12 Nisan 2013 Cuma

SATIRARASINDAKİ PERDELER

GERÇEKLER SATIRARALARINDA GİZLİ AKIL RUHA TABİ OLMALI VE RUHTA ZİKİR VE İBADETLERLE BESLENMELİDİR 635. Hangi bir ise meylin varsa o iste kendi kudretini apaçık görür durursun; Hangi ise meylin ve istegin yoksa... Bu, Allah’dandır diye kendini Cebrî yaparsın! Peygamberler, dünya isinde Cebrîdirler, kâfirler de ahiret isinde. Peygamberlerin, ahiret isinde ihtiyarları vardır, cahillerin de dünya isinde. Zira her kus, kendi cinsinin bulundugu yere gider, bedeni, geride uçmaktadır, canı daha tez, daha ileri gitmekte! 640. Kâfirler “Siccin” cinsinden olduklarından dünya zindanına rahat rahat gelmislerdir. Peygamberler, ( lliyyi) cinsinden olduklarından can ve gönül lliyyine dogru gitmislerdir. *************************************** 675. Sûrete bakarsan gözün ikidir. Sen onun nuruna bak ki o birdir. Bir adam, gözün nuruna bakarsa iki gözün nuru, birbirinden ayırdedilemez. Bütün peygamberler dogrudur. “ Allah peygamberlerini birbirinden ayırdetmeyiz Bir yerde on tane çırag bulundurulursa görünüste her biri, öbüründen ayrıdır. Nuruna yüz çevirirsen süphesiz ki birinin nurunu öbürlerinden ayırt etmeye imkân yoktur. 680. Yüz tane elma, yüz tane de ayva saysan her biri ayrı ayrıdır. Onları sıkarsan yüz kalmaz, hepsi bir olur. Mânalarda taksim ve sayı yoktur, ayırma, birlestirme olamaz.*********** ************************************************************* Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut (ona meylet), sûret serkestir. Serkes sûreti, eziyetle eritip mahveyle ki onun altında define gibi olan vahdeti göresin. Eger sen eritmezsen onun (Allah’ın) inayetleri, esasen onu eritir. Ey gönlüm, kulu olan Allah! 685.O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervisin hırkasını diker. Hepimiz yayılmıstık ve bir cevherdik. Orada bassız ve ayaksızdık; Günes gibi bir cevherdik, dügümsüz ve sâftık... su gibi. O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı. Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölügün arasından ayrılık kalksın. ************************************* Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut (ona meylet), sûret serkestir. Serkes sûreti, eziyetle eritip mahveyle ki onun altında define gibi olan vahdeti göresin. Eger sen eritmezsen onun (Allah’ın) inayetleri, esasen onu eritir. Ey gönlüm, kulu olan Allah! 685.O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervisin hırkasını diker. Hepimiz yayılmıstık ve bir cevherdik. Orada bassız ve ayaksızdık; Günes gibi bir cevherdik, dügümsüz ve sâftık... su gibi. O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı. Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölügün arasından ayrılık kalksın. ************************************************ 690. Mutlaka ben bunu açar, anlatırdım, fakat bir fikir bile sürçmesin, (bundan) korkarım. Nükteler keskin bir çelik kılıç gibidir. Eger kalkanın yoksa gerisin geriye kaç! Kalkansız bu elmasın karsısına gelme. Çünkü kılıca, kesmekten utanç gelmez. Ben bu sebepten kılıcı kına koydum; Ters okuyan birisi, aykırı mâna vermesin. Hikâyeyi tamamlamaya, dogrular toplulugunun vefakârlıgından bahse geldik: ******************************************** 710. Ey sûrete tapan! Türü, mânayı elde etmeye çalıs! Çünkü mâna sûret tenine kanattır. Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın. Bu cisimde mânasız can; hilâfsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir. Kılıfta bulundukça kıymetlidir. Çıkınca yakmaya yarar bir alet olur. Tahta kılıcı muharebeye götürme, ah-ü figane düsmemek için önce bir kere kontrol et; ********************** ***************** 710. Ey sûrete tapan! Türü, mânayı elde etmeye çalıs! Çünkü mâna sûret tenine kanattır. Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın. Bu cisimde mânasız can; hilâfsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir. Kılıfta bulundukça kıymetlidir. Çıkınca yakmaya yarar bir alet olur. Tahta kılıcı muharebeye götürme, ah-ü figane düsmemek için önce bir kere kontrol et; ************************************** 720. Mübarek olmayan gülme, lânetin gülmesidir: Agzını açınca kalbinin karalıgını gösterir. Gülen nar bahçeyi güldürür. Erler sohbeti de seni erlerden eder. Katı tas ve mermer bile olsan, gönül sahibine erisirsen cevher olursun. Temizlerin muhabbetini tâ... canının içine dik. Gönlü hos olanların muhabbetinden baska muhabbete gönül verme. Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. Karanlıga varma günesler var. ************************************** 740. sa kavminin dinini mahv için aynı Yahudinin neslinden diger bir padisah meydana çıktı. Bu diger padisahın meydana çıkısını haber almak istersen “Vessemâi zatülburûc” sûresini oku. Birinci padisahtan dogan kötü âdete bu padisah da ayak uydurdu. *Bil ki o çesit sitem ve zulümlerden bu, ne yaparsa Allah, günahını artıksız, eksiksiz ilk zâlimden sonra, arar. Kim fena bir âdet koyarsa ona her an lânet gider durur. yiler gittiler, güzel usul ve âdetleri kaldı; kötü adamlardan da zulümler ve lânetler! 745. Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse yüzü o kötülügedir. Bu tatlı suyla tuzlu su; damar damardır. Halk arasında sûr üfürülünceye dek birbirine karısmadan böylece gider durur. yilere tatlı su miras kaldı. O ne mirasıdır? “Evrensel kitap” mirası. Dikkat edersen görür anlarsın ki taliplerin dilegi Peygamberlik cevherinin sûleleridir, o sûleleri dilerler. Sûleler, mücevherlere tâbi olarak parıldar ve dönerler. Sûle, nereden çıkıyorsa, madeni neredeyse oraya gider. *********************************** Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir. Ana, gel de Allah’nın burhanını gör ki bu suretle Hak haslarının zevk ve isaretini de göresin. Ana, hakikatte ates olan, fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık, bu atese gir de atese benzeyen suyu gör! 790. Atese gir de ates içinde gül ve yasemin bulan brahim’in sırlarını gör. Senden dogarken ölümü görüyordum, senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Halbuki senden dogunca havası hos, reni güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. Simdi su ates içindeki sükûn ve rahatı bulunca dünyayı ana rahmi gibi görmeye basladım. Bu ates içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir sâ nefesi var. 795. Sekli yok, kendisi var bir cihan… O zâhiren var olan dünya ise sebatsız sekilden ibaret. Ana, analık hakkı için gel, gir… bu atesin ateslik hassası yok. *********************************** Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir. Ana, gel de Allah’nın burhanını gör ki bu suretle Hak haslarının zevk ve isaretini de göresin. Ana, hakikatte ates olan, fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık, bu atese gir de atese benzeyen suyu gör! 790. Atese gir de ates içinde gül ve yasemin bulan brahim’in sırlarını gör. Senden dogarken ölümü görüyordum, senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Halbuki senden dogunca havası hos, reni güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. Simdi su ates içindeki sükûn ve rahatı bulunca dünyayı ana rahmi gibi görmeye basladım. Bu ates içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir sâ nefesi var. 795. Sekli yok, kendisi var bir cihan… O zâhiren var olan dünya ise sebatsız sekilden ibaret. Ana, analık hakkı için gel, gir… bu atesin ateslik hassası yok. ***************************** Muhammed Aleyhisselâm’ın adını eglenerek anan kimsenin agzının çarpık kalması Birisi agzını egerek Ahmed adını alayla andı, agzı çarpıldı öyle kaldı. Pisman olup “Ey Muhammed, affet! Ey Peygamber, sen, Min ledün ilminden lûtuflara mahzarsın. Ben bilgisizlikten seninle alay ettim. Alay edilmege lâyık ben oldum” dedi. 815. Allah, bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu, temiz kisileri ta’netmeye meylettirir. Allah, bir kimsenin ayıbını örtmek isterse o kimse ayıplı kimselerin ayıbı hakkında ses çıkaramaz olur. Allah, yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve munacatta bulunmak meylini verir. Onun için aglayan göz ne mübarektir. Onun askıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir. Her aglamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam, mübarek bir kuldur. 820. Akar su neredeyse orası yeserir; nerede gözyası dökülürse oraya rahmet nazil olur. nleyen dolap gibi gözü yaslı ol ki can meydanında yesillikler bitsin. Aglamak istersen gözyası dökenlere acı… Merhamete nailolmak istersen zayıflara merhamet et! ************************ O Yahudi padisahının atese itap eylemesi Padisah atese yüz çevirip dedi ki: “Ey sert huylu! Tabiatındaki o cihanı yakıcılık nerede? Niye yakmıyorsun? Ne oldu senin hassan? Yoksa bizim talihimizden niyetin mi degisti? 825. Sen atese tapana bile lûtfetmezsin. Sana tapmayan nasıl kurtuldu? Ates! Sen hiç sabırlı degildin. Niye yakmıyorsun, sebep ne, kadir mi degilsin? Bu, gözbagı mı, yoksa akıl bagı mı? Böyle yücelmis alev nasıl yakmaz? Seni birisi büyüledi mi, yoksa bu simya mı? Yahut tabiatının degismesi bizim talihimizden mi? Ates dedi ki: “Ey Saman! Ben yine o atesim. Hele bir içeri gel de benim hararetimi gör! 830. Benim tabiatım da degismedi, unsurum da. Ben Allah kılıcıyım, izinle keserim. Türkmenin köpekleri, çadır kapısında misafire yaltaklanmıs, Ama çadır yanına yabancı biri ugrayacak olursa köpeklerden aslancasına hamleler görür. Kullukta, ben köpekten asagı degilim; Allah da hayat ve kudrette bir Türkten asagı kalmaz. *********************** 950. Dünyanın baslangıcından beri yüz binlerce kavim, ejderha gibi agız açmıslar; O bilgili, idrakli kavimle hileler düzmüsler, tedbirlerde bulunmuslardır. Öyle tedbirler ki o tedbirlerle dag bile tâ dibinden kopar, yerinden ayrılırdı. Allah, onların hile ve tedbirlerini “O tedbirler yüzünden dagların tepeleri bile oynar, yıkılır, dümdüz olurdu” diye ögdü. (Bunca tedbirlerine ragmen) o avlanmalarından, o çalısmalarından ezelde verilen kısmetten baska bir sey yüz göstermedi… Hepsi tedbirlerden de âciz kaldılar, çalısmadan da; ortada Allah’nın isi ve hükümleri kaldı. ******************* Yine aslanın çalısmayı tevekküle tercih etmesi ve çalısmanın faydalarını bildirmesi Aslan dedi ki: “Dogru ama Peygamberlerin, müminlerin çalısmalarını da gör. Cefadan, kahırdan ne gördülerse mükâfata nail oldular; Allah onların mücahedesini zayi etmedi. Onların basvurdukları çareler her hususta lâtif oldu. Çünkü zariften ne gelirse zariftir. Tuzakları felek kusunu tuttu; noksanları tanmamen sayıldı. 975. Ey ulu kisi! Nebîlerin ve velîlerin yolunda çalıs! Kaza ve kaderle pençelesmek mücahede sayılmaz. Çünkü bizi pençelestiren, savastıran da kaza ve kaderdir. Bir kimse îman ve itaat yolunda yürüyüp de bir an bile ziyan etmisse kâfirim! Basın yarılmamıs, su basını baglama. Birkaç gün çalıs da ondan sonra gül! Dünyayı arayan kimse olmayacak ve kötü bir sey aradı. Ukbayı arayansa kendine iyi bir hal aramıs oldu. 980. Dünya kazancı için çarelere basvurmak soguk bir seydir. Dünyayı terk etmek için çarelere basvurmak ise caizdir, emredilmistir. Hile ve çare diye zindanı delip de çıkmaya derler. Yoksa birisi zaten açılmıs deligi kapatırsa yaptıgı is, soguk ve ters bir istir. Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahpuslarız. Zindanı del, kendini kurtar! Dünya nedir? Allah’dan gafil olmaktır. Kumas, para, ölçüp tartarak ticaret etmek ve kadın; dünya degildir. Din yolunda sarfetmek üzere kazandıgın mala, Peygamber, “ne güzel mal” demistir. 985. Suyun gemi içinde olması geminin helâkidir. Gemi altındaki su ise gemiye; geminin yürümesine yardımcıdır. Mal, mülk sevgisini gönülden sürüp çıkardıgındandır ki Süleyman, ancak yoksul adını takındı. Agzı kapalı testi, içi hava ile dolu oldugundan derin ve uçsuz bucaksız su üstünde yüzüp gitti. ste yoksulluk havası oldukça insan, dünya denizine batmaz, o denizin üstünde durur. Bütün bu dünya, onun mülkü olsa bu mülk, gözünde hiçbir sey degildir. 990. Su halde kalbini Min Ledün ululugunun havasıyla doldur, agzını da bagla, mühürle! Çalısma da haktır, deva da haktır, dert de hak. Münkir kimse çalısmayı inkârda ısrar eder durur.” ************************************ Tavsanın, sırrını onlardan gizlemesi 1045. Tavsan, “Her sır söylenemez, gâh çift dersin, tek olur; gâh tek dersin, çift çıkar! Aynanın berraklıgını, yüzüne karsı ögersen nefesinden ayna çabucak bugulanır, bulanır, bizi göstermez olur. Su üç sey hakkında dudagını kıpırdatma: Gittigin yol, paran, bir de mezhebin. Çünkü bu üçünün de düsmanı çoktur. Düsman bildi mi, sana pusu kurar. Bir iki kimseye söyledin mi, artık o sırra veda et. ki kisiyi asan, bir baskasına da söylenen her sır, yayılır. ********************* 1055. Tavsan, aslana gitmede biraz gecikti, sonra pençesi kuvvetli aslanın yanına gitti. Aslan, tavsan gecikti diye pençesiyle topragı kazmakta, kükremekteydi: “Ben, o alçakların ahdi hamdır, ham, ahitleri kötüdür, sözlerinde durmazlar demistim. Onların gürültüleri beni yaya bıraktı. Bu felek beni ne vakte kadar aldatacak, ne vakte kadar? Tedbirsiz emîr, adamakıllı âciz kalır. Çünkü ahmaklıgından dolayı ne önünü görür, ne ardını!” dedi. 1060. Yol düzgün ama altında tuzaklar var. Yazının tarzı hos ama içinde mâna kıt. Sözler, yazılar, tuzaklara benzer. Tatlı sözler, bizim ömrümüzün kumudur. çinde su kaynayan kum pek az bulunur; yürü, onu ara! *Ey ogul! O kum, Allah eridir. O er kendinden ayrılmıs Hak’a ulasmıstır. *Ondan, dinin tatlı suyu kaynayıp durmaktadır. stekliler o sudan hayat bulurlar, gelisirler, yetisirler. *Allah erinden baskasını kuru kumsal bil ki o kumsal, her zaman senin ömür suyunu içer, mahveder. *Hakîm olan erden hikmet iste ki onunla görücü, bilici olasın. Hikmet arayan hikmet kaynagı olur, tahsilden ve sebeplere tesebbüsten kurtulur. Bilgileri hıfzeden levh, bir Levh-i Mahfuz olur; aklı ruhtan nasiplenir, feyzalır. ****************** 1065. Önce aklı hoca iken, sonra akıl ona sakirt olur. Akıl; Cebrail gibi “Ey Ahmed, bir adım daha atarsam yanarım! Sen beni bırak, bundan sonra sen ileri yürü. Ey can sultanı! Benim haddim bu karardır” der. ********************** Akıl diyarında nice âlimler vardır! Bu akıl denizi ne kadar engindir! 1110. Bizim su seklimiz bu tatlı denizde su üzerinde kâseler gibi yüzer. çi dolu olmadıkça kab, suyun yüzündedir. Dolunca denize batar. Akıl gizlidir, ortada bir âlem görünüp durur. Bizim seklimiz; o denizin dalgasından, yahut ıslaklıgından ibarettir. Sûret, o denize ulasmak için neyi vesile ittihaz ederse etsin, deniz; sûreti, o vesile yüzünden daha uzaga atar. Gönül kendisine sır vereni; ok, kendisini uzaga atanı görmedikçe. 1115. Atımı kaybettim sanır, bindigi atı inat ve hırçınlıkla yolda hızlı hızlı kosturur! O yigit, atını kaybolmus sanır, bindigi atı inat ve hırçınlıkla kosturmustur! O sersem bagırır, arar, tarar kapı kapı dolasır, her tarafı arar, sorar: “Atımı çalan nerede, kimdir?” Efendi, su uylugunun altındaki mahlûk ne? Evet, bu attır; fakat bu at nerede? Ey at arayan yigit binici, kendine gel! ************************************* 1150. Aslanın kızgınlıgı arttı, titizlendi. Baktı ki tavsan, uzaktan geliyor. Korkusuz ve çalımlı bir tavırla hiddetli, titiz, kızgın, suratı asık bir halde kosmakta. Çünkü mütessir ve zebun bir halde gelisten suçluluk anlasılır. Ama cesurluk her türlü süpheyi giderir. Aslanın hizasına yaklasıp ilerleyince aslan bagırdı: “Bire adam evlâdı olmayan! Ben ki filleri parça parça etmisim; ben ki erkek aslanların kulagını burmusum; 1155. Bir tavsan parçası kim oluyor ki böyle benim emrimi ayak altına atsın! Tavsan uykusunu ve gafletini bırak; ey esek, bu aslanın kükreyisini dinle!” Tavsanın mazeretini söylemesi ve aslana yaltaklanması Tavsan dedi ki: “Eger efendimiz affederlerse aman dileyecegim, mazeretim var.” Aslan “Ey ahmaklardan arta kalan, bu ne biçim özür? Padisahlar huzuruna bu zaman mı gelinir? Sen vakitsiz öten horozsun basını kesmeli. Ahmagın mazereti dinlenmez. 1160. Ahmagın özrü kabahatinden beter olur. Cahilin özrü her ilmin zehridir. Ey tavsan! Senin özründe bilgi yok. Ben tavsan degilim ki kulagıma sokasın” dedi. Tavsan “Padisahım, adam olmayanı da adam sırasına koy; zulüm görenin mazeretine kulak ver! Hele mevkiinin sadakası olarak yolunu sasıranı kendi yolundan sürme! Bütün ırmaklara su veren deniz bile her çöpü basının üstünde tasır. 1165. Deniz, bu kereminden dolayı eksilmez; ihsanı yüzünden asagılasmaz” dedi. Aslan dedi ki: “Ben yerinde ve lâyık olana kerem ve ihsanda bulunurum; herkesin elbisesini boyuna göre biçerim.” ***************** KALBİN DERECELERİ 9. DERECE: Teslimiyet Gayb âleminden zuhur eden şeylere razı olmaya teslimiyet denir. Yağmurun yağması, rüzgârın tesiriyle meydana gelen hâdiseler, bitkilerin yeşermesi, ölmesi, zelzele gibi felâketler vs. bütün hepsinin Allah'ın iradesiyle olduğunu kabul etmek ve teslim olmak, teslimiyetin şartlarından en önemli olanıdır. Kaza ve belâ yalnızca Allah'tan gelir. Meşîet-i Hüdâ (bütün bunların Allah'tan neş'et etmesi) ilim ve hikmete tâbidir. Hikmeti olan şey abes olmaz. Ve o hükme itiraz edilemez. Sırrını bilemediği şeyde, kulun yapması gereken en elzem şey teslimiyettir. Ve kaza-yı Hakk'a teslim olmaktır. Meselâ bir kimse, dünyada olan birtakım ahvalin, akla ve mantığa aykırı olduğunu görse bile bunlara itiraz etmemesi lazımdır. Çünkü herşey Allah'ın takdîriyledir. Meselâ, zâlimin âdil olan bir kimseyi yenmesi, bir ümmetin peygamberine karşı olan zıtlığı, âlim olan kimsenin itibar görmeyip, câhil olan kimselerin itibar görmesi gibi hadiseler her ne kadar zahiren mantığa zıt gibi gözüküyorsa da, bunlar Allah'ın takdiriyle olan şeylerdir. Çünkü bunların vuku bulması vaciptir. Ve Hakk'ın muktezâsıdır. Ve hepsi de hükm-ü Hûda'dır. Asla abes değildir. İbnü'l Farız bu mevzua münasip şöyle söylüyor: Allah'ın takdiri asla abes olmaz Şayet insanların fiili olmasa denge nasıl olurdu? Eğer sâlik, hatarat (şüpheler) nevinden fikrî teşvîşe veya savaş gibi bir hadisede yakınlarını kaybetme gibi bir ızdırâba muhatap olursa, yapacağı en güzel şey, Allah'ın irâdesi doğrultusunda vuku bulan şeylere sabretmek ve teslim olmaktır. Çünkü bu nevi âfetler sâlikin terakkisi içindir. Allah istediği şeyi helak eder, istediğini ise azîz kılar. Şeyh Abdullah Râbi şöyle dedi; "Cengizle yapılan savaşta, Cengiz taraftarları bütün kardeşlerimi ve yaranımı katlettiler. Sıra bana geliyordu ki, kendi kendime şöyle dedim: Ey nefsim! Allah'ın hükmüne razı mısın? Bu soruyu kendime sorduğum an gördüm ki, ölümle hayat arasında hiçbir fark yoktur. Hakk'ın hükmüne bu denli rıza göstermiş bir hâlete müyesser olduğum için Allah'a hamdettim. Cenâb-ı Allah, geriye kalan kimseleri ben de dahil olmak üzere o canilerden halâs eyledi. Benim için kurtuluşumdan daha mühim olan teslimiyetimdi. Onun lutfun" ve cefâsına itaat farzdır Safasını da kederini de içmek tat verir insana AKIL SAHİPLERİ BU YAZININ BANA AİT OLMADIĞINI İLK BAKIŞTA ANLAYACAKLARDIR. SİZE BAZI SATIRLARLA İLGİLİ FİKİRLERİMİ PAYLAŞACAĞIM.KALBİ HÜRMETLE SAYGI DUYGUĞUM DEĞERLİ BÜYÜKLERİMİ SUALLERİM OLACAK İNŞAALLAH.RABBİM ALİM İSMİ ŞERİF HÜRMETİNE BİZ KULLARIN İLİMLERİNİ HAKKIMIZDA SONUMUZ HAYIRLI OLACAKL ŞEKİLDE ARTTIRSIN aMİN "635. Hangi bir ise meylin varsa o iste kendi kudretini apaçık görür durursun; Hangi ise meylin ve istegin yoksa... Bu, Allah’dandır diye kendini Cebrî yaparsın! Peygamberler, dünya isinde Cebrîdirler, kâfirler de ahiret isinde. Peygamberlerin, ahiret isinde ihtiyarları vardır, cahillerin de dünya isinde. Zira her kus, kendi cinsinin bulundugu yere gider, bedeni, geride uçmaktadır, canı daha tez, daha ileri gitmekte! 640. Kâfirler “Siccin” cinsinden olduklarından dünya zindanına rahat rahat gelmislerdir. Peygamberler, ( lliyyi) cinsinden olduklarından can ve gönül lliyyine dogru gitmislerdir." GERÇEKTEN BİRAZ TEFEKKÜR EDECEK OLURSAK "SİCCİN" KELİMESİ İLE "Singularity "ARASINDAKİ BAĞI ANLAMIŞ OLURUZ..."Skulls and Bones Society" ÖRGÜTÜNÜ ANMIYORUM BİLE.ÇÜNKÜ BİRAZ DERİNDEN ARAŞTIRMAYA GEREK YOK BİLİNEN GERÇEK LER ZATEN BİLİNMEKTEDİR.. ÖZELLİKLE TEFFEKKÜR EHLİ HAKKA AŞIK OLAN SAYGI DEĞER BÜYÜKLERİM "Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut " SÖZÜNÜ BURADA YAZMAMI TEFÜKKÜR ETTİKLERİNDE ANLAYACAKLAR. şİMDİDEN rABBİME HAMDLARINI DUYAR GİBİYİMrABBİM VERDİĞİN TÜM NİMETLERDEN VE GEREK BU DÜNYADA GEREK AHİRETTEKİ LUTUFLARINDAN DOLAYI SANA HAMDOLSUN .SENİ ZİKREDENLER SAYISINCA,ZİKİRLERİ SAYISINCA HABİBİNİN KATINDAKİ KADRİ KIYMETİNCE SANA HAMDOLSUN.SANA HAMD EDEN NESİL YETİŞTİRMEYİ BİZLERE NASİP EYLE RABBİM AMİN.... "Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir." BU SATIRLARI OKUYUNCA HER PEYGAMBERİN ÜMMETİNİ UYARMALARI GELDİ AKLIMA.GELECEK NESİLLERİMİZ GÖZÜMÜZDEN BİLE KISKANARAK YETİŞDİRDİĞİMİZ EVLATLARIMIZIN HEM DÜNYA HEMDE AHİRET SAADETİ YAŞAMALARI İÇİNBUNUN ÖZELLİKLE ALTINI ÇİZİYORUM. çÜNKÜ aLLAH İÇİN SEVCİYORUZ BİRBİRİMİZİ VE ALLAH İÇİN ALLAH'IN DAVASINA DÜŞMANLIK EDEN KAFİRLERE BUĞZ EDİYORUZ.RABBİM BU HALİS NİYETİMİZİ KABUL EDER İNŞAALLAH.BİRBİRLERİNİ ALLAH İÇİN SEVENLERİN SAYISINI ARTIRIR İNŞAALLAH.VE KAZANAN BİZ İNSANOĞLU OLURUZ İNŞAALLAH. ARAMIZA FİTNE FESAT SOKMAK İSTEYEN İBLİS BİR DAHA KAYBEDER..RABBİM BİZ ADEMOĞULLARINI İBLİSİN TUZAKLARINDAN KORUSUN İNSİ ŞEYTANLARADA FIRSAT VERMESİN.AMİN.. DEDİĞİM GİBİ MÜSADE EDERSENİZ SUALLERİM OLACAK .İNŞAALLAH İLMİ OLAN SAYGI DEĞER BÜYÜKLERİMİZ GELECEK NESİLLERİNDE İSTİFADE ETMESİ NİYETİYLE RABBİM İZİN VERİRSE CEVAPLARLAR İNŞALLAH.. 1. taliplerin dilegi olanPeygamberlik cevherinin sûleleri nelerdir?nasıl mirac'ta cebrail as bir sınıra kadar gelebilmiş tir. Arifflerin alimlerin de peygamberlikcevherinin sulelerinde gidebilecek sınırlar varmıdır? en son nokta nereye kadar varabilirler? 2.."Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın " cümlesinden yola çıkacak olursak mana ehlini tanımak için gözetmesi gereken edepler nelerdir.Arifler meclisine dalmanın güzelliğini tadan ruh mana makamlarında yükselirken nefsin ve şeytanın hangi tuzaklarıyla karşılaşır? ^3.tevekkül nedir? 4.firavunlaşmış olan nefis putunu nasıl kırarız? 5." Önce aklı hoca iken, sonra akıl ona sakirt olur." sözünden yola çıkacak olursak aklı nasıl şakirt ederiz.? 6.Hikmet pınarından kana kana su içennin susuzluğu neden gitmez.hikmet pınarının özellikleri nelerdir? o pınardan su içen ne gibi lutuflara mazhar olur? 7.tuba ağacının altında gölgelenip sohbet etme ve nice cennet nimetlerine erme bahtiyarlığı varken bu yalan dünya i çin neden bizler birbirimizin kapbini kırarız.Birbirimizi Allah için sevme güzeliklerini görme yaşama varken nefsimizle kavga etme varken birbirimizle ederiz? Özellikle bu soruları kendi nefsimize soralım.çünkü bir çok sualim farkındaysanız nefislerimize sormak için sorulmuştur? Perdeler aralanırken neler gördük peki? saygılarımla Rahman ve Rahim olan Allah'a emanet olunuz.Allah'ın rahmeti,bereketi ,selamı tüm inanaların üzerine olsun.amin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder