "¦ Amerikalı Yahudiler de Lloyd George"a telgraf göndererek parçalanan Türk yurdundan hisse istiyorlar"¦ Türkleri yatıştırmak için İzmir üstündeki isteklerini kabul etmiş görünelim. Yunanlılar daha fazla asker çıkartsınlar, sonra Türk isteklerini kabulden vazgeçeriz"¦ İtalyan S. Nitti, < Türklerin bütün arazilerini ellerinden aldık, bari ağır borç altına sokmayalım> diyor"¦ İzmir"e bir Türk bayrağı asarak, Türk varlığını kabul etmiş görünelim"¦ Venizalos < Türk bayrağı şehrin dışına asılsın, Girit"te de Türk bayrağı ada dışında bir kayalıkta asılıydı> diyor"¦ İngiltere; Kürt devleti kurmak istedikleri bölgede çok fazla maden olduğundan emin"¦ Lord Curzon, < Erzincan da Ermenilere verilmeli, Karadenizde de bir Lazistan kurup Ermenilerin mandasına verilmeli ve İstanbul"u boşaltmak için Mustafa Kemal"in adamlarını neden olarak ileri sürebiliriz> diyor. *Sayfa No: 291,297,300- Belge No:36,37,38- 28.Şubat.1920 ( İngiliz Dışişlerindeki Toplantı) ""¦ Lloyd George < İstanbul"dan Türkleri çıkartmalı>"¦ Mr. Cambon"a göre: < Bütün sıkıntı Mustafa Kemal Paşa tarafından yaratılıyor ve Sultan onu kontrol edemiyor>"¦ Fransız grublarının 1/3"ü Fransız askerlerinden gerisi yerli Ermenilerdendir"¦ İstanbul"daki komiserimiz, bu olayları önleyemezse Sultanı İstanbul"dan atacağımızı bildirerek tehdit etsin"¦ Erzurum"un yeni kurulacak Ermeni Devletine katılacağı bir sırada; Mustafa Kemal olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu"¦ Mustafa Kemal"in askerleri hiç para almıyor, onları harekete geçiren vatan aşkıdır. *Sayfa No:338,358,411,450,570-Belge No:42,45,50,55,62,66 -3-20. Mart.1920 ( İngiliz Dışişlerindeki Toplantı) ""¦ Sonuç: Mali işler Türklerin eline hiçbir şekilde bırakılamaz. Ayrıca bütün işgâl masraflarını ve toplanan bu komisyonların parasını da Türkler verecek"¦ Sinyor Litti, < Türkler İzmir"i isteyeceklerdir, bizde pekâla, İzmir"i işgâl için yaptığımız bütün masrafları verin deriz, tabii Türkler bunu ödeyemeyeceklerine göre İzmir"de bize kalır> dedi. Buna karşılık: Loyd George; < bizim Suriye"deki birliklerimiz oradan çıkacak, yani bunun masrafını biz mi, ödeyeceğiz? Hiç böyle saçma şey olur mu? Hepsini Türkler ödemelidir. İngiliz vergi müfettişleri bu iş için 750 milyon Sterlin ödediler, bütün bunları Türklerden altın olarak alacağız, Türklerin altın stoklarını ele geçirmeliyiz> dedi"¦ Mr. Cambon,< ilk yapacağımız iş bunların milliyetçi liderlerini yok etmek olmalıdır> "¦ Lloyd George < Sultan(Vahdettin)"a şöyle deriz: Biz bütün etleri alıyoruz sen de birkaç kemikle yetin. Gerçekte Türkiye"den geriye ne kaldı? En zengin, en verimli toprakların hepsi ve imp.luğun yarısı gitti. Bütün bunlara ilâveten Boğazlar işgâl edildi, üstelik bütün masrafları da Türkler ödeyecek"¦ Türklerin şöhreti yalancı bir şöhrettir ve müttefikler hâlâ bu şöhretten dehşet duymaktadırlar. Türklerle ancak savaşarak başa çıkılabilir "¦ Bir Ermenistan kurma hülyası ölecektir ancak bu bir Kürdistan kurulması anlamını taşır. Müttefik kuvvetler Türk kuvvetlerini gözlerinde fazla büyütüyorlar, şimdi bizim 160 bin ve Türklerin 80 bin askeri var. Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunanlılardan oluşan, her iki asker bir Türk askerini yenemez ise Türklerin bütün isteklerini kabul edelim>"¦ Mr. Cambon, < Türklerin hiçbir kaynakları yoktur derken yanılıyorsunuz. Şayet Türkler kızarlarsa, Yunanlıları İzmir"den denize dökerler>"¦ Aynı tolantıda alınan kararlardan: 1. İstanbul resmen işgâl edilecek ve bahane olarak Türkiyede"ki azınlıklara kötü davranıldığı ileri sürülecek. 2. Türklere sulh şarlarını kabul ettirirken, çıkacak ayaklanmalara karşı koymak için İstanbul"daki milliyetçi liderler tevkif edilecek. İstanbul Hükümetine 24 saat süre verip Mustafa Kemal"i ve bütün kuvvetlerini dağıtması istenecek. Aksi halde, Yunanlıların bu işi yapacağı söylenecek.Mr. Churchill, < Biz bir taraftan Mustafa Kemal"e mektup gönderelim diğer taraftan da Yunanlılara fırsat verip Mustafa Kemal"in adamlarını yakalatalım, böylelikle Türklerin prestijini sıfıra indiririz>. 3. Tarihi ve artistik değeri olan mallar alıp götürülecek. Lord Curzon: < Türkler için askerlik mesleği tamamen kapanmıştır. Şüphesiz Türkler askerlik yapmak isterlerse başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Maafih İngiltere buna dahi itiraz eder. Çünkü, Türkler diğer düşmanlarımızdan çok farklıdır, başka bir yerde bile askeri eğitim görmeleri iyi değildir. *Sayfa No: 642-Belge No:71" 2. Ek. -25.Mart.1920 ( Gelecekteki Ermeni Devletinin kurulması hakkındaki rapor.) "Ardahan, Batum ve İmer Vadisi verilecektir. Ermenistan"ın, Kürdistan ve Türkiye ile olan sınırlar şöyledir: Karadeniz"de Yanbatı Deresi"¦ Erzurum ilinin batı sınırı, Bitlis suyu." *Sayfa No:93-Belge No:1/98-18-26. Nisan.1920 (Sanrema Konferansı) ""¦Türkiye"nin sınırları: Erzurum Ermenilere verilecektir. Böylece, büyük Ermeni Devleti teorisi yerine gelecektir. İtalyan Nitti, <"¦Erzurum"da Türkler çoğunlukta olduğu için bir yolunu bulup Türkleri oradan atmalıyız. Erzurum, son zamanlarda milli hareketin merkezi olmuştur.> Mr. Berthelot, < Mustafa Kemal ve kuvvetleri rüşvet verilerek yada başka bir yoldan ortadan, kaldırılabilir.> "¦ Mr. Aharonian, < Mustafa Kemal"in ordusu, sizin sandığınızdan çok daha küçüktür ve başı boş bir ordudur. > ""¦Lloyd George, < Eğer, Erzurumsuz Ermenistan olacaksa, bu hiçbirzaman bir Ermenistan olmayacaktır > dedi." ""¦ Azınlık gruplarının her türlü hakları korunacaktır. İleride hür Kürdistan kurulması sağlanacak, Güney-Anadolu"da İtalyan, Dicle"nin batısında İngiliz çıkarları korunacaktır. Yunanlıların çıkarı olan bölgeler, Yunanlılara verilecektir. Türkiye"nin herhangi bir yerinde özel çıkarları olan büyük devletler o bölgedeki azınlıkları da idaresi altına alacaktır." *Sayfa No:324-Belge No:33- 21. Haziran.1920 ( Villa Belle"deki toplantı) ""¦ Lloyd George, < Mustafa Kemal"in başarısı Araplara da sıçrayabilir, bu nedenle mutlaka ezilmesi gerekir"¦ Yunanlıların çarpışma yeteneğini büyüttük, Türklerinkini de küçülttük>." *Sayfa No:443-Belge No: 47-7. Temmuz.1920 ( Villa Franeuse"deki toplantı) ""¦İstanbul Hükümeti yanlı bizim için değil, bütün dünya için tehlikeli olan Türk milli hareketini bastırmakta bize yardımcı olabilir"¦ Savaşın iki yıl uzamasına sebep olan Türklere hiçbir şekilde merhamet edemeyiz"¦ Mr. Venizalos, < İmkânı olsa Türklere silahtan başka bir yol kullanabiliriz fakat Türkler silahtan başka bir şeyden anlamazlar.>" *Sayfa No:553-Belge No:62-11.Temmuz.1920 "¦Türk Hükümetine verilen cevap: Türk Hükümetinin mesajını dikkatle inceledik. Türkler"¦ savaşa girerek insanlığın kayıplarına ve sefaletine sebep oldular"¦ milyonlarca insanın ölümüne ve milyarlarca sterlin kaybına sebep oldular. Dünyada özgürlüğün yeniden kurulması için Türkiye"nin ödeyeceği bedel çok fazladır"¦ Türklerden başka ırklar devlet haline getirilecektir. İzmir ve Trakya Türklerin elinden alınacak, Amerikan Cumhurbaşkanı(Wilson)nın karar vereceği sınırlar içerinde hür bir Ermenistan kurulacaktır"¦ Türklerin uygar dünyaya bir daha ihanet etmemesi için sıkı tedbirler alınacaktır bu sebeple Türkiye küçük bir devlet haline getirilecektir"¦ Türk halkının emperyalist arzuları silinecektir. Boğazların özerkliği konusuna gelince: 1. Boğazlardaki bütün askeri tesisler tıkılacak, sahiller ve adalar silahsız hâle getirilecektir. 2. Silahsızlanma masrafları Türkler yada Yunanlılar tarafından ödenecektir. 3. Adalarda müttefik kuvvetler haricinde hiçbir asker bulunmayacaktır. Türk Jandarmaları bizim emrimiz altında olacak, Türk borçlarının hepsi Türkler tarafından ödenecektir. Eğer, anlaşmayı imzalamazsanız Avrupa"dan kesin olarak atılacaksınız. İncelemeniz için 10 gün müddet veriyoruz. *Sayfa No:846-Belge No: 98-22-23. Ağustos.1920 ( İngiliz ve İtalyan Başbakanlarının görüşmesi) ""¦Llyod George, < Türkler bize ihanet ettiler. Çanakkale"de binlerce insanımız öldü. Şimdi Türklerin ölümüne kim bakar.>" *Sayfa No:589 Belge No:533-11. Nisan.1920( Lord Curzon"dan Mr. Wardrop"a) ""¦Ermeni Bogos Nubar Paşa ve Mr. Ahoromiyan"ı azarladım. Türkleri öldürmek için silahların Azerbaycanlılara karşı kullanılmasının aptallığını anlattım." *Sayfa No:629- Belge No:590- 4. Temmuz.1920 ( Amiral Sir F.de Robeck"ten Lord Curzon"a) ""¦ Mr. Khatissian, 25 bin tüfek aldıklarını, ayrıca Ermeni ordusunda 30 bin Rus yapısı tüfeğin ve bir milyon merminin bulunduğunu Yunan ilerlemesi başlayınca Ermenilerin de derhal saldırıya geçeceklerini bildirdi." *Sayfa No:17,26-Belge No:17,23-9.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeck"ten Lord Cırzon"a) ""¦ Türkler Yunan idaresi altına girmezler, özellikle Yunanlıların İzmir"de yaptığı kepazelikten sonra"¦ İngiliz subayları ve bizim adamlarımız Türkleri öldürmekte, Yunanlılarla iş birliği yapıyorlar"¦. Bizim Türklere gösterdiğimiz şiddet anlaşılır şey değildir"¦ Türkler müthiş savaşçıdır, cephaneleri azdır, hiç ulaştırma araçları yoktur"¦ Türklerle yapılacak sulh anlaşmasında Kürdistan"da Türklerin hiçbir hakları kalmayacaktır. Kürdistan"da durumdan emin olmalıyız, Kürtler bile ne istediklerini bilmiyorlar"¦ Erzurum Türklerin en kuvvetli kalelerinden biridir, çok büyük bir Türk toprağının Ermenilere verilmesine göz yummazlar"¦ İngiliz İmp.luğu bir zamanlar Türk İmp.luğunun olan bütün bölgeleri elde etmiştir." *Sayfa No:49-Belge No: 33-26.Mart.1920 (Amiral Sir F.de Robeck"ten Lord Curzon"a) ""¦ Kürdistan Türkieden tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul"daki Kürt Klübü başkanı Seyit Abdülkadir ve Paris"teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrinizdedir." ""¦ Eğer çok şiddetle askeri harekâta geçmezsek milliyetçiler üstünlüğü ele geçirecekler"¦ Biz, kendimizi bolşevizme karşı İslâm"ın koruyucusu gibi göstermeliyiz"¦ Ayrıca, şimdiye kadar Rusları İslâm dünyasının düşmanı zanneden İslâm dünyası yavaş yavaş uyanıp gerçek düşmanlarının İngiltere olduğun anlamaya başladı." *Sayfa No: 208-Belge No:200- 20.Aralık.1920 ( Lord Hardinge"den Lord Curzon"a) ""¦ Emir Faysal, Yunanlıların Türklere karşı çarpışmalarını teşvik ediyor." *Sayfa No:772-Belge No:517- 21.Eylül.1919 (Amiral Sir F. Robeck"den Lord Curzon"a) " Aydın ilinde İngiliz uyruklu kişilerin çıkarlarını ve kuruluşlarını veriyorum:) 1. Demiryolları Aydın Osmanlı Kumpanyası 2. Gaz Osmanlı Gaz Şirketi 3. Madenler Çakmaktaşı Şirketi. Abbot"s Emery Mines Ltd. 4. Madenler Edward Hadkinson 5. Altın Madeni P.G. Barff ve Şirketi 6. Krom Madeni Peterson ve Şirketi 7. Gümüş Madeni Edward Hadkinson 8. Muhtelif Mr. Wilson 9. Kömür ve Demir Madenleri Torbalı civarında 3 Kömür madeni, Ayazmada Demir Madeni 10.Civa Madeni J. W. Whittnall 11.Kireç taşı Edward Hadkinson 12.Mermer Madeni Alfred Charnaud 13.Memer Madeni C. H. Wilkin 14.Kalamin C. Wittnall ve oğulları 15.Krom Madeni Peterson ve oğulları Kuruluşlar: 1. Foundry Alfred Sanson 2. Yağ presi Albert Smith (Bergama) 3. Yağ presi R. Hadkinson (Aydın) 4. Un Değirmeni Whiteman (Menemen) 5. Valonia Ekstresi Fab. C. Wittnal ve oğulları 6. Demir işleri D. Essingnis 7. Foundry Rankin ve Demas 8. Foundry Risse Kardeşler 9. Halılar Şark Halı İmalathanesi 10. Boya işleri Peterson ve oğulları Aydın"ın dışındaki İngiliz çıkarlarını bildiriyorum: 1. Osmanlı Bankası 2. Türkiye Milli Bankası 3. Mersin-Adana Demiryolu " Bazı hisseleri" 4. Boraks Şirketi 5. Keşan Kömür Madenleri (Egedeki Kömür Madenleri) 6. Bursa civarındaki krom madeni: Peterson ve ortakları 7. Troad"di Altın Madeni: Alexsadr Hill 8. Trabzon civarındaki Bakır Madeni ( 4 ayrı şirket) 9. Mermer Ocakları 10. İstanbuldaki Soğukhava Şirketi 11. İstanbuldaki Telefon Şirketiar 12. İstanbuldaki Doklar 13. İstanbuldaki Pamuklu Fabrikaları (TARİH; -ŞAHISLAR VE DEVİRLER DEĞİŞSE DE- HAİNLER İHANETİNDE, GAFİLLER GAFLETİNDE DEVAM ETTİĞİ "“EDEBİLDİĞİ- SÜRECE , TEKRAR EDER.

27 Nisan 2014 Pazar

Zikir-2

" Ahzap 56: Hiç şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salat etmektedirler.Ey iman edenler!Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin ( çok değer ve önem verin ve mücadelesini sürdürün ). İsra 44 : Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tespih etmektedirler.Onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tesbihlerini kavrayamıyorsunuz, şüphesiz o halim olandır, bağışlayandır. Rad 13: Gök gürültüsü onu hamd ile; melekler de ona olan korkularından tesbih ederler..... Bakara 152: Öyle ise ( yalnızca ) beni anın, ben de sizi anayım ve ( yalnızca ) bana şükredin ve ( sakın ) nankörlük etmeyin. Ahzap 41: Ey iman edenler Allah’ ı çokça zikrediniz. Araf 205: Rabbini sabah akşam yüksek olmayan bir sesle kendi kendine ürperti ile yalvara yalvara ve için için zikret, gaflete kapılanlardan olma 206 : Hiç şüphesiz Rabbin katında olanlar ona ibadet etmekten büyüklenmezler, onu tesbih ederler ve yalnız ona secde ederler. Müzemmil 6 : Doğrusu gece neşesi ( gece ibadeti insanın iç dünyasında uyandırdığı ) etki ( neşe ) bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. 7 : Çünkü gündüz senin için uzun uğraşılar vardır. Rad 28: Bunlar; iman edenler ve kalpleri Allah’ ın zikri ile mutmain olanlardır, haberiniz olsun kalpler yalnızca Allah’ ın zikri ile mutmain olurlar. Saf 2: Ey iman edenler yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz (Bu ayete göre; zikirde ne söylüyor ve hayatta ne vaad ediyorsak onu yapmalıyız.) Ahzap 35: ..... Allah’ ı çokça zikreden erkekler, ( Allah’ ı çokça ) zikreden kadınlar...( işte ) bunlar için Allah bir bağışlama ve büyük bir ecir hazırlamıştır. Ankebut 45: .... Allah’ ı zikretmek ( namaz ) ise muhakkak en büyük ( ibadet ) tir, Allah yapmakta olduklarınızı bilmektedir. Ali imran 19: Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler ( ve derler ki ) Rabbimiz; sen bunu boşuna yaratmadın, sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru. Kehf 23: Hiçbir şey için ben bunu yarın yapacağım deme 24: Ancak bunun Allah’ ın dilemesine bağlanması hariç, unuttuğun zaman Rabbini an ve de ki, Umarım, Rabbim beni bundan daha yakın bir hayra erdirir. Zariyat 18: Seher vakitlerinde de onlar istiğfar ederlerdi. Enfal 45: Ey müminler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ ı çok anın ki kurtulabilesiniz. Zuhruf 36: Kim Rahman ( olan Allah’ ın ) zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun üzerine kabukla bağlattırırız, artık bu onun bir yakın dostudur 37 : Gerçekten bunlar ( bu şeytanlar ) onları yoldan alı koyarlar, onlar ise kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanır - sayarlar. Taha 124: Kim de benim zikrimden yüz çevirirse artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır..... Bu Ayetlerden Almamız Gereken Dersler 1-Allah kendi gönderdiği için bir yandan peygamberini kendi ismi ile birlikte zikretmiş, ona yardım etmiş, diğer yandan vahiy göndererek hem peygamberini hem de inananları eğitmiş ve kuranı ile eğitmeye devam ediyor, meleklerde onun davası için dua ve Allah’ın izni ile yardım ediyor, müslümanlar da salat etme adına onun getirdiklerine inanırken onu iyi dinleyecek, ona önem verecek ve onun mücadelesini devam ettirecektir. 2-Biz anlamasak da yer ve göklerde bulunan her şey kendi lisanları ile Allah’ ı zikretmektedirler. 3- Gök gürleyerek, melekler de onun azametinden korkarak tesbih etmektedirler. 4-Kim Allah’ ı anarsa Allah’ ta onu anar. Bu nedenle biz de Allah’ ı çok anarak imanda adeta çelikleşmeliyiz. 5-İnsanlar Allah’ ı tanıdıkça sever, sevdikçe de anar. Bu nedenle Allah’ ı hakkıyla tanımaya çalışmalıdırlar. 6-Büyüklenmeden, ona secde ederek ve gaflete kapılmadan, sabah akşam hafif bir ses ve ürpertiyle, yalvara yalvara, zikretmelidir. 7-Geceleri secdeye kapanmak, kuran okumak, zikretmek ve dua etmek ahlaki güzelliği ve manevi huzuru artırmaktadır. 8-Kalpler ancak Allah’ ın emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçmakla huzur bulur. Örneğin şirk ve isyan içindekiler bedenen haz alsalar da kalben huzur bulamamaktadırlar. 9-İnsan zikirle ne söylediğini ve ne amaçladığını bilmelidir. Söylediğine ters düştükçe nefsi yendiğini zannederken tam tersine onu azgınlaştırdığının farkına varamaz. Örneğin zalimi engelleyeceği yerde övebiliyorsa, helal ve harama dikkat etmiyorsa, şirkin sınırlarını bilmiyorsa, iyiliğin yayılmasına çalışmıyorsa, sürekli hayattan şikayet ediyorsa hakdan şikayetçi olup-olmadığını, diğer zikirlere ters düşüp-düşmediğini araştırıp düşünmelidir. 10-Allah’ ı çok anan erkekler ve kadınlara Allah bir mağfiret ve mükafat hazırlamıştır. 11-İmandan sonra namaz en büyük zikirdir. 12-Müminler halk içinde ama ruhen hakla olmalı, ayaktayken, otururken, yatarken bile hiç Allah’ ı unutmamalı, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürken bunları sebepsiz yere yaratmadın diyerek Allah’ ı anmalı, azabından koruması için de dua etmelidir. 13-“İnşallah” demeden direkt olarak şunu veya bunu yapacağım dememeli, eğer gaflete düşerek bir an unutursak bile derhal kendimize gelerek Allah’ ı hatırımızdan çıkarmamalı ve ondan daima hayır istemeliyiz. 14-Seher vakitlerinde de hep Allah’ ı anarak ondan affımızı istemeliyiz. 15-Düşmanla karşılaştığımızda bile bize düşen görevleri yaparken, ölecekte kalacakta olsak Allah’ ı anarak, Allah ile bağımızı ve dostluğumuzu sürdürmeliyiz. 16-Kim Allah’ ın kuranını okumayarak, araştırmayarak görmezlikten gelirse Allah ona bir şeytanı musallat eder, şeytan da onu saptırır ama ne acı ki hala o kendini hidayette sanır. 17-Kim kurandan yüz çevirirse onun için ölçüsüz bir hayat olmasından ötürü cehaletin verdiği doyumsuzluklardan ve sıkıntılardan kurtulamaz. Zikrin Arka Planı: 1- Zikir hallerinden bazıları; a- Allah’ ı dil ve tüm bedenle anma ve düşünme, b- Olumlu veya olumsuz bir olayda Allah’ ı hatırlayıp kendine çeki düzen verme, c- Günah işlememe, d- Hayır yapma, sıkıntılı anlarında Allah’ ı anıp direnç kazanma, e- Sevgi besleme, f- Canlı ve cansız varlıkların zikir korosuna katılma ve manevi hazzı duyabilme, g- Nasihat etme veya nasihat dinleme, h- Kuran okuma ve dinleme, ı- Tüm ibadetleri Allah için yapma, i- İyiliği anlatıp kötülüğü engellemeye çalışma, j- Hayaya uygun halde bulunma, kadınların tesettür hali, k- Sürekli Allah ile bağlantı içinde yaşama. 2- Bir insanın zikirde Allahu Ekber ( Allah büyüktür ) demesine rağmen; a.Allah’ ın emir ve yasaklarına göre yaşaması ve islamı yaymaya ve yüceltmeye çalışması gerekirken... b. Buna uygun yaşamaması ve çalışmaması bir çelişkidir. 3- Bir insanın zikirde Elhamdülillah ( Allah’ a hamd olsun ) demesine rağmen durmadan hayattan şikayet etmesi de bir çelişkidir. 4- Bir insanın zikirde Subhanallah ( Allah’ ı her türlü eksikliklerden, ortaklıklardan tenzih ederim ) demesine rağmen; a- Hala malı, evladı, ırkı, toprağı, parayı, arabayı, evi, kişi veya kişileri vs. Allah’ tan daha çok düşünüp ilah edinircesine yüceltmekle adeta Allah ile alay etmiş olur, b- Bundan ötürü kişi ne söylediğini, ne istediğini bilmeli ve ona uygun hareket etmelidir c- Yoksa bu çelişki ile nefsini terbiye etmez bilakis azdırır ve acı bir duruma düşer. 5- İnsanlar Allah’ a yüz çevirdikleri müddetçe mutluluğu ; a- Parada, malda, b- Şöhrette, c- İdeolojiler uğrunda koşmakta, d- Zevkte, gezi ve eğlence merkezlerinde, e- Yüksek saraylarda bulamayacaklardır. 6- Ancak Allah ile dost oldukları ve Allah’ın rahmeti geldikçe ; a- Hz. Yusuf gibi zindanda, b- Hz. Musa gibi Firavunla savaşta, c- Hz. İbrahim gibi ateşte, d- Hz. Yunus gibi balığın karnında, e- Hz. Eyyüp gibi hastalıkta ve sonrasında, f- Hz. Peygamberimiz Hira mağarasında mutluluğu bulduğu gibi bu noktayı yakalayanlar da en acı anlarında bile Allah’ın rahmeti ile mutluluğu bulabilirler. 7- Asrı saadetten günümüze kadar Nefis Terbiyesi ile İlmi yan yana götürenlerin bazı özellikleri ; a- Elleri işte, gönülleri Allah ile beraber olmuştur. b- Gecelerini ibadet ve Kur’anla, gündüzlerini de hizmetle geçirmişlerdir. c- İç zenginliğine ulaşmış, her ağlayanla yürekleri yanmış, her mutlu insanla mutlu olmuşlardır. d- Cömertliği ve insanlara hizmeti kendilerine görev bilmişlerdir. e- Bedensel arzularının zincirlerini kırarak manevi özgürlüğe ulaşmışlardır. f- Sürekli Allah’ ı anarak, Rasulüne salavat getirerek meleklere parelel bir yaşam sürmüşlerdir. g- Kalplerini Allah ve Rasulüne bağladıklarından kalpleri kirlenmemiştir, h- Bu nedenle hizmet, ibadet ve hayır yapma şevkleri hiç azalmamış ve herhangi bir anarşi de yer aldıklarını kimse görememiştir. ı- Bunlar anlatmak istediklerini az ve öz kelimelerle, iyilikle, ikramla ve yaşayarak göstermişlerdir. i- Kendilerini kınayanlardan veya alay edenlerden değil yalnız Allah’ tan korkmuşlardır. 8- İlim ve nefis terbiyesi yapan Allah dostları; a- Bazı yerlerde hem yaşayarak, hem eğiterek ve toplumsallaşarak bir uygarlık modeli olmuşlardır. b- Bir çok insanın takva elbisesine bürünmesine sebep olmuşlar çünkü bazen dili ile anlatmasalar da beden dilini konuşturmuşlardır. c- Bütün kültürel saldırılara rağmen erimeyerek ayakta kalmayı başarmışlardır. d- Toplumda daha saygın bir yer tutmuş, bölgelerinde dahi sükunet oluşmuştur. e- Bu kahramanların çevresinde olan insanlar da haramlardan, özellikle gıybetten uzak durmuşlar ve hayır işlerinde yarışmışlardır . 9- Kendilerini ve mana kahramanlarını bilmeden konuşanlar; a- Tarih boyunca “Bana yalnız Kuran yeter” diyenlerle b- “Sünnete ve zikre ihtiyacım yok” diyenler c- Bazen de; ilim sahibi olup nefis terbiyesi olmayanlar, gururdan, sinirden, argo kelimelerden kendilerini kurtaramamışlar, d- Fayda yerine zarar vermişler, e- Hep tartışma ve kavgalarla yolda kalmışlardır. f- Yine bu mana erlerini eleştirenler mana denizinin sahilinde gezenlere bakarak kendini bilmez laflar etmişler g- Fakat deryanın derinliklerindeki inci, mercan misali mana öncülerini ne acı ki görememişlerdir. Zikir ve Ruh Sağlığı: 1- Temiz Fıtratla Doğan İnsan ; a- Fıtratını kirletmedikçe, b- İş ve ibadet dengesi ile yaşadıkça, c- Allah, eşya ve insanlar arasında dengeyi bozmadıkça, d- Şirke düşmedikçe mutlu yaşar, 2- Bunalım Nedenleri; a- Hakkı ile yaratanını tanıyamama, b- Kanatsızlık ve israf, c- Çevresince anlaşılamamak, d- Her geçen gün yalnızlaşmak ve bir türlü sevemediği insanlar sevememek, e- Ümitsizlik ve kararsızlık, f- Alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddeler kullanmak, g- Sağlıksız evler, dar sokaklar arasında yaşama, h- Bitmeyen tükenmeyen sorunlar, ı- Çok acil ihtiyaçları dahi karşılayamama, i- Gürültü, kirlilik ve trafik kargaşası, j- Kronik stres ve rahatsızlıklar, k- Dinlenemeden çalışma zorunluluğu, l- Bir sığınak ve gerçek dost bulamama,m- Koştukça, kazandıkça serap gibi bir şey bulamama, n- Her şeye rağmen bir hiçle karşılaşma, o- Bir türlü kendini ve dua edeceği Rabbini bulamama, ö- Kadere isyan ettikçe, p- Kendine ve çevresine dünyayı zindan etmekle. r- Kötülerle düşüp kalktıkça, s- Neden böyle? sorularına sağlıklı cevap bulamadıkça da bunalır. Kanadı kırık kuş gibi bir sığınak bulamayan bu insan yıkılmıştır. 3-Bunalımdan Çıkış Yolları ; a-Eksiklerinden çok sahip oldukları nimetleri keşfederek Rabbine hamdetmeli, b- Yalnız ona kulluk etmeli, yalnız ondan istemeli, c- Geceleri belli bir zamanı kuran ve secde ile geçirmeli, d- Ya Rabbi beni yolundan ayırma, akıl nimetini benden alma, karşılıklı sevgimizi ve şevkimiz artır diye bir kaç damla göz yaşı ile, ürpererek gecenin karanlığında dakikalarca dua etmeli ve dua da nimet verdiklerinin yoluna götür demeli, e- Daima ilahi sanatı sezmeye ve görmeye çalışmalı, f- Her an Allah tarafından görüldüğünü, meleklerce amellerinin yazıldığını unutmamalı, g- Olmayacak şeyleri istememeli, dertleri ve yersiz itirazları büyütmemeli, h- Daima sadık dostlarla beraber olmaya çalışmalıdır . 4- Zamanla Tecrübeler Gösterdi ki ; a-Ne kadar güzel olsa da insanlar, evler, arabalar, bahçeler insanı bir gün yormakta, kendileri uzaklaşmakta ve kendilerinden de uzaklaştırmakta iken b- Allah’ a yaklaştıkça ise mutluluk artmaktadır. c- İnanmayanlar diyar diyar geziyor, yüzüyor, yiyor, içiyor, bedence zevk alıyor ama bir türlü kalp huzuru bulamıyorlar, d- Çünkü kalp sahibini aramaktadır. 5- Vücud ; a- Acı, elem ve emeller arttıkça mutsuz, b- İhtiyaçları giderildikçe geçici olarak mutlu olur. 6- Kalp de a- Allah’ tan uzaklaştıkça huzursuz, b- Onu andıkça huzur bulmaktadır.

Zikir-1

Zikirin amacı; beyni ve bedeni aktive etmektir.. Zikir ile beyin içindeki epifiz ve hipofiz bezlerini tahrik ederek, daha güçlü çalışmasına neden olmakta ve beyinde yeni devreler, yeni nöron gruplaşmaları kurulmaktadır.. Kurulan bu yeni devreler, birbirleri arasında uyumlu hale geçerek, güçlü bir senkronizasyon sağlanmaktadır.. Bu ise, olağanüstü yeni imkanlar demektir.. Hipofiz bezi, kalp gözünün açılmasında, yani duyu ötesi görme sisteminin çalışmasında etkili olan bir bezdir.. Epifiz bezi ise, ruh gözü ile ilgilidir.. Duyular ötesi sezgi sistemini çalıştırır.. Dolayısıyla bu bezlerin harekete geçişi, duyular ötesi âleme girişi başlatır.. Bedendeki bezlerin patronu durumundaki hipofiz bezinin güçlü çalışması, otomatik olarak diğer bezleri de etkiler.. Bedendeki tüm salgı bezleri ve bu bezlere bağlı enerji merkezleri, şimdiye kadar sessiz kalmış, bilinmeyen fonksiyonlarını icra etmeye başlar.. Beden güçlenir ve yenilenir.. Zikir edilen Esma veya Ayetleri söylendikçe büyük bir enerji açığa çıkar.. Zikir bir motor güçtür.. Bir reaktördür.. Enerji üretir ve dağıtır.. İlâhî enerji üretiminin temel taşı Allah adıdır.. Allah adı söylendikçe bir radyoaktif ışıma ortaya çıkar.. Ve.. Bilinen radyasyon olayı gibi herkesi etkiler.. Ruhları ve bedenleri arıtan ve damıtan bir etlidir bu.. İyiye, doğruya ve güzele yöneltir.. Zikre başlandığı anda âdeta bir enerji santrali işlemeye başlar.. Madde ötesi boyutlardan, madde boyutuna doğru ilâhî enerji akımı oluşur.. Allah adı bir anahtar, bir şifredir.. Bugün gelişen teknoloji sayesinde ses titreşimleriyle açılan kapılar yapıldı.. Aynen bunun gibi Allah adı da kalplerin kapısını ilahî âleme açar.. İnsan ruhunu ve bedenini akord eder.. Hücreleri ve atomları yüksek kozmik titreşimlerle uyum içine sokar.. Allah / insan senkronizasyonu kurulur.. Kitlenmiş olan beden enerji merkezleri Allah ismiyle açılır.. Havada normal nefes yoluyla alamadığımız çok ince değerlerde bir enerji türü bulunur.. Beyni ve bedeni şarj ederek bu tür enerji eksikliği nedeniyle çalışamayan enerji merkezlerini çalıştırmaya başlar.. Temizleyici, iyileştirici ve kalitelendirici işlev görür.. Beyinin bugünkü tıp tarafından henüz çözülemeyen bölümleri, gerçek fonksiyonlarını ifâ etmeye başlar.. Elektrik enerjisi olmadan bir elektronik âlet nasıl çalışmazsa, gerekli özel enerji olmadan da beyinin bu bilinmeyen bölümleri çalışmaz.. İşte, olağanüstü bazı olaylar ancak bu esrârengiz bölümlerin çalışması ile ortaya çıkar.. İnce enerji çekimi ile bedende biriken olumsuz enerjiler de boşaltılır, beden rahatlar.. Zikir, içtenlik, saflık ve kendini bırakışla yapılmalıdır.. İnsanın kendini olduğu gibi zikre vermesi, zikrin ve vecdin ilk şartıdır.. ZIKIR ILE Zaman, mekân ve düşünce sınırlarının ötesine geçilir.. Bilgi ve güç temizlenen zihne dolar..Vecd haline bağlı olarak enerji inişi çoğalır.. Metafizik alışverişin boyutu boyutu artar.. Enerji duvarı aşılır.. ZIKIR vücudumuzda hareket eden bio-elektriğin davranışı da bu şekilde olup böylece,bedenimizin etrafında hem elektrik ve manyetik alanları hem de vücudumuzun dışına yayılan Elektromanyetik dalgaların oluşmasını sağlar.Bu yayılan Elektromanyetik dalga frekansına göre ,algılayalım yada algılamayalım ısı ve ışık şeklinde yayılır.Bunun dışında bedenden ayrılan bir diğer elektromanyetik dalganın kaynağı da,vücuttaki kimyasal tepkimeler sonucu oluşan(açığa çıkan) ısıdır. Beyin maddi gıdaları kimyasal reaksiyonlarla Bio-elektrik enerjiye dönüştürerek kullanmaktadır. Ve beyindeki tüm fonksiyonlar, beyin hücreleri arasındaki bu Bio-elektrik faaliyetleridir. Yani her mânâya göre beyindeki değişik hücre grupları arasında bir Bio-elektrik akışı söz konusudur. BEYİN: 1.3 kg. ağırlığında; 10 milyardan fazla hücre içeren; insan vücudunun en karmaşık ve yüksek özellikli organıdır. İlk özelliği, vücudun sinir hareketlerinin tamamını düzenlemesidir. Gözlerden, kulaklardan ve diğer duyarlı organlardan gelen iç sinir dalgalarını ( BOYUTLARDAN GELEN FERAKANSLARI) alır,geçmiş deneyimlerinin ışığı altında bilgileri analiz eder ve gerekli yargılara veya hareketlere karar verir. Artı, beyin insanın bilincinin, hafızasının neden bulma (sorun çözme) ve zekasının da tohumudur... Her türlü arzularının olduğu gibi. Bazen insanın sinir sistemi, çok büyük telefon sistemleri ile karşılaştırılır. Eğer kablo ana merkeze bağlı değilse, kullanılmaz. Benzer şekilde insanın yüzey sinir sistemi uzun sinir liflerinden oluşmuştur. Eğer bu liflerden uyarılar beyine ulaşmazsa, sorun var demektir. Vücudun dışa açılan dokuz deliği vardır. Neden 7 tanesi kafadadır? Beyin sadece oksijensiz kaldığı için ölüyor;kansız değil.. Çünki kanın içindeki oksijeni ve glikozu kullanıyor.