11 Aralık 2013 Çarşamba

Kabalacilarin sinsi planlarin temel diregi.1

YENİ DÜNYA DÜZENİ PLANLARIN DEŞİFRESİ BİLDİĞİNİZ GİBİ DECCALİYETİN DÜZENİNİN KADROLARI OLAN KABALİST YAPIYI BU GECE DEŞİFRE ETMEYE ÇALİŞACAĞIM…. Kabalist yapının ana silahı teknolojidir.Bildiğiniz gibi eski mobil işletim sistemi ileride ki merkezi yapay zekayla çalışan sisteme entegre olamayacağı tespiti yapıldı.Bu konuda uzun vadede stratejik planlamaları yaptılar.Yeni bir işletim sistemi ile yeni bir jenerasyon oluşturup bu konuda dünya insanları ne yazıkki kobay olarak kullanıldı.Devam ediliyor mu kararı vicdanlarınıza bırakıyorum… Sayın Oktan Bey’in glass projesi hakkında sitede yazılarını okuyanların durumun ciddiyetini anlayacaklardır.Asil milletimi de dersaneler kapansın kapanmasın konusu ile enerjisi boşa harcayıp bu gizli çalışmayı anlamamalarını planlamaktadırlar.Ama unuttukları bir şey var: Zalimlere tuzak kuran alemlerin sahibi olan yardımını dilediğimiz yüce Rabb’imiz. Hepimiz biliyoruz ki ahirzamanda Asil milletime önemli misyon yüklenmiştir.bu gerçeği kbalacılarda bilmektedir.Kendi idolojisinde yetiştirdikleri sabatay kadrolaro ve dönmeleri (Müslüman gibi görünüp Yahudi ve kabalist kimliklerini gizleyen) ile asil milletimin kutsi değerlerine saldırarak ve sinema sektörü ile deformasyon ile milli değerlerden uzaklaştırarak Türk Milleti’nin damarlarındaki asil kanın gerçeği bilmemeleri için çalişmaktadırlar.Atilla Han gibi avrupaya ders vermeleri,Fatih gibi bir asra damgasını vurmaları, Kanuni gibi Fransa’ya insanlığa zararlı olanı yasaklatmaları Alparslan gazi gibi fethettiği toprakları vatan yapmalarından korkan kabalacılar muhteşem yüzyıl vb dizilerle gerçekleri bilmemeleri için Ttürk gençliğinin şaha kalkıp dünyada destan yazmasından çekinmektedirler..kabalacı korkak kilaplar bilmelidir ki korkunun ecele faydası yoktur. Acı gerçekle karşılaşacaklar Türklerin destan yazmaları karşışında bozguna uğradıkları gerçeğinden kaçamayacaklardır. Ben bu asil milletime güveniyorum. Kullandığınız kuklalarında kullanıldıklarını anlayınca kabalacıların kellelerini almak için yarış edeceklerini görür gibiyim. Büyük ayıya soruyorum. Asıl maksatı gizlenen google play2de bulunan merveyi tavla oyunun arkası ileride kurmayı planladığınız tdinsiz devlet için yapay zeka için atılmış bir adımıdır bir projemidir? Programı yapan şirketi zan altında bırakmak istemem .o projenin arka planındaki kabalacı odaklar yapacağınız yapay zeka ile mobil ve pc ile insanların özeline girip robotlaştırma, köleleştirme fikrinizi tüm insanlar anladığında ne yapacaksınız? Ben diyeyim cehennemin dibine kaçmak isteyeceksiniz.Allahım Yeryüzündeki insanlara bir vesile ile küffarın bu tuzağını çıkartsın kabalacı düzen yıkılsın .Kuracağımız İslam birliği ile dünya iyiki Türk milleti tarafından idare ediliyor. Dedirtmeyi Rabbim nasip etsin. Tıpkı İstanbul fethi öncesi Bizanslılara “kardinal şapkası görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim”dedirtiysek adaletimizle yine ama bu sefer tüm aleme dedirteceğiz. Kılıçlamı hayır.Abd gibi girdiği ülkelerdeki yaptığı zülümla mı hayır….Allah sevgisiye cevap bukadar basit. Büyük ayı bükemediğin bileği öpmesini de bileceksin.Merak etme öğreteceğiz. Gel ya öp bileğimizi ya cezana razı ol. Tercih senin….Topraklarımda huzursuzluk çıkartmaya devam edersen tapınağını yıkar krallığını yıkar hükümdarlığımızı ilan ederiz….tıpkı Malazgirt’te zafer kazanıp toprakları vatan edindiğimiz gibi.Fatih gibi yeni bir çağ açarız.

29 Kasım 2013 Cuma

tapinakcilara acik mektup

TAPINAKÇILARA AÇIK MEKTUP Şöyle tarihte bir yolculuk yapalım.İblis sizin deyiminizle baphomet yoldan çıkan kavimlerin üzerine giden komutandı.Savaş sanatını çok iyi biliyordu. Aldığı galibiyetler kendinde kibir oluşturdu.Sonra Hz.Adem as’a secde emrine itaatsizlik ettiği için kıyamete kadar mühlet verildi ve kovuldu. Kendisi de insanları Hakk’ın yolundan gitmemeleri için mücadele edeceğini kararlı olduğunu duruşuyla gösterdi..peki Hz.Adem as ne yaptı? Tövbe etti duası kabul edildi. Baphomet ise hatasını kabul etmeyip ısrarkeş tavır sergiledi.Demek istediğim baphomet aranızdaki kendi zihniyetindekileri kullanarak yalan vaatlerle –tıpkı yasak meyve-kandırarak tüm insanlığı zora sokacak sizleri tehlikeli virajlarda sert manevralara zorlamaktadır.Biraz daha dünyadaki gelişmelere dönecek olursak Hz .Adem as oğullarından Habil ile kabil olayına değinmek istiyorum. Baphomet, kabil’e nasıl cinayet işleneceğini öğretti ve kardeş katili yaptı.Sizlere de atom bombası vb silah teknolojileri ile aynı tuzağa düşürmektedir.gelin yaptığınız hataların farkına varıp çıkartığınız savaşlarla kaos sistemiyle büyüme fikriyle şeytanın pardon baphometin yolundan gitmeyiniz.tevbe edip Hakk2a uyunuz. Sonuçta beşeriz hatalarımız olur kusurlarımız olur;aranızdaki kabalist akımın yolundan gidenleri dinlemek yerine önce biraz düşünün.çünkü biz Hakk2a inananlar öldürmeyi çözüm olarak görmüyoruz.Sevginin gücüne inanıyoruz.Çanakkale2de bile yaralı düşman erlerine merhamet edip tedavi edecek kadar vicdan sahibiyiz.Yakın dönemde de dağdaki yakalanan teröristlere üşüdüklerini görünce “karşındakini kendi nefsinden üstün görme, tevazu “ ilkesiyle hareket eden Peygamber ocağı mensubu olan Mehmetçiğimizin kamuflajını verdiğine şahitlik etmiştir tüm kamuoyunu.hz.Muhammed’in sav ümmeti bu kadar merhametliyken biz ademoğullarını yaratan Rabb2imizin sonsuz rahmeti ne kadar büyüktür düşünebiliyormusunuz? Hiç düşündünüz mü peki?Dünyada global şirketleri yönetecek zekaya sahipseniz düşünme becerisinede sahipsinizdir diye düşünüyorum.düşünün ve bundan sonra Hakk’a giden yolda gitmeye samimiyetle insanlığa hizmet etmeye nefsinizi de düşman görmeyi düşünmenizi belirtsem düşünür müsünüz peki?gelin imtihan olduğumuz bu dünyada güzel finalde adımızı iyiler arasında bunulacak güzel adımlar atalım.kabalist zihniyette olanların ardından gitmeyin derim.Çünkü zafer müjdesi verildi kabalist yapı yıkılacak enkazın altında kalıp “iyiki geberdi pislik” diye anılmayın evlatlarınız tarafından.peygamber başını kesen,Balık tutma yasağını çiğneyen kavimlerin yaptığı hataları sizlerede yaptırtmak isteyen baphometin vesveselerini dinleyen kabalist yapının icraatlerini düşünün ve vicdanınızda mahkeme yapıp kendinizi yargılayın…ceddimizin yaptıkları meydandadır.”kardinal şapkası görmektense Osmanlı sarığı görmeği tercih ederim” sözünü dedirtmiştir. Silah zoruylamı tabiî ki hayır.Allah sevgisiyle Allah Aşkıyla hareket ederek tüm dünyada barışın adaletin mümessili olmuşlardır.hatta Bursa’da Yahudi mahallesinde camiinin yıkılma durumundaki İslamın adaletini tarih tanıklık etmiştir.Destanlarla şanlı türk tarihini görmezden gelip insanlığa hizmetleri tartışılmaz olan Asil milletimin bu asırdada hizmetlerine köstek olanlar elbette karşılığını göreceklerdir.mükafatını da alanlarda olacaktır elbet.cömertlik genlerimizden bizlere kalan güzel bir mirastır.bizler küfre hizmet eden baphometin peşinden bilmeden giden kabalist yapının maskesinin ardındaki gerçekleri bilmeden hizmet edenlerinde güzellikleri yaşamasını elbette isteriz. Çünkü bütün Müslümanlar kardeştir.gelin iyice düşünün akrabam ne der diye endişe ederek değil sonrada tevbe edin müslaman olun.Sonra Müslümanlar harp etti tebliğ etmediler İslam’a davet etmediler diye huzuru mahşerde demeyin.Sizleri asil milletim olarak baphometin yolunu bırakıp Müslüman olmaya davet ediyorum.^3aralık gününe kadar düşünün….^

21 Ekim 2013 Pazartesi

SON GÜNDEM-1

KURBAN KURBAN nedir? geçmişten kurban konusunu incelersek Habil ile Kabil olayına gidebiliriz. Sonra Hz. İbrahim as ile hz. İsmail as kıssasına gözattığımızda bir gerçeği görürüz. Kurban en sevdiklerimizden verilmelidir. Misal olarak geçtiğimiz yüzyılın müceddidinin talebeleri müceddidin hizmetlerinin devamı için sağlığına kavuşması için kendilerini kurban ettiklerinede şahit olduğumuzu unutmayalım.hocaefendinin rahatsızlığını duyunca insan acaba diye soru işareti oluyor zihninde... Davamız hak davası olduğundan yenemeyeceklerini anlayan kabalacıların sayın fidan2a diş bilemeleri çok manidar...Yoksa BB 'ye Kurban olarak Fidan'ımı istiyorlar ...Bu soruları arttırabiliriz.Geçen senelerde TRT1 !de lale devrini anlatan bir dizi vardı.İstihbarat teşkilatına acem casusu sızmıştı.Acaba yine tarih tekerrür edip aynısı mı oluyor diye zihinler karıştırılıyor.Birde bakış açımızı Kurtlar vadisinde feller kendi casusunu polat'ın yanına yerleştirmek ve Polat'ın ona güvenini kazanması için casusuna saldırıyordu..Hatırladınız sanırım.Beni endişelendiren Fidan'dan ziyade usta...Fidan'ı ustaya kim tavsiye etti?Eden şahsın Türk milletine sadakatı...Biraz Komplo teorisi üretecek olursak bir senaryo yazalım... İslami kesimin teveccühünü kazanmış olan bir siyasi liderin yanına masonlar hitabeti güçlü birini yerleştirirler. Bu kişiyi kontrol etmek için siyasi partideki bilinen adamları görevlendirilir.Bu kişinin önünü açmak için makam verilir ve ilk sınavını başarı ile geçtiği görülünce kendi basın egemanyası kanalıyla reklamı yapılıp parti kurdurtup iktidara getirilir.Başarısız olan hortumlamalarda kullanılan kadrolar bu kişiyle temizlenirken kendi adamları bu kişinin etrafına bakan danışman olarak yerleştirilir.Çıraklık ve kalfalık dönemlerinde her dediğini yapan bu kişi tezkere konusunda gayb erlerinin müdahalesi ile başarısız olur; fırçalanır ve başarısızlığın cezası olarak mayınlı araziler bedelini kabul eder.ustalık döneminde güç dengelerini analiz eden şahsı muhterem kişi kendisine telkin edilen kişinin onlara mı çalıştığını yoksa kendisine biat eden olup olmadığına bir türlü karar veremez.Bu kişi bilmelidirki yakınına kadar soktukları bir tane Çömez değildir bu kişi karanlık odakların hizmetkarların devletin gizli bilgilerini bunlara satan hainleri bulması görevidir.önemli olan bu kişinin Alemlerin rabbi olan Allah'ın huzuruna tahkiki imanla çıkmak isteyip istemediğidir.bilinmelidir ki münafıklar kafirlerden daha aşağı tabakada cehennemde yanacağıdır.Burda bir gerçek varsa münafık olmayan birine de münafık diyen Allah muhafaza münafık olma tehlikesidir.Ama Allah dostlarının münafık dediği münafıktır buda bir gerçektir. Senaryomuzu bu şekildede değerlendirecek olursak kabalacı yapının manevi değerlerimiz konusunda dava eden liderin yanına adamlar yerleştirildiği tespit edilince onların teveccühünü kazanacak karakterde biri vazifelendirilir. o kişi parlatılır kabalacıların dikkatini çeker. ve o kişi turuva atı olarak kabalacıların türkiye gurubunun içine ustaca yerleştirilir.Bazı tavizler verilerek o kişi kabalacıların mahremine girmesi sağlanır. Kabalacı zihniyet yetiştirdikleri dini gruplarla övülür ve bu kişi dahada başarılı olması için kasetle karşısına başarısız güçsüz tabanı olmayan bir lider çıkartılır . kabalacılar bu kişinin kendilerinemi hizmet ettikleri konusunda şüpheleri artınca bu kişi karşı tarafın bu kişilerin kirlenmiş kadrolarını içeri alması konusunda desteğini kısmı olarak verir. ve ergenekon operasyonu başlar.Allah'tan hakkıyla korkan kabalacılardan korkmaz oğulları ellerinde vatanlarında diye evladını koruma içgüdüsüyle hiyanette etmez kabalacı zihniyetin itikade saldırı için bu konuda bu kişiye tuzaklar kuracağınıda göz ardı etmemek gereken tedbirleri almak kişinin aslı vazifesidir. Acemler oyun oynayacak ,kabalacılar bizans oyunu oynayacak Türklerin bu oyunu seyretmesi tabiki düşünülemez.Türkün oyununa akılda sır da ermez. Bilinmez Türk oyununu oynar ve kabalacılar oynana bu oyunun farkına dahi varamazlar. "ATİLLA PROJESİNDEN" TAVİZ YOK GERİ ADIM ATMA YOK .TARİHİ BİZ ŞEKİLLENDİRECEĞİZ.BİZE KÜÇÜK LOKMA OLARAK OSMANLININ SON HARİTASINDAKİ YERLERİ VERMELERİ BU DAVAMIZDAN GERİ ADIM ATTIRMAZ.ARSLANIN KÜKREDİĞİ YERDE ÇAKALLARIN HÜKMÜ GEÇMEZ.KUZGUNLARDA HADDİNİ BİLMEZLERSE BEDELİNİ ÖDECEĞİNDEN ZERRE KADAR ŞÜPHELERİ OLMASIN. YA TÜRK2E HİZMET EDERSİN YA tÜRK'E HİZMET EDERSİN BAŞKA BİR ALTERNATİFİN YOK küçük bir not: bir zamanlar mehdilik davasında olan bir kişi masonik örgüt tarafından müslümanların içerisine iyice girmesi için zülme uğradı o kadrolar tarafından parlatılıp mehdi olarak lanse edilmek istendi.Cübbeli bu oyunu görünce kulağı çekildi. Herkes biliyordu ki bir kişinin "bu Hz.Mehdi as değildir " dediği kişi Mehdi olamaz bu planları bozulduğundan dolayı açıkça bu kişi tapınak şövalyesi ve mason olduğunu açıkça söyleme gereği duyuyor. http://www.youtube.com/watch?v=AuiVL1tMGnc Allah tuzak kuranlara da tuzak kurar....

26 Eylül 2013 Perşembe

2013 EYLÜL BİTERKEN

Dünya yeni konjüktöre göre yönetilmeye şuan hazır değil.Taraflar biliyor ki uzakdoğu'da dünya savaşı çıkartma projesi başarısız olunca insi şeytanlar iyice azdılar. Şöyle bir geçmişte bir yolculuk yapalım. Birinci dünya savaşı'nı bir hatırlayalım. o zaman Enver paşa'yı iyi analiz edenler osmanlının reflekslerini biliyorlardı .Lakin Çanakkale'deki direnci hesaplayamadılar. Orada manevi ordu da kafirlerle cenk etti.bunları niyemi tekrar hatırlatıyorum.Çünkü şuanda da suriye ile aynı tuzak kurulup bizi savaşın içine çekmeye çalışılıyor. Allah'a binlerce kez hamdolsun ki sayın başbakanımız Enver paşa'nın düşünce yapısında değil. ondan beklenen gemiyi sağ salim sahibine teslim etmesidir. Kasırgaların estiği şehir olan Rize'li olan sayın başbakanımız Türkiye gemisini elhamdülillah sahile YAKLAŞIRKEN kendisinden tahmin edilmeyecek bir başarı ile küffar ordusunun salya dalgalarıyla mücadelesi takdire şayandır.Bu samimi mücadelesinden dolayı anadolu anasının dualarıyla başarılarına devam edeceğinden zerre kadar şüphemiz yoktur.Şüphesiz ki sözümüz yalnış yorumlanmasın insanın gıyabında yapılan duaların kabul edileceğine atıfta bulunmak için bu cümleyi kurdum.başarı bizim değildir. Kadir (cc)olan Mevlâm zalimlere hak ettiklerini yaşatacaktır. Bizim tek muradımız şeytanın yolundan gidenlerin de hatalarının farkına varıp tevbe kapısı kapanmadan tevbe edip kalan ömürlerini Allah'ın razı olacakk şekilde yaşamalarıdır.( KENDİ İSTEDİĞİNİ BAŞKALARI İÇİNDE İSTEMEK GEREKİR)Velhasıl cehennemdem ateşine layık olan kütüklerin ıslahı mümkün olanların ıslahı ile asrımızda İslamı yaşayanların sayısının artmasıdır. Zaten sayısal verilere bakıldıdığnda dünyada müslümanların sayısındaki artış kabalacıların gözünü korkutmakta onları endişeye sevketmektedir. Kahhar (cc)olan Rabbim adildir. Uzun süredir gündemden uzak olduğum için derin mevzulara girip yalnış anlaşılmak istemem. şuan işi ehline verip onların gün yüzüne çıkmamış yeteneklerini görme arzusundayım. Sınavımız çetin,lakin yolumuz Allah'ın rıza makamına giden yol. Peygamberlerin ve diğer tüm Allah dostlarının hayatlarını incelediğimizde yaşadığımız ahir zamanda çok önemli süreçten geçeceğimiz belirtiliyor.Deccaliyet sistemiyle mücadelede her kul üzerine düşen vazifeyi icra etmelidir. Nasılsa hz. Mehdi as müğcadele ediyor ,Hz.İsa as çökertecek deyip yan yatmamalıdır.Bu dünya ekin tarlasıdır. bu gerçekten bi haber yaşayanlar bir an önce gerçeğin farkına varmalıdır.Mısır'a baktığımızda ve diğer ülkelere baktığımızda birlik ve beraberlik halkamızın durumunu anlıyorsunuzdur Müslümanların safına hiristiyanların katılacağı barış döneminin olacağı bilinmesine rağmen bu kardeşlik sürecini baltalamak isteyenlerin art niyetle servetlerin gideceği endişesiyle evhama kapılmadıklarını ümit ediyorum. Eski dönemlerde yaşamış olan peygamberler ve diğer Allah dostları hep bizim yaşadığımız dönemde yaşamak isteyip Rabbimizin katında derecelerinin artmalarına vesile olacak ameller işlemeyi arzu etmişlerdir.Sakın yalnış anlamayın bizler amellerimize güvenmeyiz Allah'ın sonsuz rahmetine güveniriz .yoksa biz kurtaracak olan amellerimiz değildir.Rabbim sonsuz rahmetişyle bu asırda davasına hizmet eden erlerini ,kullarını sonsuz rahmetiyle gadabındasn,azabından peygamberimizin (sav)sığındığı tüm şerrlerden korosun ve lutfuyla her iki cihanda af ve afiyet versin .amin.

13 Nisan 2013 Cumartesi

VEDA

VEDA NEREYE GİDİYOR İNSANLIK? Kimler gelip geçti bu dünyadan....firavunlar,nemrudlar,ebu cehillerRackyfeller ve ismini sayamadığımız nice isimler...Biliyoruzki insanlara düşman olan iblis yukarıdaki isimleri kendi tarafına çekmiş Allah'a iman eden insanlara zülümler yapmışlardır. Soracaklar en son ismi neden yazdınız diye..Kendisi vbe beyin takımı bu ismin neden yazıldığını biliyor avam bilmeyebilir ama kendi kadrolarının üst tabakası çok iyi biliyor.... Bir sorum olacak.rusya2daki devrim hangi ailenin desteği ile gerçekleştirilmiştir.?İlerde müslüman olma ümüdünü taşıdığım nice ruslara hangi aile tiyatro çevirmiştir? Bu soruların cevabını bulduğunuzda dinsizliklerin kaynağı olan kabalacıların maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerini anlamış olursunuz. Birleşmiş Milletler’in Bayrağını belirleyen, o bayrağa masonik simgeleri yerleştiren aile hangi ailedir? gerçektende her millet bayrağı kendilerinin belirlediğini mi düşünüyor? Orta çağ olsun krallıklara para verip kendine esir eden sonra devletlere borç veren sonra bu borca karşılk merkez bankalarının para basma yetkilerini kendi üzerine alan aile hangi ailedir?ABD ve İngiltere devlet yönetimi para basma yetkisinin devlete ,millete ait olduğunu buradaki kar vb. ekonomik kazancın bir aileye gitmediğini dünyaya beyan edebilirler mi?İngiliz vatandaşın çıkarları birilerine peşkeş çekiliyor mu?Kendilerini üstün millet gören ingilizler yahudilerin kölesi durumuna düşürüldüklerinin farkına ne zaman varacaklar?Bu soruları çoğaltabiliriz.... "Türkiye gibi anti-komünist hükümetlerin iktidarda bulundugu ülkelere yapilacak yardimlar ve açilacak krediler öncelikle askeri nitelikte olmalidir. OLTAYA YAKALANMIS BALIGIN YEME IHTIYACI YOKTUR. Gelistirilmis ekonomik yardim, Türkiye gibi ülkelerde bazi durumlarda düsünülenin tam tersi sonuç verebilir, yani bagimsizlik egilimlerini arttirip; mevcut askeri planlarimizi zayiflatabiliriz. Bu tür ülkelere yapilacak yardim, bize bagli Hükümetleri iktidarda tutacak ve ABD'ne düsman unsurlari zararsiz hale getirecek biçim ve miktarda olmak zorundadir.' (Nelson Rockefeller) 1956 yilinda ABD Başkanı Eisenhower'a gönderdigi mektupta o dönemde dünyanin en zengin adami olarak taninan Nelson Rockefeller aynen böyle diyordu. Söz konusu dönemde ABD'nin Türkiye'ye ekonomik yardimda bulunma planlarina yapilan bu müdahale, süreç içersinde yasamdaki yerini bulacakti. Ama daha önemlisi, dünyanin en güçlü birkaç Devletinden biri olan ABD'nin üstelik Baskanina böyle bir müdahalede bulunma cesaretini gösteren bu, Rockefeller kimdi ve bu gücü nereden aliyordu? " daha detaylara girmek isterseniz http://nedir.antoloji.com/rockefeller/ adresine bakabilirsiniz.. Yani bu dünyada dinleri kaldırmak isteyen dinsizler ordusu ele geçirmek istedikleri ülkede kaos çıkartırlar ve bir kişiyi kurtarıcı olarak lanse etmek isterler.Misal bu liderleri uzun vadede örnek göstermek için yüzyıllık bir plan ortaya koydular.misal Afrikalı olan şimdi gündemde olan örnek gösterilen lideri incelerseniz bu tiyatronun uzun vadeli bir streteji olduğu gerçeğinin farkına varırsınız.o lider böyle davrandı Şimdi de Türkiye bu çizgide olmalı algısı oluşturularak gerek müslüman gerek hiristiyan olan inanalara tuzak kurulmak isteniyor.kim tarafından bpeki Dünyada savaş olunca dahada zenginleşen kandan gözyaşından servet edinen insanlığın düşmanı olan şeytana itaat eden aileler tarafından....Misal bu aile gerçek malvarlığını gizlemek için vakıf kurmuştur.kendi dinsizlik teorilerinin dünyada yayılması için hristiyanlarına "barbar türkler" yalanıyla kandırıp yanlarına çekme sonrada onlarıda kendilerine köle yapma projesi vardır bu kabalacı dinsizlik isteyenlerin hedefinde...Hristiyan dünyası asil milletimizin bayrağı altında toplanın. Bir yaratıcıya inanan hiristiyanların bu tuzakları görmesi ilk görevleridir.Zaten AB yıkılmaya çözülmeye başlandığını ekonomik çevreler farkına vardıkları bilinmektedir.Savaşlar çıkartıp ülkelerin ekonomisini alt üst edip o ülkeyi ele geçirme projesi ABD'nin değil ABD'yi kendi stretejelerine alet etmek isteyen dinlerin düşmanı olan aile tarafından organize edilip edilmediği nre kadar araştırılşmıştır? ABD eyaletleri kendi ayakları üzerinde durmalı para baronlarının kölesi olma durumuna düşmemeleri kendi çıkarları açısından ne kadar iyi olur önümüzdeki günlerde görebiliriz.Bu dinmsizler grubu bazı üstün zekalı kişileri devlet stretejisi deyip kandırma metodu artık işlememelidirve insanlık için zararlı olacak projeler önüne geldiğinde dinsizlerin kendilerinide zamanı gelince ortadan kaldıracaklarını da bilmeleri gerekmektedir. O kadar uyarmamıza rağmen Nuh tufanı gibi bir müstahaka sebeb olacak durum isteyen Küffarları artık tebliğ yapmayacağımı bir süre sukut edeceğimi üzülerek bildiriyorum.Bizim tek isteğimiz "insanları doğru yoldan çevirmek isteyen" iblise itaat edendinsizler cerehatı kendi pisliklerinde boğulacaklardır.Firavun geberdi,nemrutun sonu malum...Bu yolun yolcularının günümüzdeki kadroları ne yazıkki geçmişteki olayları masal olarak algılamaktadır.onların "haşr risalesi'ni okudukları (eğer okurlarsa tabii)vakit gerçeği anlayacaklarmı anlamamakta ısrar mı edecekler şimdiden bilemeyiz..Allah'ım kafirleri helak ederken sana inananları rahmetinle koru.kafirler yüzünden bizi helak etme....amin Ben gücüm nispetinde mücadelemi ettim Allah'ın aciz bir kulu olarak ...Bundan sonrası tevekkül Hasbunallahu ve Ni'mel Vekil”

12 Nisan 2013 Cuma

SATIRARASINDAKİ PERDELER

GERÇEKLER SATIRARALARINDA GİZLİ AKIL RUHA TABİ OLMALI VE RUHTA ZİKİR VE İBADETLERLE BESLENMELİDİR 635. Hangi bir ise meylin varsa o iste kendi kudretini apaçık görür durursun; Hangi ise meylin ve istegin yoksa... Bu, Allah’dandır diye kendini Cebrî yaparsın! Peygamberler, dünya isinde Cebrîdirler, kâfirler de ahiret isinde. Peygamberlerin, ahiret isinde ihtiyarları vardır, cahillerin de dünya isinde. Zira her kus, kendi cinsinin bulundugu yere gider, bedeni, geride uçmaktadır, canı daha tez, daha ileri gitmekte! 640. Kâfirler “Siccin” cinsinden olduklarından dünya zindanına rahat rahat gelmislerdir. Peygamberler, ( lliyyi) cinsinden olduklarından can ve gönül lliyyine dogru gitmislerdir. *************************************** 675. Sûrete bakarsan gözün ikidir. Sen onun nuruna bak ki o birdir. Bir adam, gözün nuruna bakarsa iki gözün nuru, birbirinden ayırdedilemez. Bütün peygamberler dogrudur. “ Allah peygamberlerini birbirinden ayırdetmeyiz Bir yerde on tane çırag bulundurulursa görünüste her biri, öbüründen ayrıdır. Nuruna yüz çevirirsen süphesiz ki birinin nurunu öbürlerinden ayırt etmeye imkân yoktur. 680. Yüz tane elma, yüz tane de ayva saysan her biri ayrı ayrıdır. Onları sıkarsan yüz kalmaz, hepsi bir olur. Mânalarda taksim ve sayı yoktur, ayırma, birlestirme olamaz.*********** ************************************************************* Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut (ona meylet), sûret serkestir. Serkes sûreti, eziyetle eritip mahveyle ki onun altında define gibi olan vahdeti göresin. Eger sen eritmezsen onun (Allah’ın) inayetleri, esasen onu eritir. Ey gönlüm, kulu olan Allah! 685.O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervisin hırkasını diker. Hepimiz yayılmıstık ve bir cevherdik. Orada bassız ve ayaksızdık; Günes gibi bir cevherdik, dügümsüz ve sâftık... su gibi. O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı. Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölügün arasından ayrılık kalksın. ************************************* Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut (ona meylet), sûret serkestir. Serkes sûreti, eziyetle eritip mahveyle ki onun altında define gibi olan vahdeti göresin. Eger sen eritmezsen onun (Allah’ın) inayetleri, esasen onu eritir. Ey gönlüm, kulu olan Allah! 685.O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervisin hırkasını diker. Hepimiz yayılmıstık ve bir cevherdik. Orada bassız ve ayaksızdık; Günes gibi bir cevherdik, dügümsüz ve sâftık... su gibi. O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı. Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölügün arasından ayrılık kalksın. ************************************************ 690. Mutlaka ben bunu açar, anlatırdım, fakat bir fikir bile sürçmesin, (bundan) korkarım. Nükteler keskin bir çelik kılıç gibidir. Eger kalkanın yoksa gerisin geriye kaç! Kalkansız bu elmasın karsısına gelme. Çünkü kılıca, kesmekten utanç gelmez. Ben bu sebepten kılıcı kına koydum; Ters okuyan birisi, aykırı mâna vermesin. Hikâyeyi tamamlamaya, dogrular toplulugunun vefakârlıgından bahse geldik: ******************************************** 710. Ey sûrete tapan! Türü, mânayı elde etmeye çalıs! Çünkü mâna sûret tenine kanattır. Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın. Bu cisimde mânasız can; hilâfsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir. Kılıfta bulundukça kıymetlidir. Çıkınca yakmaya yarar bir alet olur. Tahta kılıcı muharebeye götürme, ah-ü figane düsmemek için önce bir kere kontrol et; ********************** ***************** 710. Ey sûrete tapan! Türü, mânayı elde etmeye çalıs! Çünkü mâna sûret tenine kanattır. Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın. Bu cisimde mânasız can; hilâfsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir. Kılıfta bulundukça kıymetlidir. Çıkınca yakmaya yarar bir alet olur. Tahta kılıcı muharebeye götürme, ah-ü figane düsmemek için önce bir kere kontrol et; ************************************** 720. Mübarek olmayan gülme, lânetin gülmesidir: Agzını açınca kalbinin karalıgını gösterir. Gülen nar bahçeyi güldürür. Erler sohbeti de seni erlerden eder. Katı tas ve mermer bile olsan, gönül sahibine erisirsen cevher olursun. Temizlerin muhabbetini tâ... canının içine dik. Gönlü hos olanların muhabbetinden baska muhabbete gönül verme. Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. Karanlıga varma günesler var. ************************************** 740. sa kavminin dinini mahv için aynı Yahudinin neslinden diger bir padisah meydana çıktı. Bu diger padisahın meydana çıkısını haber almak istersen “Vessemâi zatülburûc” sûresini oku. Birinci padisahtan dogan kötü âdete bu padisah da ayak uydurdu. *Bil ki o çesit sitem ve zulümlerden bu, ne yaparsa Allah, günahını artıksız, eksiksiz ilk zâlimden sonra, arar. Kim fena bir âdet koyarsa ona her an lânet gider durur. yiler gittiler, güzel usul ve âdetleri kaldı; kötü adamlardan da zulümler ve lânetler! 745. Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse yüzü o kötülügedir. Bu tatlı suyla tuzlu su; damar damardır. Halk arasında sûr üfürülünceye dek birbirine karısmadan böylece gider durur. yilere tatlı su miras kaldı. O ne mirasıdır? “Evrensel kitap” mirası. Dikkat edersen görür anlarsın ki taliplerin dilegi Peygamberlik cevherinin sûleleridir, o sûleleri dilerler. Sûleler, mücevherlere tâbi olarak parıldar ve dönerler. Sûle, nereden çıkıyorsa, madeni neredeyse oraya gider. *********************************** Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir. Ana, gel de Allah’nın burhanını gör ki bu suretle Hak haslarının zevk ve isaretini de göresin. Ana, hakikatte ates olan, fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık, bu atese gir de atese benzeyen suyu gör! 790. Atese gir de ates içinde gül ve yasemin bulan brahim’in sırlarını gör. Senden dogarken ölümü görüyordum, senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Halbuki senden dogunca havası hos, reni güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. Simdi su ates içindeki sükûn ve rahatı bulunca dünyayı ana rahmi gibi görmeye basladım. Bu ates içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir sâ nefesi var. 795. Sekli yok, kendisi var bir cihan… O zâhiren var olan dünya ise sebatsız sekilden ibaret. Ana, analık hakkı için gel, gir… bu atesin ateslik hassası yok. *********************************** Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir. Ana, gel de Allah’nın burhanını gör ki bu suretle Hak haslarının zevk ve isaretini de göresin. Ana, hakikatte ates olan, fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık, bu atese gir de atese benzeyen suyu gör! 790. Atese gir de ates içinde gül ve yasemin bulan brahim’in sırlarını gör. Senden dogarken ölümü görüyordum, senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Halbuki senden dogunca havası hos, reni güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. Simdi su ates içindeki sükûn ve rahatı bulunca dünyayı ana rahmi gibi görmeye basladım. Bu ates içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir sâ nefesi var. 795. Sekli yok, kendisi var bir cihan… O zâhiren var olan dünya ise sebatsız sekilden ibaret. Ana, analık hakkı için gel, gir… bu atesin ateslik hassası yok. ***************************** Muhammed Aleyhisselâm’ın adını eglenerek anan kimsenin agzının çarpık kalması Birisi agzını egerek Ahmed adını alayla andı, agzı çarpıldı öyle kaldı. Pisman olup “Ey Muhammed, affet! Ey Peygamber, sen, Min ledün ilminden lûtuflara mahzarsın. Ben bilgisizlikten seninle alay ettim. Alay edilmege lâyık ben oldum” dedi. 815. Allah, bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu, temiz kisileri ta’netmeye meylettirir. Allah, bir kimsenin ayıbını örtmek isterse o kimse ayıplı kimselerin ayıbı hakkında ses çıkaramaz olur. Allah, yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve munacatta bulunmak meylini verir. Onun için aglayan göz ne mübarektir. Onun askıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir. Her aglamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam, mübarek bir kuldur. 820. Akar su neredeyse orası yeserir; nerede gözyası dökülürse oraya rahmet nazil olur. nleyen dolap gibi gözü yaslı ol ki can meydanında yesillikler bitsin. Aglamak istersen gözyası dökenlere acı… Merhamete nailolmak istersen zayıflara merhamet et! ************************ O Yahudi padisahının atese itap eylemesi Padisah atese yüz çevirip dedi ki: “Ey sert huylu! Tabiatındaki o cihanı yakıcılık nerede? Niye yakmıyorsun? Ne oldu senin hassan? Yoksa bizim talihimizden niyetin mi degisti? 825. Sen atese tapana bile lûtfetmezsin. Sana tapmayan nasıl kurtuldu? Ates! Sen hiç sabırlı degildin. Niye yakmıyorsun, sebep ne, kadir mi degilsin? Bu, gözbagı mı, yoksa akıl bagı mı? Böyle yücelmis alev nasıl yakmaz? Seni birisi büyüledi mi, yoksa bu simya mı? Yahut tabiatının degismesi bizim talihimizden mi? Ates dedi ki: “Ey Saman! Ben yine o atesim. Hele bir içeri gel de benim hararetimi gör! 830. Benim tabiatım da degismedi, unsurum da. Ben Allah kılıcıyım, izinle keserim. Türkmenin köpekleri, çadır kapısında misafire yaltaklanmıs, Ama çadır yanına yabancı biri ugrayacak olursa köpeklerden aslancasına hamleler görür. Kullukta, ben köpekten asagı degilim; Allah da hayat ve kudrette bir Türkten asagı kalmaz. *********************** 950. Dünyanın baslangıcından beri yüz binlerce kavim, ejderha gibi agız açmıslar; O bilgili, idrakli kavimle hileler düzmüsler, tedbirlerde bulunmuslardır. Öyle tedbirler ki o tedbirlerle dag bile tâ dibinden kopar, yerinden ayrılırdı. Allah, onların hile ve tedbirlerini “O tedbirler yüzünden dagların tepeleri bile oynar, yıkılır, dümdüz olurdu” diye ögdü. (Bunca tedbirlerine ragmen) o avlanmalarından, o çalısmalarından ezelde verilen kısmetten baska bir sey yüz göstermedi… Hepsi tedbirlerden de âciz kaldılar, çalısmadan da; ortada Allah’nın isi ve hükümleri kaldı. ******************* Yine aslanın çalısmayı tevekküle tercih etmesi ve çalısmanın faydalarını bildirmesi Aslan dedi ki: “Dogru ama Peygamberlerin, müminlerin çalısmalarını da gör. Cefadan, kahırdan ne gördülerse mükâfata nail oldular; Allah onların mücahedesini zayi etmedi. Onların basvurdukları çareler her hususta lâtif oldu. Çünkü zariften ne gelirse zariftir. Tuzakları felek kusunu tuttu; noksanları tanmamen sayıldı. 975. Ey ulu kisi! Nebîlerin ve velîlerin yolunda çalıs! Kaza ve kaderle pençelesmek mücahede sayılmaz. Çünkü bizi pençelestiren, savastıran da kaza ve kaderdir. Bir kimse îman ve itaat yolunda yürüyüp de bir an bile ziyan etmisse kâfirim! Basın yarılmamıs, su basını baglama. Birkaç gün çalıs da ondan sonra gül! Dünyayı arayan kimse olmayacak ve kötü bir sey aradı. Ukbayı arayansa kendine iyi bir hal aramıs oldu. 980. Dünya kazancı için çarelere basvurmak soguk bir seydir. Dünyayı terk etmek için çarelere basvurmak ise caizdir, emredilmistir. Hile ve çare diye zindanı delip de çıkmaya derler. Yoksa birisi zaten açılmıs deligi kapatırsa yaptıgı is, soguk ve ters bir istir. Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahpuslarız. Zindanı del, kendini kurtar! Dünya nedir? Allah’dan gafil olmaktır. Kumas, para, ölçüp tartarak ticaret etmek ve kadın; dünya degildir. Din yolunda sarfetmek üzere kazandıgın mala, Peygamber, “ne güzel mal” demistir. 985. Suyun gemi içinde olması geminin helâkidir. Gemi altındaki su ise gemiye; geminin yürümesine yardımcıdır. Mal, mülk sevgisini gönülden sürüp çıkardıgındandır ki Süleyman, ancak yoksul adını takındı. Agzı kapalı testi, içi hava ile dolu oldugundan derin ve uçsuz bucaksız su üstünde yüzüp gitti. ste yoksulluk havası oldukça insan, dünya denizine batmaz, o denizin üstünde durur. Bütün bu dünya, onun mülkü olsa bu mülk, gözünde hiçbir sey degildir. 990. Su halde kalbini Min Ledün ululugunun havasıyla doldur, agzını da bagla, mühürle! Çalısma da haktır, deva da haktır, dert de hak. Münkir kimse çalısmayı inkârda ısrar eder durur.” ************************************ Tavsanın, sırrını onlardan gizlemesi 1045. Tavsan, “Her sır söylenemez, gâh çift dersin, tek olur; gâh tek dersin, çift çıkar! Aynanın berraklıgını, yüzüne karsı ögersen nefesinden ayna çabucak bugulanır, bulanır, bizi göstermez olur. Su üç sey hakkında dudagını kıpırdatma: Gittigin yol, paran, bir de mezhebin. Çünkü bu üçünün de düsmanı çoktur. Düsman bildi mi, sana pusu kurar. Bir iki kimseye söyledin mi, artık o sırra veda et. ki kisiyi asan, bir baskasına da söylenen her sır, yayılır. ********************* 1055. Tavsan, aslana gitmede biraz gecikti, sonra pençesi kuvvetli aslanın yanına gitti. Aslan, tavsan gecikti diye pençesiyle topragı kazmakta, kükremekteydi: “Ben, o alçakların ahdi hamdır, ham, ahitleri kötüdür, sözlerinde durmazlar demistim. Onların gürültüleri beni yaya bıraktı. Bu felek beni ne vakte kadar aldatacak, ne vakte kadar? Tedbirsiz emîr, adamakıllı âciz kalır. Çünkü ahmaklıgından dolayı ne önünü görür, ne ardını!” dedi. 1060. Yol düzgün ama altında tuzaklar var. Yazının tarzı hos ama içinde mâna kıt. Sözler, yazılar, tuzaklara benzer. Tatlı sözler, bizim ömrümüzün kumudur. çinde su kaynayan kum pek az bulunur; yürü, onu ara! *Ey ogul! O kum, Allah eridir. O er kendinden ayrılmıs Hak’a ulasmıstır. *Ondan, dinin tatlı suyu kaynayıp durmaktadır. stekliler o sudan hayat bulurlar, gelisirler, yetisirler. *Allah erinden baskasını kuru kumsal bil ki o kumsal, her zaman senin ömür suyunu içer, mahveder. *Hakîm olan erden hikmet iste ki onunla görücü, bilici olasın. Hikmet arayan hikmet kaynagı olur, tahsilden ve sebeplere tesebbüsten kurtulur. Bilgileri hıfzeden levh, bir Levh-i Mahfuz olur; aklı ruhtan nasiplenir, feyzalır. ****************** 1065. Önce aklı hoca iken, sonra akıl ona sakirt olur. Akıl; Cebrail gibi “Ey Ahmed, bir adım daha atarsam yanarım! Sen beni bırak, bundan sonra sen ileri yürü. Ey can sultanı! Benim haddim bu karardır” der. ********************** Akıl diyarında nice âlimler vardır! Bu akıl denizi ne kadar engindir! 1110. Bizim su seklimiz bu tatlı denizde su üzerinde kâseler gibi yüzer. çi dolu olmadıkça kab, suyun yüzündedir. Dolunca denize batar. Akıl gizlidir, ortada bir âlem görünüp durur. Bizim seklimiz; o denizin dalgasından, yahut ıslaklıgından ibarettir. Sûret, o denize ulasmak için neyi vesile ittihaz ederse etsin, deniz; sûreti, o vesile yüzünden daha uzaga atar. Gönül kendisine sır vereni; ok, kendisini uzaga atanı görmedikçe. 1115. Atımı kaybettim sanır, bindigi atı inat ve hırçınlıkla yolda hızlı hızlı kosturur! O yigit, atını kaybolmus sanır, bindigi atı inat ve hırçınlıkla kosturmustur! O sersem bagırır, arar, tarar kapı kapı dolasır, her tarafı arar, sorar: “Atımı çalan nerede, kimdir?” Efendi, su uylugunun altındaki mahlûk ne? Evet, bu attır; fakat bu at nerede? Ey at arayan yigit binici, kendine gel! ************************************* 1150. Aslanın kızgınlıgı arttı, titizlendi. Baktı ki tavsan, uzaktan geliyor. Korkusuz ve çalımlı bir tavırla hiddetli, titiz, kızgın, suratı asık bir halde kosmakta. Çünkü mütessir ve zebun bir halde gelisten suçluluk anlasılır. Ama cesurluk her türlü süpheyi giderir. Aslanın hizasına yaklasıp ilerleyince aslan bagırdı: “Bire adam evlâdı olmayan! Ben ki filleri parça parça etmisim; ben ki erkek aslanların kulagını burmusum; 1155. Bir tavsan parçası kim oluyor ki böyle benim emrimi ayak altına atsın! Tavsan uykusunu ve gafletini bırak; ey esek, bu aslanın kükreyisini dinle!” Tavsanın mazeretini söylemesi ve aslana yaltaklanması Tavsan dedi ki: “Eger efendimiz affederlerse aman dileyecegim, mazeretim var.” Aslan “Ey ahmaklardan arta kalan, bu ne biçim özür? Padisahlar huzuruna bu zaman mı gelinir? Sen vakitsiz öten horozsun basını kesmeli. Ahmagın mazereti dinlenmez. 1160. Ahmagın özrü kabahatinden beter olur. Cahilin özrü her ilmin zehridir. Ey tavsan! Senin özründe bilgi yok. Ben tavsan degilim ki kulagıma sokasın” dedi. Tavsan “Padisahım, adam olmayanı da adam sırasına koy; zulüm görenin mazeretine kulak ver! Hele mevkiinin sadakası olarak yolunu sasıranı kendi yolundan sürme! Bütün ırmaklara su veren deniz bile her çöpü basının üstünde tasır. 1165. Deniz, bu kereminden dolayı eksilmez; ihsanı yüzünden asagılasmaz” dedi. Aslan dedi ki: “Ben yerinde ve lâyık olana kerem ve ihsanda bulunurum; herkesin elbisesini boyuna göre biçerim.” ***************** KALBİN DERECELERİ 9. DERECE: Teslimiyet Gayb âleminden zuhur eden şeylere razı olmaya teslimiyet denir. Yağmurun yağması, rüzgârın tesiriyle meydana gelen hâdiseler, bitkilerin yeşermesi, ölmesi, zelzele gibi felâketler vs. bütün hepsinin Allah'ın iradesiyle olduğunu kabul etmek ve teslim olmak, teslimiyetin şartlarından en önemli olanıdır. Kaza ve belâ yalnızca Allah'tan gelir. Meşîet-i Hüdâ (bütün bunların Allah'tan neş'et etmesi) ilim ve hikmete tâbidir. Hikmeti olan şey abes olmaz. Ve o hükme itiraz edilemez. Sırrını bilemediği şeyde, kulun yapması gereken en elzem şey teslimiyettir. Ve kaza-yı Hakk'a teslim olmaktır. Meselâ bir kimse, dünyada olan birtakım ahvalin, akla ve mantığa aykırı olduğunu görse bile bunlara itiraz etmemesi lazımdır. Çünkü herşey Allah'ın takdîriyledir. Meselâ, zâlimin âdil olan bir kimseyi yenmesi, bir ümmetin peygamberine karşı olan zıtlığı, âlim olan kimsenin itibar görmeyip, câhil olan kimselerin itibar görmesi gibi hadiseler her ne kadar zahiren mantığa zıt gibi gözüküyorsa da, bunlar Allah'ın takdiriyle olan şeylerdir. Çünkü bunların vuku bulması vaciptir. Ve Hakk'ın muktezâsıdır. Ve hepsi de hükm-ü Hûda'dır. Asla abes değildir. İbnü'l Farız bu mevzua münasip şöyle söylüyor: Allah'ın takdiri asla abes olmaz Şayet insanların fiili olmasa denge nasıl olurdu? Eğer sâlik, hatarat (şüpheler) nevinden fikrî teşvîşe veya savaş gibi bir hadisede yakınlarını kaybetme gibi bir ızdırâba muhatap olursa, yapacağı en güzel şey, Allah'ın irâdesi doğrultusunda vuku bulan şeylere sabretmek ve teslim olmaktır. Çünkü bu nevi âfetler sâlikin terakkisi içindir. Allah istediği şeyi helak eder, istediğini ise azîz kılar. Şeyh Abdullah Râbi şöyle dedi; "Cengizle yapılan savaşta, Cengiz taraftarları bütün kardeşlerimi ve yaranımı katlettiler. Sıra bana geliyordu ki, kendi kendime şöyle dedim: Ey nefsim! Allah'ın hükmüne razı mısın? Bu soruyu kendime sorduğum an gördüm ki, ölümle hayat arasında hiçbir fark yoktur. Hakk'ın hükmüne bu denli rıza göstermiş bir hâlete müyesser olduğum için Allah'a hamdettim. Cenâb-ı Allah, geriye kalan kimseleri ben de dahil olmak üzere o canilerden halâs eyledi. Benim için kurtuluşumdan daha mühim olan teslimiyetimdi. Onun lutfun" ve cefâsına itaat farzdır Safasını da kederini de içmek tat verir insana AKIL SAHİPLERİ BU YAZININ BANA AİT OLMADIĞINI İLK BAKIŞTA ANLAYACAKLARDIR. SİZE BAZI SATIRLARLA İLGİLİ FİKİRLERİMİ PAYLAŞACAĞIM.KALBİ HÜRMETLE SAYGI DUYGUĞUM DEĞERLİ BÜYÜKLERİMİ SUALLERİM OLACAK İNŞAALLAH.RABBİM ALİM İSMİ ŞERİF HÜRMETİNE BİZ KULLARIN İLİMLERİNİ HAKKIMIZDA SONUMUZ HAYIRLI OLACAKL ŞEKİLDE ARTTIRSIN aMİN "635. Hangi bir ise meylin varsa o iste kendi kudretini apaçık görür durursun; Hangi ise meylin ve istegin yoksa... Bu, Allah’dandır diye kendini Cebrî yaparsın! Peygamberler, dünya isinde Cebrîdirler, kâfirler de ahiret isinde. Peygamberlerin, ahiret isinde ihtiyarları vardır, cahillerin de dünya isinde. Zira her kus, kendi cinsinin bulundugu yere gider, bedeni, geride uçmaktadır, canı daha tez, daha ileri gitmekte! 640. Kâfirler “Siccin” cinsinden olduklarından dünya zindanına rahat rahat gelmislerdir. Peygamberler, ( lliyyi) cinsinden olduklarından can ve gönül lliyyine dogru gitmislerdir." GERÇEKTEN BİRAZ TEFEKKÜR EDECEK OLURSAK "SİCCİN" KELİMESİ İLE "Singularity "ARASINDAKİ BAĞI ANLAMIŞ OLURUZ..."Skulls and Bones Society" ÖRGÜTÜNÜ ANMIYORUM BİLE.ÇÜNKÜ BİRAZ DERİNDEN ARAŞTIRMAYA GEREK YOK BİLİNEN GERÇEK LER ZATEN BİLİNMEKTEDİR.. ÖZELLİKLE TEFFEKKÜR EHLİ HAKKA AŞIK OLAN SAYGI DEĞER BÜYÜKLERİM "Dostun, dostlarla birligi hostur. Mâna ayagını tut " SÖZÜNÜ BURADA YAZMAMI TEFÜKKÜR ETTİKLERİNDE ANLAYACAKLAR. şİMDİDEN rABBİME HAMDLARINI DUYAR GİBİYİMrABBİM VERDİĞİN TÜM NİMETLERDEN VE GEREK BU DÜNYADA GEREK AHİRETTEKİ LUTUFLARINDAN DOLAYI SANA HAMDOLSUN .SENİ ZİKREDENLER SAYISINCA,ZİKİRLERİ SAYISINCA HABİBİNİN KATINDAKİ KADRİ KIYMETİNCE SANA HAMDOLSUN.SANA HAMD EDEN NESİL YETİŞTİRMEYİ BİZLERE NASİP EYLE RABBİM AMİN.... "Yahudi padisahının ates yaktırması, atesin yanına, kim puta secde ederse atesten kurtuldu diye bir put diktirmesi O köpek Yahudi, bak, ne tedbirde bulundu? Atesin yanına bir put dikti. 770. “Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen, atesin tam ortasına oturur” dedi. O, bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan, baska bir put dogdu. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. Nefis; demir ve tastan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat tas ve demir (çakmak), su ile söner mi? Âdemoglu’nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? *Tas ve demir, atesi içlerinde tutarlar, su onların atesine isleyemez, tesir edemez. *Irmak suyundan haricî ates söner. Fakat tas ve demirin içine su nasıl girer* *Küpün ve testinin suyu fânidir. Lâkin pınarın suyu daima taze ve bâkidir. *Ates ve dumanın aslı demir ve tastır. Hıristiyan ve Yahudi küfrü, ikisinin fer’idir. 775. Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya pınar bil. O, yontulmus put, kara sel gibidir. Put yapan nefis, anayolda bir pınardır. Bir tas parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir. Ey ogul, nefsin misal ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku! 780. Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla bogulmus! Mûsâ’nın Allahsına ve Mûsâ’ya kaç; Firavun’luk ederek îman suyunu dökme! Ahad ve Ahmed’e yapıs, ey kardes, ten Ebucehl’inden kurtul! O Yahudi padisahının, küçük bir çocukla bir kadını getirip, o çocugu atese atması, çocugun dile gelerek halkı atese atılmaga tesvik eylemesi O Yahudi, bir kadını çocuguyla putun önüne getirdi, ates yalımlanmıstı. Çocugu, anasından alıp atese attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. 785. Kadın, put önünde secde etmek isteyince çocuk ates içinde “Ben ölmedim” diye haykırdı. “Ana, gel. Gerçi zâhirde ates içinde isem de ben burada iyiyim, hosum. Bu ates; perde olarak zâhirde bir gözbagıdır.Fakat hakikatte mâna yakasından bas çıkarmıs, zuhur etmis bir rahmettir." BU SATIRLARI OKUYUNCA HER PEYGAMBERİN ÜMMETİNİ UYARMALARI GELDİ AKLIMA.GELECEK NESİLLERİMİZ GÖZÜMÜZDEN BİLE KISKANARAK YETİŞDİRDİĞİMİZ EVLATLARIMIZIN HEM DÜNYA HEMDE AHİRET SAADETİ YAŞAMALARI İÇİNBUNUN ÖZELLİKLE ALTINI ÇİZİYORUM. çÜNKÜ aLLAH İÇİN SEVCİYORUZ BİRBİRİMİZİ VE ALLAH İÇİN ALLAH'IN DAVASINA DÜŞMANLIK EDEN KAFİRLERE BUĞZ EDİYORUZ.RABBİM BU HALİS NİYETİMİZİ KABUL EDER İNŞAALLAH.BİRBİRLERİNİ ALLAH İÇİN SEVENLERİN SAYISINI ARTIRIR İNŞAALLAH.VE KAZANAN BİZ İNSANOĞLU OLURUZ İNŞAALLAH. ARAMIZA FİTNE FESAT SOKMAK İSTEYEN İBLİS BİR DAHA KAYBEDER..RABBİM BİZ ADEMOĞULLARINI İBLİSİN TUZAKLARINDAN KORUSUN İNSİ ŞEYTANLARADA FIRSAT VERMESİN.AMİN.. DEDİĞİM GİBİ MÜSADE EDERSENİZ SUALLERİM OLACAK .İNŞAALLAH İLMİ OLAN SAYGI DEĞER BÜYÜKLERİMİZ GELECEK NESİLLERİNDE İSTİFADE ETMESİ NİYETİYLE RABBİM İZİN VERİRSE CEVAPLARLAR İNŞALLAH.. 1. taliplerin dilegi olanPeygamberlik cevherinin sûleleri nelerdir?nasıl mirac'ta cebrail as bir sınıra kadar gelebilmiş tir. Arifflerin alimlerin de peygamberlikcevherinin sulelerinde gidebilecek sınırlar varmıdır? en son nokta nereye kadar varabilirler? 2.."Mâna ehliyle düs, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın " cümlesinden yola çıkacak olursak mana ehlini tanımak için gözetmesi gereken edepler nelerdir.Arifler meclisine dalmanın güzelliğini tadan ruh mana makamlarında yükselirken nefsin ve şeytanın hangi tuzaklarıyla karşılaşır? ^3.tevekkül nedir? 4.firavunlaşmış olan nefis putunu nasıl kırarız? 5." Önce aklı hoca iken, sonra akıl ona sakirt olur." sözünden yola çıkacak olursak aklı nasıl şakirt ederiz.? 6.Hikmet pınarından kana kana su içennin susuzluğu neden gitmez.hikmet pınarının özellikleri nelerdir? o pınardan su içen ne gibi lutuflara mazhar olur? 7.tuba ağacının altında gölgelenip sohbet etme ve nice cennet nimetlerine erme bahtiyarlığı varken bu yalan dünya i çin neden bizler birbirimizin kapbini kırarız.Birbirimizi Allah için sevme güzeliklerini görme yaşama varken nefsimizle kavga etme varken birbirimizle ederiz? Özellikle bu soruları kendi nefsimize soralım.çünkü bir çok sualim farkındaysanız nefislerimize sormak için sorulmuştur? Perdeler aralanırken neler gördük peki? saygılarımla Rahman ve Rahim olan Allah'a emanet olunuz.Allah'ın rahmeti,bereketi ,selamı tüm inanaların üzerine olsun.amin...

KIKIRMIZI KİTAP BUMU PEKİ?

BİRİNCİ BÖLÜM GENEL ESASLAR 1. AMAÇ : Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi ile belirlenen İç Güvenlik siyaseti çerçevesinde milli güç unsurlarının hazırlanması, yönlendirilmesi, geliştirilmesi ve kullanılmasına ait hareket tarzlarını belirlemektir. 2. KAPSAM : İç Güvenlik Stratejisi. İç Güvenlik alanındaki mevcut durumu, kısa, orta ve uzun vadeli muhtemel gelişmeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin İç güvenliğine ilişkin milli hedefleri ile ara hedefleri ve bu hedefleri gerçekleştirmek üzere milli güç unsurlarının kullanılması ve geliştirilmesi ile ilgili bütün kurum ve kuruluşları ve bunların faaliyetlerini kapsar. Bu görevler İçişleri Bakanlığı koordinesinde yürütülür. 3. TANIMLAR : a.Milli Güvenlik; Devletin Anayasal düzeninin, milli varlığının, bütünlüğünün, milletler arası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun, her türlü dış ve iç tehdit ve risklere karşı korunması ve kullanmasıdır. b.Milli Güvenlik Siyaseti; Milli Güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacıyla Milli Güvenlik Kurulu'nün tavsiyeleri de dikkate alınarak; Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilen iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan siyasettir. c.Milli Güç; Bir devletin milli menfaatlerini sağlamak ve milli hedeflerini elde etmek için kullanabileceği ekonomik, askeri, siyasi, insan gücü, coğrafi, idari, sosyo-kültürel, psiko-sosyal ve bilimsel-teknolojik gibi güçlerden oluşan maddi ve manevi unsurların toplamıdır. d.Milli Menfaat; Devletin bekası ve güvenliği ile milletin refahını sağlamak için ulaşılması ve korunması gereken amaçlardır. e.Beka; Bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruyarak hayatiyetini devam ettirmesidir. f .İç Tehdit; Kökü ve kışkırtıcı kaynakları içeride ve dışarıda olan, yurt içinde açık veya gizli faaliyetler sonucu yurdun iç güvenliğini sarsan tehlikeler ile Anayasada belirlenen devlet düzenini yıkarak yerine kendi ideolojilerine uygun bir düzen kurmayı ve ülkeyi bölmeyi amaçlayan aşırı sol, aşırı sağ, bölücülük ve azınlık faaliyetlerinden oluşan bir tehdittir. g. Dış Tehdit; Diğer bir ülkenin niyetlerinin, olanak ve yetenekleri ile hareketlerinin değerlendirilmesine dayanan tehlike algılamasıdır. h.İç Güvenlik; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve vatandaşlarının güvenliğine yönelik her türlü tehlike ve suça karşı ülkenin genel emniyet ve asayişinin sağlanmasıdır. ı.Yıkıcı Faaliyetler; Bir milletin birlik ve beraberliğini parçalamak, kurulu düzen ve yönetime karşı güvensizlik yaratmak, moralini bozmak, mücadele azmini kırmak ve milli gücünü zayıflatmak için gizli/açık, doğrudan/dolaylı şekilde yürütülen faaliyetlerdir. j.Bölücü Faaliyetler; Devleti parçalayarak, kendilerince belirlenmiş bölgelerde, kendi görüşleri istikametinde devlet kurabilmek amacıyla yürütülen faaliyetlerdir. k.İrticai Faaliyetler; Devletin Anayasada belirlenen demokratik, laik, sosyal, hukuki, siyasi ve iktisadi yapısını ortadan kaldırarak dini esas ve prensiplere dayanan bir devlet kurma amacını güden faaliyetlerdir. I. Azınlık; Ülkemizde yaşayan azınlıkların hak ve özgürlükleri Lozan Antlaşmasında saptanmıştır. Adı geçen Antlaşma ile azınlıklar, temel hak ve hürriyetler ile Devlet-vatandaş ilişkisi bakımından Müslüman halka eşit duruma getirilmiş ve ayrıcalıklı uygulamalara son verilmiştir. Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Türkiye, Antlaşmadan doğan hakların tamamını metinde açıkça azınlık olarak ifade edilmeseler de, Ermeni, Rum ve Yahudiler için uygulamaya koymuştur. Diğer gayrimüslim gruplar ise azınlık kavramı dışında telakki edilmiştir. Çıkar Amaçlı Suç Örgütü; Haksız ekonomik kazanç elde etmek amacıyla kurulmuş ve bir suç şirketi gibi hareket eden, uluslararası bağlantı kurabilme, gizlilik, şiddet ve yolsuzluk gibi özelliklere sahip olan örgütlerdir. m.Yolsuzluk; Kamu gücünün özel çıkar sağlamak için kötüye kullanılması veya kamu ve özel kuruluşların karar verme mekanizmalarındaki yozlaşma ve bozulma yada yakın ilişkiler kurarak, kendisi ve yakınları için bu davranıştan bazı avantajlar sağlamaya yönelik kasıtlı ve uygunsuz hareket ve faaliyetlerdir. n.Kayıtdışı Ekonomi; Kamu düzenini korumak için getirilen yasalara ve mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilen ve belgeye bağlanmayan hem kayıt dışı hem de yasadışı ekonomik faaliyetleri ifade etmektedir. o.Yasadışı Göçmen; Doğrudan veya dolaylı olarak parasal veya maddi başka çıkar elde etmek için uyrukluğunu taşımadığı veya daimi ikamet sahibi olmadığı bir devlete yasadışı giren veya bulunan kişidir. p.Karapara; 4208 sayılı yasanın 2/a maddesinde sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen para veya para yerine geçen her türlü kıymetli evrakla, mal veya gelirleri veya bir para biriminden diğer bir para birimine çevrilmesi de dahil, sözü edilen para, evrak, mal veya gelirlerin birbirine dönüştürülmesinden elde edilen her türlü maddi menfaat ve değere karapara denir. r.Karaparaya Öncül Suç; İşlenmesi suretiyle elde edilen para veya para yerine geçen her türlü kıymetli evrakla, mal veya gelirleri veya bir para biriminden diğer bir para birimine çevrilmesi de dahil, sözü edilen para, evrak, mal veya gelirlerin birbirine dönüştürülmesinden elde edilen her türlü maddi menfaat ve değerlerin karapara olarak kabul edildiği suçtur. s. Mülteci; Avrupa'da meydana gelen olaylar sebebiyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancıya denir. t. Sığınmacı; Irkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade etmeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancıya denir. 4. YASAL DAYANAK a.Bakanlar Kurulunun 10.07.2001 Tarih ve 2001/2717 Sayılı Kararı ile onaylanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, b.Başbakanlığın 24 Ekim 2001 tarih ve MGKGENSEK: 0500-166-01/ MGSB(OIB) sayılı emri. 5. HAZIRLAMA/GÜNCELLEŞTİRME ESASLARI : Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinde değişiklik olması halinde veya iç güvenliğimize yönelik tehdit ve risk değerlendirmelerine göre verilecek emirler doğrultusunda güncellenecektir. İKİNCİ BÖLÜM İÇ TEHDİT UNSURLARI VE İÇ GÜVENLÎĞİ ETKİLEYEN DİĞER FAKTÖRLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ 1. GENEL DEĞERLENDİRME; Günümüzde, çok boyutlu global bir toplum haline gelen dünyanın, artık kalın çizgilerle belirli bloklara ayrılmış ve tanımlanmış düşman ve tehditlerden ziyade, ekonomik faaliyetlerin, teknolojinin, bilginin ve insan hareketliliğinin küreselleşmesi sonucu olarak çok boyutlu ve karmaşık bir yapı haline gelen tehditlerle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bu değişen ve farklılaşan tehdit algılaması içerisinde, örtülü ve asimetrik bir savaş yöntemi olarak kullanılan terörizm, gelişen teknolojiyle birlikte yıkıcı etkisini gittikçe artıran öncelikli bir tehdit unsuru olarak global bir tehdit haline gelmiştir. Öte yandan, enerji ve su kaynakları üzerindeki küresel mücadelenin çok daha açık ve yoğun olarak yaşanması, kimi devletlerin bölünmesi/birleşmesi veya rejimlerinin değişmesi yada tamamen ortadan kalkması, içinde bulunduğumuz bölgenin dengelerini daha da hassas bir hale getirmiştir. Dolayısıyla birbirinden farklı siyasal rejimlerin, dinlerin, ekonomik sistemlerin ve askeri güçlerin karşı karşıya geldiği, çıkar çatışmalarının yoğun olarak yaşandığı bir bölgede yer alan ülkemiz, son otuz yıldan bu yana terörizm aracılığı ile istikrarsızlaştırılma politikasıyla karşı karşıyadır. Bu strateji kapsamında Türk toplumunun yaşadığı sosyal ve ekonomik problemler ile etnik ve dini hassasiyetler de istismar edilmiş ve halen istismara devam edilmektedir. Bu menfi politikaların, özellikle Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yoğunlaşmasının en önemli sebeplerinden birisi, bölgenin su, petrol ve enerji kaynakları açısından kilit konumda olan Kafkasya, Orta Asya ve Ortadoğu bölgelerine yakın olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti geçmişte de jeopolitik ve jeo-stratejik konumundan dolayı, genel güvenliği tehdit edici, toplumsal barışı ve huzuru bozucu, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzene kasteden iç ve dış destekli birtakım tehdit unsurlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda ayrılıkçı/bölücü, irticai ve yıkıcı hareketler, 1960'lı yıllarda propaganda faaliyetleri ile başlamış, işçi ve öğrenci eylemleriyle devam etmiş; 1970'li yıllarda anarşi ve teröre dönüşmüş ve ülke kaos ortamına sürüklenmiştir. 1980'li yıllardan itibaren ise bölücü terör nedeniyle 30 bin yurttaşımız hayatını kaybetmiş, onbinlerce insanımız yaralanmıştır. 1990'lı yıllardan itibaren de dini motifli terör örgütleri ortaya çıkmış ve şiddet hareketlerine yönelmişlerdir. Terör hareketleri sonucu, bu ağır can kayıplarının yanı sıra ülkemizde ekonomik, sosyo-kültürel ve diğer alanlarda da onarılması güç yaralar açılmıştır. Bu çerçevede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bölücü terör örgütünün desteklenmesi suretiyle bölgenin istikrarsızlaştırılmasına çalışılmış, bu örgüt aracılığıyla terör bir kimlik oluşturma aracı olarak kullanılmış ve bölgenin ülke genelinde yaşanan modernleşme sürecine entegrasyonu engellenmiştir. Böylece bir yandan istismara açık alanlar ve sorunlar süreklilik kazanmış, diğer yandan da terörist faaliyetlere karşı yapılan mücadele doğrultusunda önemli ölçüde mali kaynak aktarılmasına sebebiyet verilmiştir. Öte yandan teröre karşı hukuki alanda alınan tedbirlerin sosyal ve demokratik hakların yeterince gelişmesi engellenerek ülke genelinde de ekonomik, sosyal ve siyasal hayatın istikrarsızlaşması ve istikrarsızlığın derinleşmesi amaçlanmıştır. Bütün bunlara rağmen, ayrılıkçı/bölücü, irticai ve yıkıcı unsurlar kapsamında karşımıza çıkan terör faaliyetlerine karşı bugüne kadar sürdürülen mücadele sonucunda söz konusu iç tehdit unsurlarının gücü büyük ölçüde kırılarak toplumda barış ve huzurun geniş ölçüde tesisi sağlanmış, devlet gücünün üstünlüğü kanıtlanmış, toplumun ve kişilerin devlete olan inanç ve güvenleri artırılmıştır. Ancak bu tehditlere karşı ortak bir anlayış ve bilinç oluşturulamaması, mücadelenin devletin tüm kurumlarının ortak çabasından ziyade büyük ölçüde güvenlik kuvvetlerince yürütülmesi, başarının gecikmesine ve ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda ülkeye maliyetinin ağır olmasına neden olmuştur. Bu çerçevede, ülkemiz ile etki ve ilgi alanımızdaki bölgeye yönelik istikrasızlaştırma politikalarının, mevcut ve muhtemel tehditlerin, önümüzdeki dönemde de sürdürüleceği değerlendirilmektedir. Bu öngörüden hareketle yeni bir iç güvenlik stratejisin oluşturulması ve devlet düzeyinde uyumlu ve etkili bir şekilde uygulanması ülkemiz için hayati hale gelmiştir. Ülkemizdeki iç tehdit unsurları ve bunları etkileyen faktörlerin uyguladıkları değişik stratejiler çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler değerlendirildiğinde; Silahlı mücadele ile yönetimi ele geçirerek, Marksist-Leninist ideolojiyi tesis etmek amacındaki yıkıcı faaliyetlerin günümüzde ideolojik temelleri, insan gücü kaynakları, finansman olanakları ve eylem potansiyelleri zayıflamıştır. Yıkıcı örgütlerin bir kısmı legal alanlara yönelerek yasallık kazanma sürecini benimserken diğer bir kısmı da silahlı mücadeleye devam etme yolunu seçmiştir. Bu artış eğilimi halkın kendini emniyette hissetmemesine ve devlete duyduğu güvenin zedelenmesine yol açmaktadır. Bütün bu sayılan aksaklıklar iç güvenlik yönetimini de kapsayacak şekilde kamu yönetiminin zihniyet ve kurumsal yapılarında kapsamlı değişimin gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Kamu yönetiminde etkinlik sağlanması ve buna bağlı olarak iç güvenlik yönetiminde etkili, verimli, koordineli ve halka yakın bir yapının kurulması belirlenen iç güvenlik stratejisinin uygulanması açısından büyük önem arz etmektedir. Sosyal ve ekonomik problemler sonucunda yaşanan iç göç kırsal alanlarda ve metropol alanlarda büyük problemler yaratmıştır. Bu problemler, terör örgütlerinin legal ve illegal unsurları tarafından istismar edilmektedir. Bunun önlenmesi için, kırsal ve metropol alanların yaşadığı sorunlara etkili çözümler üretilmesi, bu bölgelerin illegal örgütlerin insan gücü ve lojistik destek sağladığı yerler olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Bütün kurum ve kuruluşların anayasa ve yasalar çerçevesinde, uyum içerisinde, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barışa zarar vermeden, milli kaynakları etkili, akılcı ve kararlı biçimde kullanarak, partiler üstü bir anlayışla hareket etmesi önem arz etmektedir. Bu konuda, sivil toplum örgütleriyle medyanın da duyarlı ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi yönünde gerekli tedbirler alınmalıdır. 2. İÇ TEHDİT UNSURLARI a. Bölücü Faaliyetler Ülkemizin maruz kaldığı Bölücü-Kürtçü faaliyetler (200) yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süreç; aşiret isyanları, Meşrutiyet Dönemi dernekleşme, Cumhuriyet Dönemi isyanları, 1970 Sonrası terörist faaliyetler olarak tasnif etmek mümkündür. Kendi dinamiklerinin yanında, ağırlıklı olarak bölgemizde çıkarı olan çeşitli dış güçlerin destek ve tahriklerinin önemli rol oynadığı Kürtçülük, desteğini aldığı dış güçlerin bölgesel politikalarında bir taktik malzeme olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam edilmektedir. İdeolojileri farklı olmakla birlikte, bölücü örgütlerin amacı; öncelikle ülkemiz toprakları içerisinde, bilahare Irak, İran ve Suriye'deki Kürt nüfusun yoğun olarak bulunduğu bölgelerde sözde Bağımsız Birleşik Kürdistan'ı kurmaktır. Günümüz itibariyle, ülkemiz bütünlüğü aleyhine aktif olarak faaliyet göstermeye çalışan terör örgütü PKK haricindeki, diğer bölücü-bölgeci örgütler bugün için ülkemizi bölme anlamında bir tehdit gücü olmamakla birlikte, zaman zaman kendi aralarında oluşturdukları ittifaklar nedeniyle faaliyetlerinin yakinen izlenmesinde yarar vardır. Bu nedenle bölücü terörle mücadele çalışmaları bölücü faaliyetlerin odağı haline gelen, iç ve dış kamuoyunda bölücülüğün tek temsilcisi gibi algılanan PKK terör örgütüne yönelmiş durumdadır. 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır ili Lice ilçesi Ziyaret (Fiş) köyünde kuruluşunu ilan eden terör örgütü PKK, 15 Ağustos 1984 Eruh-Şemdinli ilçelerine yönelik saldırılarla kanlı eylemlerini başlatmıştır. Özellikle kırsal kesimde gerçekleştirdiği kanlı eylemlerini giderek tırmandıran örgüt, 1990 yılından itibaren kanunsuz gösteri, kontak ve kepenk kapatma gibi kitlesel eylemlerini de arttırmıştır. Bu tarihten itibaren kırsaldaki silahlı eylemler ile şiddete dayalı sokak gösterilerini iç içe yürüten bölücü terör örgütü, silahlı eylemlerini elebaşının yakalandığı Şubat 1999 yılına kadar sürdürmüştür. Terör ist başını n yakalanmasına tepki maksadıyla bir müddet daha eylemlerini tırmandıran örgüt, Eylül 1999 tarihinden itibaren silahlı eylemlerinin yoğunluğunu büyük ölçüde azaltmış olmakla beraber silahlı gücünü bir tehdit unsuru olarak halen muhafaza etmektedir. Mevcut Durum; Örgütbaşının yakalanmasından sonra, PKK terör örgütü Olağanüstü 7. Kongresini Ocak 2000 tarihinde gerçekleştirerek, Örgütbaşının öngördüğü sözde 'Demokratik Cumhuriyet ve Barış Projesi1 adıyla dönemsel yeni bir taktik anlayış başlattığını duyurmuştur. Örgütbaşının yargılama aşamasında yaptığı savunmalardan oluşan bu anlayış çerçevesinde; -Sözde Kürt sorununun silahlı mücadele yerine siyasal mücadele ile çözülebileceği, -Sorunun, ayrılıkçılık yerine, Türkiye'nin üniter bütünlüğü içinde çözülebileceği, -Sözde Kürt kimliğinin yasal olarak tanınmasının, sözde Kürt kültürünün gelişmesine yönelik faaliyetlerle bu kimliği temsil edecek siyasal organizasyonlara izin verilmesinin sorunun çözümü için yeterli olacağı belirtilmektedir. Yukarıda sıralanan ve kamuoyunun bazı kesimlerince demokrasi ve insan hakları gibi görülen talepler, samimiyetten uzak, örgütün nihai hedefi olan sözde Birleşik Bağımsız Kürdistan'ın kuruluşu için dönemsel taktik bir kazanım elde etme amacından başka bir şekilde değerlendirmek mümkün değildir. Zira örgüt bu duruma kendi insiyatif i ile gelmemiş, kendisi dışında gelişen ve önleyemediği; örgütbaşının yakalanması, uluslararası konjonktürdeki değişim, silahlı eylem stratejisinin tıkanması, örgütlenme ve lojistik sorununun büyümesi, bölge halkının istenen desteği vermemesi gibi etkenler, bölücü terör örgütünü bu değişime zorlamıştır. Silahlı unsurlar, isim değiştirmesine rağmen eski misyonuyla varlığını sürdürmekte ve örgütün gövdesini oluşturmaya devam etmektedir. İran ve K.Irak alanlarında barınan örgüt mensuplarına siyasi eğitimin yanı sıra silahlı eğitim de verilmekte, yurtiçinde üslenme faaliyetleri sınırlı da olsa sürdürülmekte, örgüte katılımlar geçmiş dönemlere nazaran düşük olmasına rağmen halen devam etmektedir. Terör örgütü PKK, Avrupa'da başta Kürdistan Ulusal Kongresi (KUK) olmak üzere çeşitli komite, dernek gibi örgütlenmeler ile önemli bir sempatizan kitlesini, festivaller, yürüyüşler ve benzeri adlar altına yönlendirerek daha çok diplomatik ilişkiler geliştirmekte, bu çerçevede örgüte ve yeni söylemine uluslararası destek sağlamaya çalışmaktadır. Öte yandan, illegal düzeyde legal faaliyetlere yön vermek amacıyla yurt dışında eğitilerek gönderilen kişilerin sözde "Demokratik Barış Grubu" adıyla yurt içinde faaliyetlerde bulundukları bilinmektedir. Bu grupların yönlendirmeleri doğrultusunda, "siyasal serhildan" adını verdikleri legal ve illegal unsurların kullanıldığı kitlesel eylemlere yönelik bir hareket tarzı benimsenmiştir. Örgüt yaptığı açıklamalarda, örgütün öngördüğü sözde "barış adımlarının devlet tarafından atılmaması halinde eski dönemden daha ağır bir çatışma ortamının yaşanacağı şeklinde tehditlerine devam etmektedir. Gelecekteki Boyutu; Yurt içinde örgüt başının can güvenliğini sağlama, kürt kimliğinin kabulü ve bu kimliğin ifade araçlarına özgürlük tanınması için yasal değişiklikler yapılmasını hedefleyen bölücü terör örgütü ve yandaşlarının bu amaçla, bölge halkı başta olmak üzere bir kısım aydınların ve siyasetçilerin kullanılması, yurt dışında ise Avrupa ülkelerince Türkiye'ye baskı uygulanmasını sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürmekte ve bu faaliyetlerini artıracağı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda; -Yurt içinde ve yurt dışındaki silahlı terörist varlığını, kendi amaçları doğrultusunda bir ortamın sağlandığı ana kadar bir tehdit unsuru olarak devam ettireceği, beklediği sonuçlara ulaşamaz ise yeniden silahlı eylemlere başlayabileceği, -Kürt kimliğinin tanınması ve sözde anayasal vatandaşlığın kazanılması yönünde yurt içinde ve yurt dışındaki faaliyetlerini artırarak sürdürebileceği, -Bu amaç doğrultusunda legal alandaki parti, dernek ve basm-yayın kuruluşları öncülüğünde yürütülecek şiddete dayalı münferit ve kitlesel sokak çatışmaları, kontak-kepenk kapatma gibi eylemlerin şiddetini artırarak devam ettirilebileceği, -Türk siyasal yaşamında etkinliğini artırmak için mevcut siyasal bir partinin desteklenebileceği veya bu amaçla yeni siyasal oluşumların kurulabileceği, -Türk ve dünya kamuoyunu etkilemek ve hedef kitlelere ulaşmak amacıyla yazılı ve görsel basın yayın araçlarının daha etkin kullanımına çalışılabileceği ve yeni kuruluşlar oluşturabileceği değerlendirilmektedir. b. Yıkıcı Faaliyetler Yıkıcı unsurların nihai amaçları mevcut Anayasal düzeni yıkarak yerine Marksist-Leninist ideolojiye dayalı komünist bir rejim kurmaktır. Bu amaç; örgütsel yapı ve taktik farklılıklara bağlı olarak; Anayasa ve kanunların sağlamış olduğu tüm demokratik hakları istismar yoluyla yönetimi ele geçirmek ve Marksist-Leninist ideolojiyi tesis etmek veya silahlı mücadele ile güç kullanarak mevcut düzeni ele geçirmek ve yönetime hakim olmak şeklinde kendisini göstermektedir. Ancak her iki hareket tarzının da zaman zaman birbirini desteklediği veya aynı yapı içerisinde birlikte yer aldığı görülmektedir. Dünyadaki son dönem ekonomik ve sosyal gelişmeler ile ideolojik değişimler devletlerin yönetimlerini de etkilemiştir. En büyük etkilenme Marksist-Leninist ideolojilerle yönetilen Doğu Bloku ülkelerinde olmuş, bu yönetimler ciddi sarsıntılar geçirmiştir. Dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak yıkıcı faaliyetler de yeni bir boyut kazanmış, bir kısmı legal alanlara yönelerek yasallık kazanma sürecini benimsemiş, bir kısmı ise varolma sebebi olan silahlı mücadeleye ağırlık vererek doğan ideolojik boşluğu doldurmaya çalışmıştır. Mevcut Durum; 1970'li yıllardan bu yana başta güvenlik güçleri olmak üzere devleti ve devlet yanlısı olarak niteledikleri şahıs ve kuruluşları hedef seçen yıkıcı örgütler özellikle 1990-1992 yılları arasında eylemlerini yoğunlaştırmışladır. Güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlarla terör örgütlerinin faaliyetleri önemli ölçüde engellenmiştir. Ancak, buna rağmen sol terör örgütleri gerçekleştirdikleri terör eylemleri ile tehdit olma vasıflarını sürdürmektedir. Halen faaliyet gösteren otuza yakın terör örgütünden Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP/C), Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist - Doğu Anadolu Bölge Komitesi(TKP//ML-DABK), Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist- Konferans (TKP/ML -KONFERANS), Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP), Türkiye Devrim Partisi (TDP), Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB), Türkiye Köylü İşçi Partisi (TKİP) ve Türkiye Komünist Emek Partisi/Leninist (TKEP/L) örgütleri bu anlamda öncelikli olarak değerlendirilmektedir. Yıkıcı örgütlerin nihai amaçlarına ulaşmak için kullandığı en önemli yöntem mevcut yönetime karşı güçlü ve etkin bir toplumsal muhalefet oluşturulmasıdır. Bu sebeple birçok konuyu provake ve istismar ederek tabanını güçlendirme gayreti içerisindedirler. Yıkıcı unsurların istismar ettiği konuların başında; ekonomik sıkıntılar, sosyal yaşantıdaki dengesizlikler, çalışan kesimin sorunları, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerdeki aksaklıklar, yüksek öğrenim gençliğinin sorunları, kültür ve inanç farklılıkları, yolsuzluklar, yönetime ve yöneticiye duyulan güvenin zayıflaması, gelir dengesizliği, demokratik hakların kullanımı ve cezaevleri gibi hususlar gelmektedir. Terör örgütleri, örgüt mensuplarının yakınlarını, öğrenci ve gençlik, işçi ve memur, gelir düzeyi az ve yaşam düzeyi düşük kesimleri hedef kitle olarak seçmektedirler. Söz konusu örgütler; -Legal alanda dernek, sendika, birlik, platform gibi kuruluşlar oluşturarak veya mevcut sivil toplum örgütleri içerisinde protesto yürüyüşü, basın açıklaması, bildiri dağıtma türünden eylemlerde ve basın yayın faaliyetlerinde bulunmakta, -İllegal alanda, basın-yayın çalışmaları, örgüt mensuplarının eğitilmesi, kurye, iletişim ve silahlı eylemlerle faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu örgütler; -Nüfusunun fazlalığı ve kozmopolit bir yapıya sahip olması nedeniyle başta İstanbul olmak üzere birçok metropol ve şehir merkezlerinde, -Tokat merkez olmak üzere Tunceli ve Karadeniz bölgesindeki birçok il kırsalında, -Bazı ülkelerde kamplar ve eğitim yerleri de olmak üzere bir çok ülkede legal ve illegal faaliyetlerine devam etmektedirler. Bahse konu terör örgütleri; -Merkeziyetçi yönetim anlayışına sahip olup, üst düzey yönetici kadroları genelde yurtdışındadır, -Zaman zaman birliktelik fikriyle hareket etmişler ancak menfaat çatışması sebebiyle bu birliktelikler uzun süreli olmamıştır, -Gelişme sürecinde liderlik ve çıkar çatışması sebebiyle bölünmeler yaşanmaktadır, -Bazıları güçleri oranında kırsal alanda da yapılanmaya gitmekte ve eylemler gerçekleştirmektedirler, -Cezaevlerini her fırsatta eğitim ve yönetim yeri olarak kullanmışlardır. Sol terör örgütleri maddi kaynak temin etmek amacıyla; Yurtiçinde; -"Kamulaştırma" adı altında yapılan gasp ve soygun eylemleri,, -"Vergilendirme" adı altında işadamı ve esnaftan zorla para talep edilmesi, -Üye ve sempatizanlardan "aidat" adı altında para toplanması, -Karşılıksız çek kuponları kullanılması ve senet tahsili, -Legal ve illegal yayın organlarının satışlarından elde edilen gelirler, Yurtdışında; -Bağış kampanyaları, -Legal ve illegal dergi satışı, -Türk nüfusunun yoğun yaşadığı yerlerde esnaftan zorla para toplama, -Üye ve sempatizanlardan aidat toplama, -Örgütler tarafından düzenlenen etkinliklerden gelir sağlama, -Yurtdışına yasadışı çıkış yaptırmaktan, yurtdışında iltica prosedürüne dahil etmekten, ikamet izni almaktan ve sahte seyahat belgesi düzenlemekten gelir elde etme, -Uyuşturucu madde, doku ve organ kaçakçılığı gibi yöntemlere başvurmaktadır. Dünyada Marksist-Leninist ideolojilerin önemli ölçüde zafiyete uğramasına rağmen ülkemizde faaliyetlerini devam ettirmesinin önemli etkenleri bulunmaktadır. Bunlar; -İstismar konularının mevcudiyetinin devam etmesi, -İdeolojilerin örgütlerin tabanında hala kabul görmesi, -Lider kadrolarının bu işi hayat felsefesi ve yaşam biçimi olarak benimsemesi, -Bazı kesimlerin terör faaliyetlerini güç elde etme ve gayri meşru gelir kapısı olarak görmesi, -Bazı devletlerce desteklenmesine devam edilmesi olarak sıralanabilir. Gelecekteki Boyutu; -1970'li yıllardan beri özellikle Karadeniz kırsalında yaptığı propagandalar neticesi bir kısım vatandaşlarımızın örtülü ve gizli desteğini alan terör örgütlerinin, önümüzdeki dönemde de bu hareket tarzını devam ettirebilecekleri, -Metropollerde işçi, memur ve öğrenci kesimi içerisinde faaliyetlerini legal ve illegal kuruluşları vasıtasıyla devam ettirebilecekleri, -Kırsal alanda, metropollerde ve diğer yerleşim yerlerinde silahlı eylemlerine devam edebilecekleri, -Cezaevi şartlarını gündemde tutmaya devam ettirecekleri, -Sivil Toplum Kuruluşlarının yasal faaliyetlerini istismar ederek güvenlik güçlerini pasifize etmek ve devlet otoritesini zafiyete düşürmek için ülke genelinde protesto ve basın açıklaması eylemlerine devam edecekleri, -Siyasi Partilerin gençlik kolları, dernek ve vakıflar içerisinde daha yoğun faaliyet göstererek, sempatizan kitlelerini arttırmaya çalışacakları, -Yurtiçindeki faaliyetlerine destek sağlamak amacıyla yurtdışındaki faaliyetlerine ve yapılanmasına da devam edecekleri değerlendirilmektedir. c. İrticai Faaliyetler Ve Din İstismarıyla Mücadele Toplumları yönlendiren önemli etkenlerden biri olan din olgusunun farklı şekillerde yorumlanması, değişik dini anlayış ve yaşantıları da beraberinde getirmektedir. 1970'li yıllarla birlikte ülkemizi teorik planda etkilemeye başlayan yurtdışı (Ortadoğu) merkezli radikal dini anlayışların, bir kısım öğrenci grupları ile bazı kesimleri "Siyasal İslam" düşüncesine yönelttiği bilinmektedir. Yurtdışı kaynaklı eserlerin Türkçe'ye tercümesi sonucu benimsenen radikal fikirler ve bu fikirlerin pratiğe dönüşü olarak kabul edilen İran'daki dini devrim ile birlikte, 1980'li yılların başlarında irticai nitelikli faaliyetler yeni bir boyut kazanmıştır. Bu bağlamda; yayınevleri, dergiler, kitapevleri ve şahıslar etrafında örgütlenmeye giden radikal dini grupların gündeme girdiği gözlenmiştir. Radikal çizgide sürdürülen faaliyetler sonucu; "Bireysel dini duyarlılıkları ağır basan" insan tipi yerine, "Siyasal manadaki dini anlayışları ön plana çıkaran, örgütlenme gerekliliğini ve hedefini kendi radikal dini referanslarıyla belirleyen" insan tipi ortaya çıkmaya başlamıştır. 1990'11 yılların başına kadar propaganda faaliyetlerini sürdüren ülkemizdeki radikal dini kesimlerden bir kısmının 1990 yılından itibaren şiddete yöneldikleri ve dini motifli terör örgütlerinin oluşumunu sağladıkları gözlenmiştir. Diğer taraftan yerel-tarihi dini referanslara sahip ülkemizdeki tarikat ve dini akımlar ise, 1998 yılı basından itibaren 8 yıllık kesintisiz eğitim -İmam Hatip Liseleri- Kur'an kursları ve türban konusunda yaşanan gelişmelere ilişkin tepkisel nitelikte propaganda faaliyetleriyle gündeme gelmişlerdir.

CFR ÜYELERİ-2

CFR ÜYELERİ Kolodziej, Edward A. Koltai, Steven R. Komisar, Lucy Kondracke, Morton Koonin, Steven E. Korb, Lawrence J. Korbonski, Andrzej Kornblum, John C. Kornblut, Anne E. Kostiw, Michael Vincent Kotecha, Mahesh K. Kotler, Steven Kovner, Bruce S. Kraft, Robert K. Kramek, Robert E. Kramer, J. Reed Kramer, Jane Kramer, Michael Kramer, Orin S. Kramer, Steven Philip Kranz, Thomas F. Krasner, Stephen D. Krasno, Richard M. Krauss, Clifford Krauthammer, Charles Kravis, Henry R. Kravis, Marie-Josée Kreek, Mary Jeanne Krens, Thomas Krepinevich, Andrew F. Krepon, Michael Kreps, Sarah Elizabeth Kriegel, Jay L. Krikorian, Victoria Reznik Krisher, Bernard Kristof, Nicholas D. Kristoff, Sandra J. Kroeger, Kate M. Kroenig, Matthew Henry† Kronman, Anthony Townsend Krueger, Anne O. Krueger, Harvey Krugman, Paul R. Krulak, Charles Chandler Ku, Charlotte Kubarych, Roger M. Kuenstner, Nancy Jo Kull, Steven G. Kulma, Michael G. Kumar, Nisha* Kumar, Raj U. Kumar-Sinha, Punita Kuniholm, Bruce Robellet Kunstadter, Geraldine S. Kupchan, Charles A. Kupchan, Clifford A. Kupperman Thorp, Tamara Kurth, James R. Kurtzer, Daniel C. Kushen, Robert A. Kux, Dennis Kwoh, Stewart L Laber, Jeri L. Labott, Elise S. Ladd, Edward Lader, Philip LaFleur, Vinca Lagomasino, Maria Elena Lagon, Mark P. Laipson, Ellen Lajeunesse, Gabriel C.† Lake, David A. Lal, Venkateshwar Lamb, Denis Lambert, Brett B. Lambeth, Benjamin S. Lambright, James H. Lamont, Lansing Lampton, David M. Lancaster, Carol J. Land, Richard D. Landau, George W. Landers, James M. Lane, Charles M. Lane, David J. Laney, James T. Lang, Scott J.† Langlois, John D. Jr. Langlois, Robert J. Lanskoy, Miriam Lantz, Matthew P. LaPalombara, Joseph Lapenn, Jessica E. Lapham, Lewis H. Lapidus, Gail W. Lardy, Nicholas R. Lariviere, Richard W. Larrabee, F. Stephen Larsen, Randall J. Larson, Charles R. Larson, Ellie K. Lash, Jonathan Lasry, Marc Lasser, Lawrence J. Lateef, Noel V. Latif, S. Amer Lauder, Laura Heller Lauder, Leonard A. Lauder, Ronald S. Lauder, William Philip Laudicina, Paul A. Lauinger, Philip C. Jr. Laurence, Jonathan A.† Laurenti, Jeffrey Lautenbach, Ned C. Lautz, Terrill E. Laventhol, David A. Lawrence, Richard D. Lawrence, Robert Z. Lawson, Eugene K. Layne, Christopher Lazarus, Shelly B. Lazarus, Steven Le Melle, Tilden J. Leach, James A. Leaman, J. Welby Leclerc, Paul Lederman, Gordon Nathaniel Lee, Anthony P. Lee, Chong-Moon Lee, Nancy Lee, Thea Mei Leebron, David W. Leed, Maren Leeds, Jeffrey T. Leeds, Roger S. Lee-Kung, Dinah Leet, Kenneth H.M. Leffall, LaSalle D. III Leghorn, Richard S. Legro, Jeffrey W. Legvold, Robert CFR Membership Roster September 1, 2008 Lehman, John F. Lehman, Ronald Frank II Lehner, Peter H.* Lehrer, Jim Lehrman, Thomas D.† Leich, John Foster Leland, Marc E. Lelyveld, Joseph Lemack, Carie A. LeMelle, Gerald A. Lemkin, Bruce Stuart Lemle, J. Stuart Lempert, Robert J. Lempert, Yael Lenfest, Harold F. Lennon, Alexander T.J. Lennox, William J. Jr. Lenti, Sarah M. Lenzen, Louis C. LeoGrande, William M. Leonard, James F. Leonard, Jennifer A.† Leone, Richard C. Leopold, Evelyn R.* Lesch, Ann Mosely Leslie, John W. Jr. Lesser, Ian O. Lettow, Paul V.† Lettre, Marcel J. II* Levensohn, Pascal N. Leverett, Flynt L. Levin, Herbert Levin, John A. Levin, Michael Stuart Levine, Mel Levine, Susan B. Levinson, Marc Levitsky, Jonathan E. Levitt, Arthur Jr. Levitt, Matthew A. Levy, Reynold Lew, Jacob J. Lewis, Bernard Lewis, Edward T. Lewis, Eric L.* Lewis, John P. Lewis, Maureen A. Lewis, Stephen R. Jr. Lewis, W. Walker Lewy, Glen S. Li, Lu Libby, I. Lewis Jr. Lichtblau, John H. Lichtenstein, Cynthia C. Lieber, James E. Lieber, Robert J. Lieberman, Joseph I. Lieberman, Nancy A. Lieberthal, Keith L. Lieberthal, Kenneth G. Liebowitz, Jessica K. Lifton, Robert K. Light, Timothy Lighthizer, Robert E. Lincoln, Edward J. Lindberg, Tod Lindborg, Nancy Elizabeth Linden, Josephine Lindsay, Beverly Lindsay, Franklin A. Lindsay, James M. Linen, Jonathan S. Ling, Lisa J. Link, Troland S. Linnington, Abigail T. Lipman, Ira A. Lipman, Joanne* Lippard, Joshua J. Lipper, Kenneth Lippert, Mark W. Lippey, Brian C. Lippman, Thomas W. Lipsitz, Rochelle J. Lipsky, John P. Lipsky, Seth Lipton, Jonathan A. Lissakers, Karin M. Litan, Robert E. Little, David Littlefield, Elizabeth L. Littles, Sean-Noel Litwak, Robert S. Liu, Eric P. Livingston, Robert Gerald Llewellyn, J. Bruce Lobel, Aaron R.† Lockhart, Dennis P.* Lodal, Jan M. Lodge, George Cabot Loeb, Marshall Logan, Francis D. Lombardi, Clark B. London, Herbert I. Long, Mary Beth* Long, William J. Longmuir, Shelley A. Longstreth, Bevis Loranger, Donald Eugene Lord, Bette Bao Lord, Winston Lorentzen, Oivind III Lotrionte, Catherine B.* Louis, William Roger Loury, Glenn Cartman Lovejoy, Thomas E. Low, Stephen Lowenfeld, Andreas F. Lowenkron, Barry F. Lowenstein, James G. Lowenthal, Abraham F. Lowry, Glenn D. Loy, Frank E. Lozano, Ignacio E. Lozano, José Ignacio Lozano, Monica C. Lu, Xiaobo Lubin, Nancy Lubman, Stanley B. Lucas, C. Payne Lucas, Sarah T. Luck, Edward C. Lucy, William Ludes, James M. Luers, Wendy W. Luers, William H. Lugo, Luis E. Luke, John A. Jr. Lustick, Ian S. Lute, Jane Holl Luttwak, Edward N. Luzzatto, Anne R. Lyall, Katharine C. Lyman, Princeton N. Lyman, Richard W. CFR Membership Roster September 1, 2008 Lynch, Thomas F. III Lynk, Myles V. Lynn, James T. Lynn, Laurence E. Jr. Lynton, Michael M. Lyon, David W. Lyons, Eugene M. Lyons, James E. Lyons, Richard Kent M Ma, Christopher Ma, Ying Mabry, Marcus B. Mabus, Raymond E. MacCormack, Charles Frederick MacDonald, Bruce Walter MacDougal, Gary E. Mack, Consuelo Cotter Mack, J. Curtis II Mackay, Leo Sidney Jr. MacKenzie, Gillian Hamilton† Mackevich, Eileen R. MacLaury, Bruce K. Macomber, John Dewitt Macy, Robert M. Jr. Madigan, John W. Maguire, John David Mahajan, Raj† Mahmoud, Adel Mahnken, Thomas G. Mahoney, Margaret E. Mahoney, Paul G. Mahoney, Thomas H. IV Mai, Vincent A. Maier, Charles S. Makin, John Holmes Makinson, Carolyn Mako, William P. Makovsky, David Malcomson, Scott* Malek, Frederic V. Malik, Arslan Malinowski, Tom Mallery, David W. Mallery, Richard Mallett, Robert L. Malmgren, Harald B. Malmgren, K. Philippa Malone, Kim Maloney, Jason David Malpass, David R. Mamdani, Mahmoud A.* Manatt, Charles T. Manca, Marie Antoinette Mancuso, Mario* Mandelbaum, Michael Maniatis, Gregory A. Manilow, Lewis Mann, James H. Mann, Michael D. Mann, Sloan Charles Mann, Thomas E. Mansoor, Peter R.* Manyin, Mark E. Manzi, Jim Marans, J. Eugene Marcom, John E. Jr. Marcum, John Arthur Marder, Murrey Margolis, David I. Mariotti, Steven J. Mark, Hans M. Markey, Daniel S. Mark-Jusbasche, Rebecca P. Marks, Paul A. Marlin, Alice Tepper Marquet, L. David Marr, Phebe A. Marron, Donald B. Marsh, Tom F. Marshall, Andrew W. Marshall, Anthony D. Marshall, Dale Rogers Marshall, F. Ray Marshall, Katherine Marshall, Zachary Blake Marten, Kimberly Joy Martin, Daniel Richard Martin, Lynn Morley Martin, Susan F. Martin, William F. Martinez, Jennifer S. Martinez, Roman IV Marton, Kati I. Masin, Michael T. Massey, L. Camille Massey, Walter E. Massimino, Elisa C. Mastanduno, Michael Masters, Carlton A. Matheson, Michael J. Mathews, Jessica T. Mathews, Michael S. Mathias, Charles McC. Jr. Mathias, Edward J. Mathis, Brian Pierre Matlock, Jack F. Jr. Matney, William Alan Matsukata, Naotaka Matteson, William B. Matthews, Barbara C. Matthews, Eugene A. Mattingly, Amanda Curtis Mattox, Gale A. Matuszewski, Daniel C. Matzke, Richard H. Maxwell, Kenneth R. May, Ernest R. May, Michael M. Mayer, Claudette Mayer, William Emilio Mayhew, Alice E. Mazur, Jay McAfee, William Gage McAllister, Jef Olivarius McAllister, Singleton B. McArdle, Megan† McCaffrey, Barry R. McCain, John S. III McCann, Edward F. II McCartan, Patrick F. McCarter, John W. Jr. McCarthy, James P. McCarthy, Kathleen D. McCaw, Susan R.* McChrystal, Stanley A. McCloy, John J. II McClure, Robert L. McCluskey, Jerome P. McClymont, Mary E.* McCormack, Elizabeth J. McCormack, Richard Thomas Fox McCormick, David H. CFR Membership Roster September 1, 2008 McCouch, Donald G. McCoy, Debbie McCoy, Jennifer L. McCracken, Paul W. McCray, Ronald David McCurdy, Dave K. McDermott, Jim McDevitt, Sean Daniel McDonald, Alonzo L. McDonald, James S. McDonald, Kara C. McDonald, Tom McDonough, William J. McDougall, Gay J. McEntee, Joan M. McFarlane, Jennifer A. McFarlane, Robert C. McFate, Patricia Ann McFaul, Michael A. McGarr, Cappy R. McGowan, Alan H. McGowan, Kathleen A. McGurk, Brett H. McGurn, William McHenry, Donald F. McIntosh, Brent J. McKenna, Patrick R. McKeon, Robert B. McKibben, Tracy B.* McLarty, Thomas F. III McLaughlin, Charles James IV McLaughlin, John E. McLean, Mora L. McLean, Sheila Avrin McLin, Jon Blythe McManus, Doyle McManus, Jason D. McMaster, Herbert Raymond McNally, Thomas A. McNamara, Dennis L. McNamara, Kathleen R. McNamara, Robert S. McNamara, Thomas E. McNaugher, Thomas L. McPeak, Merrill A. McPherson, M. Peter McQuade, Lawrence C. McWade, Jessica C. Meacham, Carl E. Meacham, Jon Mead, Dana G. Mead, E. Scott Mead, Walter Russell Meadows, Jeanne Terry Mearsheimer, John J. Medavoy, Mike Medawar, Adrienne Medina, Kathryn B. Medish, Mark Christian Medley, Richard Meers, Sharon I. Meertens, Michelle A. Mehlman, Kenneth B.* Mehreteab, Ghebre Selassie Mehta, Ved Meigs, Montgomery C. Meissner, Doris M. Meister, Irene W. Melby, Eric D.K. Melloan, George R. Melton, Carol A. Mendelson Forman, Johanna Mendelson, Sarah E. Mendlovitz, Saul H. Mendoza, Roberto G. Menges, Carl B. Menke, John R. Menon, Rajan Menschel, Robert B. Merkel, Claire Sechler Merkel, David Austin Meron, Theodor Merow, John E. Merritt, Jack Neil Merszei, Zoltan Mesdag, Willem Meselson, Matthew S. Mestres, Ricardo A. Jr. Metzger, Barry Metzl, Jamie Frederic Meunier, Sophie Meyer, Edward C. Meyer, John Robert Meyer, Karl E. Meyer, Michael Ryder Meyer, Paul H. Meyerman, Harold J. Michaels, Jon D.† Michaels, Marguerite Michel, Christopher Prentiss Mickiewicz, Ellen Midgley, Elizabeth Mihaly, Eugene B. Mikell, Gwendolyn Miles, Edward L. Milestone, Judith B. Millard, Robert Miller, Aaron David Miller, Amber D.† Miller, Anthony Murray Miller, Charles R. Miller, Christopher D. Miller, David Charles Jr. Miller, Debra Lynn Miller, Franklin C. Miller, Judith Miller, Ken Miller, Leland Rhett Miller, Linda B. Miller, Marcia E. Miller, Matthew L. Miller, Michael T. Miller, Scott L. Miller, William Green Miller, William Scott II Millett, Allan R. Millington, John A. Mills, Bradford Mills, Karen Gordon Mills, Susan Linda Milner, Helen V. Minow, Newton N. Mintz, Daniel R. Miranda, Lourdes R. Miscik, Jami Mishkin, Alexander V. Mitchell, Andrea Mitchell, Arthur M. III Mitchell, George J. Mitchell, Patricia E. Mitchell, Wandra G. Mize, David M. Mizel, Larry A.* Mochizuki, Kiichi CFR Membership Roster September 1, 2008 Moe, Sherwood G. Moffett, George D. Molano, Walter Thomas Mondale, Walter F. Moniz, Ernest J. Montelongo, Michael Montgomery, George Cranwell Montgomery, Harold H. Montgomery, Mark C. Montgomery, Parker G. Montgomery, Philip O’Bryan III Moock, Joyce Lewinger Moody, Jim Moody, William S. Moore, John J. Jr. Moore, John M. Moore, John Norton Moore, Jonathan Moore, Julia A. Moorman, Thomas S. Jr. Moose, George E. Moose, Richard M. Mora, Alberto J. Mora, Antonio G. Moran, Terence P.* Moran, Theodore H. Moravcsik, Andrew Morey, David Edward Morningstar, Richard L. Morris, Charles R. Morris, Frederic A. Morrison, J. Stephen Morrissey, Arthur C. Morse, Andrew L. Morse, Edward L. Morse, Kenneth P. Morse, Stephen S. Mortimer, David H. Mosbacher, Robert A. Mosbacher, Robert A. Jr.* Moseley, T. Michael Moses, Alfred H. Mosettig, Michael David Moskow, Kenneth A. Moskow, Michael H. Moss, Ambler H. Jr. Mossman, James Motley, Joel W. Mottahedeh, Roy P. Motulsky, Daniel T. Mouat, Lucia Moyer, Homer E. Jr. Mroz, John Edwin Mudd, Daniel H. Mudd, Margaret F. Mujal-Leon, Eusebio Mulberger, Virginia A. Mulcahy, Anne M. Mulford, David C. Muller, Edward R. Muller, Steven Mulvaney, Sean Mundie, Craig James Munger, Edwin S. Muñoz, George Munroe, Alexandra Kneeland Munroe, George B. Munsch, Stuart B. Munyan, Winthrop R. Murase, Emily Moto Muravchik, Joshua Murdoch, Rupert Murdock, Deroy Murdy, William F. Murillo, Maria Victoria Murphy, Caryle M. Murphy, Ewell E. Jr. Murphy, Richard W. Murphy, Thomas S. Murray, Alan S. Murray, Douglas J. Murray, Douglas P. Murray, Ian P. Murray, Janice L. Murray, Lori Esposito Murray, Robert J. Muse, Martha Twitchell Musham, Bettye Martin Mustafa, Herro K. Myers, Richard B. Myerson, Toby S. Myrow, Stephen A. N Nachmanoff, Arnold Nacht, Michael Nadiri, M. Ishaq Nagl, John A. Nagorski, Andrew Nagorski, Zygmunt Nájera, Peter F. Nakhleh, Emile A. Naplan, Steven J. Napolitano, Janet A. Nash, William L. Nasr, Vali R. Nathan, James A. Nathanson, Marc B. Nathoo, Raffiq A. Nau, Henry R. Nauert, Heather Anne Neal, Jeffrey C. Neal, Stephen L. Nealer, Kevin G. Nederlander, Robert Jr. Negroponte, Diana Villiers Negroponte, John D. Neier, Aryeh Neilson, Trevor David Nelson, Abagail† Nelson, Anne Nelson, Daniel N. Nelson, Merlin E. Nelson, Richard D. Nelson, Robert L. Jr. Nemazee, Hassan Nepomnyashchy, Catharine Theimer Nesbit, Lynn Neuger, Win J. Neuman, Stephanie G. Neureiter, Norman P. Newberg, Esther R. Newburg, Andre Newcomb, Nancy S. Newell, Barbara W. Newhouse, John Newman Hood, Alisa Newman, Jay H. Newman, Pamela J. Newman, Pauline Newman, Priscilla A. Newman, Richard T. Newton, M. Diana Helweg CFR Membership Roster September 1, 2008 Ney, Edward N. Nguyen, Tuan H.† Nicholas, N. J. Jr. Nichols, Mark Alexander Nichols, Rodney W. Nicholson, Jan Nicocelli, Ann M. Nides, Thomas R. Niehuss, John M. Niehuss, Rosemary Neaher Nielsen, Nancy Nielsen, Suzanne Christine Nilsson, A. Kenneth Nilsson, Keith R. Nimetz, Matthew Nitze, William A. Noam, Eli M. Nogales, Luis G. Nolan, Janne Emilie Noland, Marcus Nolte, William M. Nonacs, Eric Steven Nooter, Robert Harry Norman, William S. Norquist, Grover Glenn Northup, Nancy J.* Norton, Augustus Richard Norton, Eleanor Holmes Norton, Patrick M. Nossel, Suzanne F. Noto, Lucio A. Novack, Lynne Dominick Novogratz, Jacqueline Novy-Marx, Milena K. Nuechterlein, Jeffrey D. Nunn, Sam Nussbaum, Bruce Nye, J. Benjamin H.* Nye, Joseph S. Jr. O Oakley, Phyllis E. Oakley, Robert B. Oberdorfer, Don O’Cleireacain, Carol Odeen, Philip A. Odell, John S. Oettinger, Anthony G. Offenheiser, Raymond C. Jr. Offit, Morris W. O’Flaherty, J. Daniel Oh, Kongdan O’Hanlon, Michael O’Hare, Joseph A. Okata, Maritza U.B.† Okawara, Merle Aiko Oliva, L. Jay Oliver, April A. Olmstead, Cecil J. Olson, Jane T. Olson, Lyndon L. Jr. Olson, Ronald L. Olvey, Lee D. O’Malley, Cormac K.H. Omestad, Thomas E. O’Neal, E. Stanley O’Neil, Kathleen A. O’Neil, Michael J. O’Neil, Shannon K. O’Neill, Brian Deveraux O’Neill, Louis F. O’Neill, Mark E. O’Neill, Michael J. Onek, Joseph N. Oppenheimer, Andres M. Oppenheimer, Franz Martin Oppenheimer, Michael F. O’Prey, Kevin P. Ordway, John M.* O’Reilly, David J.* Orentlicher, Diane Orlins, Stephen A. Ornstein, Norman J. O’Rourke, Patrick J. Orr, Robert C. Orrenius, Pia M. Osborn, John E. Osborne, Richard de J. Osius, Margaret Elizabeth Osman, Hoda K.† Osmer McQuade, Margaret Osnos, Peter L.W. Osnos, Susan Sherer Ostrander, F. Taylor Ostrov, Shirlene Delacruz O’Sullivan, Meghan L. Otero, Maria O’Toole, Tara Jeanne Otto, Eric H.† Ovitz, Michael S. Owen, Henry David Owen, Roberts Bishop Owens, James W. Owens, William A. Oxman, Bernard H. Oxman, Stephen A. Oxnam, Robert B. Oye, Kenneth A. P Paal, Douglas Haines Pacheco, David A. Pachios, Harold C. Pachon, Harry P. Packard, George R. Page, Carter W. Paine, George C. II Paisner, Bruce Lawrence Pakula, Hannah C. Palmer, Mark Palmer, Matthew A. Palmer, Ronald D. Palmieri, Victor H. Pam, Jeremiah S. Pan, Esther Pan, Philip P. Paperin, Stewart J. Pardee, Scott E. Pardes, Herbert Pardew, James W. Jr. Parekh, Sanjay M. Parent, Louise M. Paris, Jonathan Parker Feld, Karen Parker, Elizabeth Rindskopf Parker, Jason H. Parker, Jay M. Parker, Penny L. Parkinson, Roger P. Parks, Michael Christopher Parsky, Gerald L. Parsons, Richard D. Pascual, Carlos E. Passer, Juliette M. CFR Membership Roster September 1, 2008 Passman, Pamela S. Paster, Howard G. Pastor, Robert A. Patel, Ebrahim S. Patrick, Hugh T. Patrick, Stewart M. Patrick, Thomas Harold Patricof, Alan Joel Patrikis, Ernest T. Patterson, Eric D.† Patterson, Michael D. Patterson, Patricia M. Pattiz, Norman J. Paul, Douglas L. Paul, Roland A. Paulson, Henry M. Jr. Paulus, Judith K. Paumgarten, Nicholas Biddle Pavel, Barry Pearl, Frank H. Pearlstine, Norman Peckham, Gardner G. Pedersen, Richard Foote Pederson, Rena M. Pell, Claiborne Pellathy, Gabriel B. Pelletreau, Robert H. Jr. Peña, Federico F. Penn, Lawrence Edward III Penn, Mark Jeffrey Pereira, Dylan C. Perella, Joseph R. Peretz, Don Perez, Antonio F. Perez, David Pérez-Stable, Marifeli Perkin, Linda J. Perkins, Edward J. Perkins, Roswell B. Perkovich, George R. Perlman, Janice Elaine Perlmutter, Barbara S. Perlmutter, Louis Perritt, Henry H. Jr. Perry, Elizabeth Jean Perry, Robert C. Perry, William J. Persico, Joseph E. Peschka, Mary P.† Peters, Mary Ann Peters, Michael P. Peterson, Holly Peterson, Michael A.* Peterson, Peter G. Petraeus, David H. Petree, Richard W. Petree, Richard W. Jr. Petri, Thomas E. Petro, James Ben† Petschek, Stephen R. Pettibone, Peter J. Petty, John R. Peyronnin, Joseph F. Pfaltzgraff, Robert L. Jr. Pfeiffer, Jane Cahill Pfeiffer, Leon K. Pfeiffer, Steven B. Pham, Minh-thu Duong Phan, Dang Tan Pharr, Susan J. Phelan, John J. Jr. Phelps, Edmund S.* Phillips, Cecil M. Phillips, David L. Phillips, Jeanne L. Pickering, Thomas R. Pieczenik, Steve R. Piedra, Alberto M. Jr. Pierce, John vanden Heuvel Pierce, Lawrence W. Pierce, Ponchitta Piercy, Jan Pierre, Andrew J. Pifer, Steven K. Pigott, Charles M. Pike, John E. Pilgrim, Kathryn Pillar, Paul R. Pilling, Donald L. Pillsbury, Marnie S. Pillsbury, Michael Pilon, Juliana Geran Pincus, Lionel I. Pincus, Walter H. Pinkerton, W. Stewart Jr. Pipes, Daniel Pipes, Richard Pisano, A. Robert* Pisar, Leah F.† Pitts, Joe W. III Pivik, George A. Pizzarello, Louis D. Plaks, Livia B. Platt, Alan A. Platt, Alexander H. Platt, Nicholas Platt, Sheila Maynard Plattner, Marc F. Plepler, Richard L. Plutzik, Jonathan Poats, Rutherford M. Pocalyko, Michael N. Pogue, Richard W. Poizner, Stephen L. Polk, William R. Pollack, Gerald A. Pollack, Jonathan D. Pollack, Kenneth Michael Pollack, Lester Pollard, Neal A. Pond, Elizabeth Poneman, Daniel Bruce Pool-Eckert, Marquita J. Popadiuk, Roman* Popkin, Anne B. Popoff, Frank Porter, John Edward Portes, Richard D. Porzecanski, Arturo C. Posen, Adam S. Posen, Barry R. Posner, Michael Poste, George H. Postol, Theodore A. Potter, William C. Pottinger, Matthew F. Powell, Colin L. Powell, Dina Habib Powell, Jerome H. Powers, Averill L. Powers, Thomas Powers, Timothy E. Pozen, Robert C. Pranger, Robert J. CFR Membership Roster September 1, 2008 Prasso, Sheridan T. Precht, Henry Pregenzer, Arian L. Prescott, Elizabeth M. Press, William H. Pressler, Larry Pressman, Jeremy Preston, Stephen W. Prewitt, Kenneth Price, Daniel M. Price, John R. Jr. Price, Raymond K. Jr. Price, Robert Price, Steven Priest, William W. Jr. Prieto, Daniel B. III Prince, Charles O. III Pritzker, Penny S. Pritzker, Thomas J. Proenza, Luis M. Protz, Jonathan M. Prueher, Joseph Wilson Pryce, Jeffrey F. Puchala, Donald James Puckett, Robert H. Pulling, Edward L. Pulling, Thomas L. Punke, Timothy E. Purcell, Susan Kaufman Pursley, Robert E. Pustay, John S. Putnam, Robert D. Pye, Lucian W. Pyle, Kenneth B. Q Quainton, Anthony C.E. Quam, Lois E. Quandt, William B. Quartel, Robert Jr. Quelch, John A.* Quester, George H. Quigley, Kevin F.F. Quinn, Jane Bryant Quinn, John M. R Raab, Jennifer J. Rabb, Bruce Rabinowitch, Alexander Rabinowitch, Victor Racz, Gregory N. Radtke, Robert W. Rahman, Anika Raines, Franklin D. Raiser, Skye Raisian, John Ramakrishna, Kilaparti Ramer, Bruce M. Ramer, Lawrence J. Ramirez, Lilia L. Ramo, Simon Ramsey, W. Russell Randolph, R. Sean Randt, Clark T. Jr. Ranis, Gustav Rankin, Clyde E. III Raphel, Robin Lynn Rappaport, Alan H. Rascoff, Samuel James Ratchford, J. Thomas Rather, Dan Ratnesar, Romesh M. Rattner, Steven L. Rattray, Gregory John Rauch, Rudolph S. Raul, Alan Charles Raustiala, Kal* Ravenal, Earl C. Ravenholt, Albert V. Ravich, Samantha F. Ravitch, Richard Raymond, David A. Raymond, Douglas A. Raymond, Lee R. Read, Benjamin L. Reade, Claire E. Realuyo, Celina B. Redman, Charles E. Reed, Charles B. Reed, Jack Reed, Joseph Verner Reed, Lucy Ferguson Reese, William Sears Regan, Ned Regens, James L. Rehman, Asim Reichert, William M. Reid, Ogden Reiling, Peter A. Reilly, Saskia Shane Reilly, William K. Reimer, Dennis Joe Reimers, Fernando Miguel Reinhardt, John E. Reinhart, Carmen M. Reinharz, Jehuda Reinke, Jeffrey A. Reisman, William Michael Reiss, Mitchell B. Remington, Thomas F. Remnick, David J. Renfrew, Charles Byron Renné-Malone, Jeannie M. Rennie, Milbrey Rennie, Renate Reppert, John C. Reppy, Judith V. Resnicoff, Arnold E. Resor, Stanley R. Rethmeier, Blain K. Revesz, Richard L.* Revzin, Philip S. Rey, Nicholas A. Rhinelander, John B. Rhodes, William R. Ricardel, Mira R. Rice, Condoleezza Rice, Donald S. Rice, Joseph A. Rice, Joseph Lee III Rice, Susan E. Rich, John H. Jr. Rich, Michael D. Richard, Anne C. Richards, Paul G. Richards, Stephen H. Richardson, Frank E. Richardson, Henry J. III Richardson, John Richardson, Richard W. Richardson, William B. CFR Membership Roster September 1, 2008 Richardson, William R. Richardson, Yolonda C. Richburg, Keith B. Richter, Anthony Riddell, Malcolm C. Ridgway, Rozanne L. Rieckhoff, Paul J.† Rieff, David Rielly, John E. Riffat, Imran Rifkind, Robert S. Ringold, Dena Riordan, Michael L. Riotta, Giovanni Rishikof, Harvey Ritch, John B. III Rivers, Richard R. Riviera, Gloria S. Rivkin, David B. Jr. Rivkin, David W. Rivlin, Alice M. Rizk, Nayla M. Robb, Charles S. Robbins, Carla Anne Robbins, Elizabeth Jane* Robbins, Rachel F. Robert, Joseph E. Jr. Robert, Stephen Roberts, Bradley H. Roberts, John J. Roberts, Walter R. Robinson, Barbara Paul Robinson, David Z. Robinson, Davis R. Robinson, James D. III Robinson, Linda Robinson, Pearl T. Robison, Olin C. Rocca, Christina B. Rocha, V. Manuel Roche, James G. Rockefeller, David Rockefeller, David Jr. Rockefeller, John D. IV Rockefeller, Nicholas Rockwell, Hays H. Rockwell, Keith McElroy Rodin, Judith Rodriguez, Cristina M.† Rodriguez, Rita M. Rodriguez, Vincent A. Rodrik, Dani Roett, Riordan Roff, J. Hugh Jr. Rogers, John M. Roggero, Frederick F. Rogoff, Kenneth S. Rohan, Karen M. Rohatyn, Felix G. Rohlen, Thomas P. Rokke, Ervin J. Roman, Nancy Ellen Romano, Christina M. Romanowski, Alina L. Romberg, Alan D. Romero, Philip Joseph Romero-Barcelo, Carlos A. Romig, Alton D. Jr. Rondeau, Ann E. Roosevelt, Theodore IV Rose, Charles Peete Jr. Rose, Daniel Rose, Elihu Rose, Gideon Rose, Joseph B. Rose, Marshall Rosecrance, Richard Rosen, Andrew Allen Rosen, Arthur H. Rosen, Daniel H. Rosen, Gary Rosen, Jack Rosen, Jane K. Rosen, Jeffrey A. Rosen, Robert L. Rosenberg, Mark B. Rosenblatt, Lionel A. Rosenblatt, Peter R. Rosenblum, Mort L. Rosenfeld, Stephen S. Rosenfield, Allan Rosenfield, Patricia L. Rosenkranz, Nicholas Quinn Rosenkranz, Robert Rosenstein, Scott Andrew Rosensweig, Jeffrey A. Rosenthal, Andrew M. Rosenthal, Douglas Eurico Rosenthal, Jack Rosenthal, Joel H.* Rosenthal, Mitchell S. Rosenwald, E. John Jr. Rosenwald, Nina Rosenzweig, Robert M. Rosett, Claudia Roskens, Ronald W. Rosner, Jeremy D. Rosovsky, Henry Ross, Christopher W.S. Ross, Dennis B. Ross, Gary N. Ross, Robert S. Rossabi, Morris Rosso, David J. Rossotti, Charles O. Rostow, Nicholas Rotberg, Robert I. Roth, Kenneth Roth, Stanley Owen Roth, William M. Rothkopf, Adrean S.† Rothkopf, David Jochanan Rottenberg, Linda D. Roumani, Nadia Route, Ronald A. Rovine, Arthur W. Rowen, Henry S. Rowny, Edward L. Roy, J. Stapleton Rubenstein, David M. Rubenstein, Leonard S.* Rubin, Arthur Mark Rubin, Barnett R. Rubin, Gretchen C. Rubin, James P. Rubin, Nancy H. Rubin, Nilmini Gunaratne Rubin, Robert E. Rubin, Trudy S. Rudder, Philip C. Rudenstine, Neil L. Rudin, William C. Rudman, Warren B. Ruenitz, Robert M. CFR Membership Roster September 1, 2008 Ruggie, John G. Rugh, William A. Runge, Carlisle Ford Rupp, George E. Ryan, Arthur F. Ryan, Evan M.† Ryan, John T. III Ryan, Kevin P. Ryan, Michael E. Ryan, Patrick G. Jr. S Sacerdote, Peter M. Sachs, Jeffrey D. Sacks, Paul M. Sagan, Scott D. Sakoian, Carol Knuth Salacuse, Jeswald William Salazar, Ana Maria Salem, George R. Salomon, Richard E. Salomon, William R. Salzman, Anthony David Samore, Gary Sample, Steven B. Samuels, Barbara Christie II Samuels, Michael A. Samuels, Richard J. Sanchez, Miguel Antonio Sanchez, Orlando Sandalow, David Sandel, Michael J. Sander, Alison B. Sanders, Barry A. Sanders, Marlene Sanderson, Steven E. Sands, Amy Sanger, David E. Sanok, Stephanie† Sapiro, Miriam Sapolsky, Harvey M. Sapp Mancini, Angela M. Sargeant, Stephen Thomas Sarotte, Mary Elise Sassen, Saskia Sasser, James R. Satcher, David Satloff, Robert B. Satter, Muneer A. Saujani, Reshma M.† Saul, Ralph Southey Saunders, Harold H. Savage, Frank Sawoski, Mark Sawyer, Diane Sawyer, Reid L. Scalapino, Robert A. Schacht, Henry B. Schadlow, Nadia Schaffer, Howard Bruner Schaffer, Teresita C. Schake, Kori Schearer, S. Bruce Schecter, Jerrold L. Schecter, Kate S. Scheffer, David J. Scheinman, Lawrence Schell, Orville Hickok Schell, Theodore H. Schenker, David K. Schick, Thomas Schifter, Richard Schijman, Alixandre Schiller, Vivian L. Schlesinger, James R. Schlesinger, Stephen C. Schlosser, Herbert S. Schmemann, Serge Schmertz, Herbert Schmidt, Benno Jr. Schmidt, Eric* Schmidt, Todd A. Schmoke, Kurt L. Schnabel, Rockwell A. Schneider, Jan Schneider, William Schneider, William Jr. Schneier, Arthur Schnetzer, Amanda W. Schoen, Douglas E. Schoettle, Enid C.B. Schorr, Daniel L. Schrage, Elliot J. Schrage, Steven Patrick Schramm, Carl J. Schreiber, Brian T. Schroeder, Christopher Matthew Schubert, Richard Francis Schuepbach, Martin A. Schuker, Jill A. Schulhof, Michael Peter Schultz, Tammy† Schulz, Laura Abrahams† Schulz, William F. Schumacher Matos, Edward Schwab, George D. Schwab, Susan Carroll Schwalbe, Nina Rebecca Schwartz, Bernard L. Schwartz, Eric Paul Schwartz, Norton A. Schwartz, Peter Schwarz, Adam Schwarzer, William W. Schwarzman, Stephen A. Schwebel, Stephen M. Schweitzer, Theodore U. Schwerin, Samuel Lawrence Sciolino, Elaine F. Sciutto, James E.* Scoblic, J. Peter Scott, Jeannine B. Scott, John M. III Scott, Robert A. Scowcroft, Brent Scranton, William W. Scully, Timothy R. Seagrave, Norman P. Sears, Jonathan E. Seaton, James B. III Segal, Sheldon J. Segal, Susan Louise Seib, Gerald F. Seibold, Frederick C. Jr. Seiple, Chris Sekulow, Eugene A. Selee, Andrew D. Selin, Ivan Sender, Henny Sennett, Richard Sepúlveda, Lilian Servan-Schreiber, Pascaline* Sesno, Frank W. Sestanovich, Stephen R. CFR Membership Roster September 1, 2008 Setser, Brad W. Sewall, John O.B. Sewall, Sarah Sewell, John W. Sexton, John E. Seymour, Frances J. Shafer, D. Michael Shafer, Jeffrey R. Shaheen, Mark A. Shailor, Barbara Shalala, Donna E. Shalikashvili, John M. Shambaugh, David Shanker, Thomas Daniel Shapiro, Andrew J. Shapiro, Daniel B. Shapiro, Isaac Shapiro, Judith R. Shaplen, Jason T. Sharma, Anita Sharp, Daniel A. Shattuck, John Shaw, David E. Shearer, Brooke L. Sheehan, Kevin P. Sheehan, Michael A. Sheeran, Josette M. Sheffield, Jill W. Sheinbaum, Stanley K. Sheldon, Eleanor B. Shelp, Ronald K. Shelton, Joanna Reed Shelton-Colby, Sally A. Shenk, George H. Shepard, Stephen B. Shepardson, Robert Thomas Shepherd, J. Michael Shepherd, Karen F. Sheriff, Alan R. Sherkey, Mark B. Jr. Sherman, Wendy R. Sherr, Lynn B. Sherry, George L. Sherwood, Benjamin B. Sherwood-Randall, Elizabeth Shields, Geoffrey B. Shields, Lisa Katherine Shiffman, Gary M. Shifter, Michael Shinn, James J. Shinseki, Eric Shipley, Walter V. Shirk, Susan L. Shirzad, Faryar Shlaes, Amity Ruth Shoemaker, Christopher C. Shonholtz, Raymond Shribman, David M. Shriver, Donald W. Jr. Shriver, Timothy P. Shu, John Shulman, Colette Shultz, George P. Shultz, Susan Kent Fried Shuman, David L. Shuman, Stanley S. Sick, Gary G. Siebert, Muriel F. Siegal, Bippy M. Siegel, William D. Siegman, Henry Sifton, Elisabeth N. Sifton, John Sigal, Leon V. Sigelman, Joseph M. Sikkink, Kathryn A. Silas, C. J. Silber, Laura J. Silberman, Laurence H. Silberman, Robert S. Silberstein, Alan M. Silkenat, James R. Silver, Allison Silver, Brian M. Silver, Daniel B. Silver, Ron Silverberg, Daniel I.† Silverberg, Kristen L. Silvers, Robert B. Simes, Dimitri K. Simmons, Adele Simmons, Matthew R. Simmons, P. J. Simmons, Ruth J. Simon, Denis Fred Simon, Hugh V. Jr. Simon, Jennifer J. Sims, Calvin G. Sinclair, Paula J. Singh, Manisha Singleton, Lincoln Cameron Sinkin, Richard N. Sisk, Mark S.* Sitrick, James Baker Skinner, Kiron Kanina Sklarew, Jennifer Friedman Skol, Michael M. Skolnikoff, Eugene B. Skora, Alexander J. Skorton, David J. Slade, David R. Slattery, Jim C. Slaughter, Anne-Marie Slaughter, Richard A. Slavin, Barbara Slawson, Paul S. Sloane, Ann Brownell Sloane, Leigh Morris Sloat, Amanda L.† Slobogin, Kathy* Slocombe, Walter B. Small, Lawrence M. Smalley, Kathleen Smalley, Patricia T. Smart, Christopher W. Smart, S. Bruce Jr. Smeall, Christopher Smidt, Jonathan D.† Smith, Adam Michael Smith, Dane F. Jr. Smith, David Shiverick Smith, Edwin M. Smith, Fern M. Smith, Fred Gary Smith, Frederick Wallace Smith, Gayle E. Smith, Hedrick L. Smith, Jean Kennedy Smith, Jeffrey H. Smith, John T. II Smith, Justin B. Smith, Leighton W. Jr. Smith, Malcolm B. Smith, Martin CFR Membership Roster September 1, 2008 Smith, Michael B. Smith, Perry M. Smith, Peter Hopkinson Smith, R. Jeffrey Smith, Richard M. Smith, Stephen G. Smith, Theodore M. Smith, Tony Smith, W. Y. Smith, Winthrop H. Jr. Snider, Don M. Snider, L. Britt Snow, Robert Anthony Snowe, Olympia J. Snyder, Jed C. Snyder, Richard E. Snyder, Timothy D. Sobel, Richard Paul Sobol, Dorothy Meadow Soderberg, Nancy E. Sofaer, Abraham David Sokolski, Henry D. Solarz, Stephen J. Solnick, Steven L. Solomon, Andrew Wallace Solomon, Anne G.K. Solomon, Joshua N. Solomon, Peter J. Solomon, Richard H. Solomon, Robert Sonenshine, H. Marshall Sonenshine, Tara Diane Sonnenberg, Maurice Sonnenfeldt, Helmut Sonnenfeldt, Richard W. Sorensen, Gillian Martin Sorensen, Theodore C. Sorkin, Andrew Ross† Soros, George Soros, Jonathan T.A.* Soros, Paul Sosnicky, James R. Soudriette, Richard W. Sovern, Michael I. Sowers, Thomas S. II† Spagnuolo, Stephen A. Spalter, Jonathan Spangler, Scott M. Spector, Leonard S. Speedie, David C. Speedie, David Sam Speltz, Paul W.* Spencer, Edson W. Spencer, John Sperling, Gene B. Spero, Joan E. Spero, Joshua B. Speyer, Jerry I. Speyer, Robert J. Spiegel, Daniel L. Spiegel, John W. Spielvogel, Carl Spiers, Ronald I. Spindler, J. Andrew Spiro, Herbert John Spoon, Alan Spratt, John M. Jr. Stacks, John Stahl, Lesley R. Staley, Kenneth W. Stam, Allan C. Stamas, Stephen Stanger, Allison Katherine Stanislaw, Joseph A. Staples, Eugene S. Starr, Alexandra L. Starr, Kenneth I. Stavridis, James G. Steel, Ronald Steiger, Paul E. Stein, David F. Stein, Elliot Stein, Eric Steinberg, David J. Steinberg, James B. Steinberg, Mark R. Steinberg, Richard H. Steinbruner, John D. Steiner, Joshua L. Steiner, Steven E. Stempel, John D. Stent, Angela Evelyn Stepan, Alfred C. Stern, David J. Stern, Eliyahu Stern, Fritz Stern, Jeffrey M. Stern, Jessica E. Stern, Paul G. Stern, Paula Stern, Todd D. Stern, Walter P. Sternberg, Marc S. Sternberg, Seymour Sterner, Michael E. Stetson, Anne Stevens, Charles R. Stevens, James W. Stevens, Paul Schott Stevens, Robert J. Stevenson, Charles A. Stewart, Brittany D. Stewart, C. Evan Stewart, Donald M. Stewart, Gordon C. Stewart, Jamie B. Jr. Stewart, Ruth Ann Stiehm, Judith Hicks Stiglitz, Joseph E. Stiles, Deborah F. Stith, Charles R. Stith, Kate Stobaugh, Robert B. Stockman, David A. Stoessinger, John G. Stoga, Alan J. Stokes, Bruce Stone, Christopher B. Stone, Jeremy J. Stonesifer, Patricia Q. Strasser, Jacqueline Laura Straus, Oscar S. II Strauss, Robert S. Streeb, Gordon L. Stremlau, John J. Stringer, Howard Strmecki, Marin J. Strock, James M. Stromseth, Jane E. Stroock, Thomas F. Strossen, Nadine Studzinski, John J.* Stuehmke, Dorothy J.† Styron, Rose CFR Membership Roster September 1, 2008 Sudarkasa, Niara Sufi, Awais Sughrue, Karen M. Suleiman, Ezra N. Sullivan, Gordon R. Sullivan, John D. Sullivan, Louis W. Sumerlin, Donald Marcus Summers, Lawrence H. Sun, Angela† Sundiata, Ibrahim K. Suro, Roberto A. Sutphen, Mona K. Sutterlin, James S. Sutton, Francis X. Suzman, Cedric Swank, Emory C. Swanson, Carl Axel Sweeney, John J. Sweig, Julia Ellen Sweitzer, Brandon W. Swid, Scott L. Swid, Stephen Claar Swiers, Peter Bird Swing, John Temple Swisher, Clayton E. Syron, Richard F. Szekely, Deborah* Szporluk, Roman T Taft, William H. IV Tagliabue, Paul Tahir-Kheli, Shirin R. Talbot, Phillips Talbott, Devin L.† Talbott, Strobe Talwar, Puneet Tan Bhala, Kara W.Y. Tananbaum, Steven A. Tang, David K.Y. Tanner, Harold Tanter, Raymond Tapia, Raul R. Tarnoff, Alexander Tarnoff, Peter Tarter, C. Bruce Tarullo, Daniel K. Tatlock, Anne M. Taubman, William Tauscher, Ellen O. Tavares, Ricardo S. Taylor, Arthur R. Taylor, Cathy L. Taylor, Diana L. Taylor, James S. Taylor, James Scott Jr.† Taylor, Kathryn Pelgrift Teece, David J. Teichner, Martha A. Teitel, Ruti G. Teitelbaum, Michael S. Telhami, Shibley Tellis, Ashley Joachim Tempelsman, Maurice Temple-Raston, Dina Tenet, George J. Tercek, Mark R. Terracciano, Anthony P. Terry, Sarah Meiklejohn Theobald, Thomas C. Theros, Patrick N. Thielmann, A. Gregory* Thiessen, Marc Alexander Thoman, G. Richard Thomas, Brooks Thomas, Evan W. III Thomas, Franklin A. Thomas, James P. Thomas, Lee B. Jr. Thomas, Lydia Waters Thomas-Graham, Pamela A. Thompson, Fred D. Thompson, Heather Dawn Thompson, Mischa E. Thompson, Nicholas E.S. Thompson, Robert L. Thompson, Tommy G.* Thompson, W. Scott Thomson, James A. Thomson, Robert H.† Thornberry, William M.* Thornburgh, Dick Thornell, Richard P. Thornton, John L. Thoron, Louisa Thorpe, Allen R. Tien, John K. Jr. Tienda, Marta Tierney, Matthew S. Tierney, Patricia E. Tierney, Paul E. Jr. Tiersky, Ronald Till, Kimberly Tillman, Seth P. Tilton, Andrew Timbers, William H. Timothy-Lankester, Kristen Timpson, Sarah Livingston Tindell, Cynthia A. Tingle-Smith, Tanisha N.† Tipson, Frederick S. Tirana, Amina Tirpak, Bradley M. Tisch, Andrew Herbert Tisch, James S. Tisne, Claire Marvel Todman, Terence A. Todt Coon, Kiersten Toft, Monica Duffy Toll, Maynard J. Jr. Tomlinson, Alexander C. Toobin, Jeffrey R. Toomey, Kathleen Elizabeth Topping, Audrey Ronning Topping, Seymour Torano, Maria Elena Torop, Jonathan P. Torres, Gerald Torricelli, Robert G. Toth, Robert C. Toungara, Jeanne Maddox Townsend, Frances Fragos* Townsend, Kathleen Kennedy Trachtenberg, Stephen Joel Train, Harry D. II Train, John Train, Russell E. Trainor, Bernard E. Trani, Eugene P. Traub, James Treadway, Stephen J. Treanor, Adam J. Treanor, Mark C. CFR Membership KAYNAK WWW.GOOGLE.COM.TR